Çoban yıldızı

06.10.2014 21:16:11
A+ A-

Türkçede "Çolpan" sözcüğü, Venüs gezegenine verilen en eski adlardan biri. Tarihsel alanda en eski kayıtlarının olduğu Türkçe belgeler İbn Mühennâ Lugati ve Kitabü'l-İdrak li-Lisani'l-Etraktır. Çolpan sözcüğünün 14. yüzyıldan önce belgelenmemesine, 14. yüzyıldan önceki metinlerde ise Soğdça naxıd (>günümüzdeki erkek adı Nahit) ve Türkçe sevit (Kutadgu Bilig’de) sözcükleriyle anılmasına karşın, çok daha eski bir geçmişi vardır. Türk mitolojisinde başlangıçta savaşçı kabul edilen bu gök cisminin 11. yüzyılda sevmek (sev-it) eyleminden türetilmiş bir sözcükle anılarak Babil (Ishtar), Sümer (Inanna), Grek (Aphrodite) ve Pers (Anahita> Nahid) mitolojilerinde olduğu gibi aşk ve doğurganlıkla ilişkilendirilip dişil bir karaktere büründürülmesi, kültürlerarası ilişkilerin sonucudur. Bu bağlamda Eski Türkçenin etimoloji sözlüğünün yazarı İngiliz Türkolog Sir G. Clauson, sevitle ilgili son derece önemli bir saptama yapmıştır: “sevit, Yusuf Has Hacib tarafından icat edilmiş bir sözcük olabilir.” Gerçekten de sevit, Kutadgu Bilig müellifi tarafından olmasa bile, onun mensup olduğu yüksek kültür çevresinde Batı’nın Afroditi ve Doğu’nun Zühresinin simgelediği kavramlardan (aşk, sevgi) örnekseme yoluyla türetilerek bu dar çevrede kullanımda kalmış, sonraki dönemlere taşınmamış bir öge olabilir.

Sir G. Clauson’a göre çolpan gezegenine Osmanlı alanında “çoban yıldızı” denmesi asılsız bir etimolojiden kaynaklanmaktadır. Kendisi bu görüşünde haksız değildir. Zira çoban sözcüğü Farsçadır ve onun Farsça kökenli olduğunu, bu dildeki gav-ban “sığır çobanı”, şütür-ban “deve çobanı” vb. sözcüklerdeki hayvan adı +ban kuruluşlu yapılar desteklemektedir. Zaten “koyun, keçi vb. hayvanların güdücüsü” anlamlı çoban sözcüğünün Avesta metinlerinde *fšupana “çoban” olarak geçen orijinal Farsça bir söz olduğu ve ç-’li biçimlerin Türkçeden bulaştığı, Alman Türkolog G. Doerfer tarafından yazılmıştır. Bir başka Alman Türkolog Karl H. Menges de, çoban sözcüğünün Soğd veya Pehlevi kökenli eski bir alıntı olduğu görüşünü dile getirerek sözcükteki İndo-İrani kökene dikkati çekmiştir. En eski yazılı belgelerden beri Türkçede “koyun güdücü” için koyçu, “at çobanı” için yılkıçı, “öküz çobanı” için udçı, hatta “domuz çobanı” için tonuzçı vb. sözcüklerin bulunması; sonraki dönemlerde “sığır çobanı” karşılığında sığırtmaçın bulunmasından hareketle, Türkçede sürülerin cinslerine göre güdücülerinin ayrıca adlandırıldığını belirleyebiliriz. Özellikle hayvan adı+çI kuruluşunda çoban’ın yeri yoktur ve bu sözcük Menges ve Doerfer’in saptadığı gibi İndo-İrani kökenlidir. Fšu-pana sözcüğünün ilk ögesini Eski Farsçadaki aynı anlamıyla (“koyun”) Hint-Avrupa dillerinde görmemiz, sözcüğün Hint-Avrupa dil alanındaki varlığına kanıttır: Alm. Schaf, İng. sheep, Felemenkçe schapen vb. Türkçedeki alıntının kaynağı ise Farsçadır.

Türkçede Çolpan’ın çobanlarla özdeşleştirilme ve Venüsün adının “çoban yıldızı”na dönüşme nedenine gelince:

Kuzey yönünde sabit kaldığı için Kutup Yıldızı’nın en eski çağlardan beri yön bulmadaki işlevselliği bilinmektedir. Bir gezegen olduğu için gökteki konumu devingen olan Venüs, kimi zaman kutup yıldızıyla karıştırılır ve yön bulmada kendisine başvurulur. Oysa Kutup Yıldızı yön bulmaya, Venüs ise zaman belirlemeye yarar. Venüs’ün Türkçede Kervankıran adıyla da bilinmesi bu karışıklıktan kaynaklanmaktadır. Anadolu’nun hemen her yerinde söylenegelen Kervankıran türküsü de, Çolpan kaynaklı bir efsaneye dayalı olarak doğmuştur:  “Bir kervan, ertesi gün sabah erkenden yola çıkmak üzere konaklamış. Kervancıbaşı, Sabah Yıldızı’nın doğmasını beklemekteymiş. O sırada gördüğü Kutup Yıldızı’nı, Sabah Yıldızı sanıp kervanın yola çıkması için emir vermiş. Ancak kervan bu yıldıza aldanıp yolunu şaşırmış ve tipiye yakalanıp kırılmış. O günden sonra bu yıldıza "kervankıran" adı verilmiş.” Venüs, güneşin doğuşundan kısa bir süre önce ve batışından kısa bir süre sonra en üst düzeydeki parlaklığına eriştiği için, çobanlar tarafından sabah sürüyü otlatmaya başlama ve akşam ağıllara geri götürmede zaman belirleyicisi olmuştur. Böylece Venüs gezegeni, halk arasında “koyun ve keçi güdenlerin (çobanların) işini gören bir yıldız” gibi algılanagelmişttir. Çolpan sözcüğü de bu suretle kolayca çoban’a dönüşmüştür. Nitekim Türk lehçelerinden olan Kumukçadaki Çolpan tuvdu tan kattı “Çolpan doğdu, tan attı.” ve Karaçay-Balkarcadaki Çolpan çıkmay tan atmaz “Çolpan çıkmayınca tan atmaz” deyimleri, sadece Türkiye Türkçesinde değil, diğer Türk lehçelerinde de, Çolpan’dan zaman belirleyicisi olarak faydalanıldığını göstermektedir. Gezegenin adının Kazakçada hem şolpan hem de şopan olarak ikili biçimde yaşatılması, Kazakçada şopan sözcüğünün çoban için de kullanılması; Kırgızcada “davar veya sığır güden” anlamında çoban biçimi yanında çolponun da bulunması, çolpan (Venüs gezegeni) ile çoban (koyun keçi güdücüsü) arasında sahte ve yapay bir ilişki doğurmuştur. 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.