Çocuklara ayak kelepçesi icadım

06.03.2016 11:25:55
A+ A-

Bir insanı delirtmek için onun dikkatini sürekli olarak dağıtmak yeter. Bir alimin bile ensesine vurup dursanız sonunda öfkelenir. Gürültüden rahatsızlık alından başlar, başın üstüne çıkar ve ensede yoğunlaşır ve alın ile ense arası bir kaynar kazan durumunu alır; alını ve ensesi sürekli yanar, acı içinde olur, gözler kanlanır, kafasına bir balyoz yemiş etkisi yaşar ve bu durum büyük bir acı ve katlanılmazlık vermeye başlar. Bu durum yani gürültü günler, haftalar, aylar sürerse kişide genel ve sürekli bir huzursuzluk ve saldırganlık durumu ve dikkat yitimi başlar.
 
Bu dünyada önlenemez, iki durumlu bir durum var:
1- Hayat kadını denilen kadınların zevklerinin, beğenilerinin, zevklerinin, görünümlerinin, hayranlıklarının, mutluluk yöntemlerinin, mutluluk araçlarının zamanla moda, genel, demokrasi tanımı haline gelmesi.
2- Hava kirliliğinden ve gürültüden şikayetle önceleri dalga geçilmesi, alay edilmesi.
 
Bu ülkede de önceleri hava kirliliği ve hava kirliliğinden şikayetle dalga geçildi, alay edildi ve hava kirliliğinden şikayetçi olanlara 'Koskosca gökyüzü, koskoca hava hiç kirlenir mi?' denildi ve 'Burada hava çok temiz, size şişeyle temiz hava gönderelim' denildi.
 
Sonra aynı durum gürültüden şikayetin başına geldi ve gürültüden şikayetçi olanlarla dalga geçildi, alay edildi ve örneğin gürültü yapan satıcılardan şikayetçi olanlara 'Onlar ekmek parası kazanıyorlar, kendine gel' denildi. Gürültünün verdiği acıyı ve gürültü ile şikayetin ne demek olduğunu iyi bilirim çünkü gürültü ile savaşa(mücadeleye) bundan 15 yıl önce başladığımda bana da aynı şeyler denildiydi. Ve hep şunu dedim: 'Gürültüyü önlemezseniz cinayetler işlenir'. Gerçekten de öyle oldu ve gürültü yüzden o günden bu yana onlarca insan öldürüldü.
 
Gürültü herşeyden önce başkalarına saygısızlıktır ki bunu İslamiyet'in dahi peygamberi, dahi önderi bundan 1400 yıl önce, şimdiki gürültünün zerresinin bile olmadığı bir çağda 'Gürültü yapan bizden değildir; gürültü yapanlar ümmetimin en kötüleridir' diye açıklamışdı(açıklamıştı) ancak anlayan kim oldu. Bir hadis de 'Çalışmakta olana selam vermeyin' der çünkü dikkati dağılabilir hata yapabilir, kaza yapabilir. Gerçek şu ki bu hadislerinde yer aldığı Din hadisileri(hadisleri) dediğim hadislere Müslümanlar harfiyen uysalardı İslam dünyasının ilimi ve medeniyeti karşısında bugün Batı dünyası bile gönüllü olarak diz çöker olurdu. Bence Müslümanların Müslümanlıktan sapmaları Din hadisileri'nden sapmaları ile başlar yani hiç Batıyı ya da düşmanlarını falan suçlamaya kalkmasınlar.
 
Uygar(Medeni) insan gürültüye katlanamaz çünkü yapacağı bir sürü düşünsel, kültürel, beyinsel iş vardır ve bunlar sessizlik, gürültüsüzlük, huzur ister.
 
Yani düşünün ki yatan vardır, uyuyan vardır, hasta vardır, yorgun vardır, işten gelmiş vardır, ders çalışan vardır, kitap okuyan vardır, ibadet eden vardır. İslamiyet'in dahi peygamberi tek bir arabanın, tek bir uçağın, tek bir simitçinin bile olmadığı 1400 yıl önce bunları düşünebilmiş ancak ümmeti bugün bile bunu düşünmekte oldukça başarısız kalıyor ve gürültüden şikayet edenlerle dalga geçiliyor, alay ediliyor. Çok yazık.
 
Evlerde çocuklar var; hiperaktif denilen çocuklar var, hiperaktif olmayan çocuklar var; tüm gün, sabahın sekizinden akşamın onuna, onbirine(on birine) kadar evin bir uçundan(ucundan) bir ucuna koşup, koltuktan koltuğa, kanapeden kanapeye hoplayıp zıplayıp duruyorlar; bir de bu çocukların 2-3-4 olduğunu düşünün. 'Onlar çocuk, tabi koşacaklar, hoplayıp zıplayacaklar' deniliyor ancak tuhaf ki kahve takımlarını, çay takımlarını, bibloları, camları kırdıklarında 'Onlar çocuk, tabi ki kıracaklar' denilmiyor.
 
Öncelikle derim ki çevresine gürültü, huzursuzluk yayan çocukları olanlar zemin katda(katta) otursunlar ve onlara zemin kat dışında konut verilmesin yoksa gerçekten kötü sonuçlar oluşabilir. Bir de ev tutacak ya da alacak olanların üst katda ve alt katda gürültücü çocukluların oturup oturmadıklarını öğrenmeleri iyi olur çünkü bazı çocukların gürültüleri yalnızca alt kata değil üst kata da yansır.
 
Bir de hiperaktif denilen çocukları ya da çocuğu olanları düşünün ve alt katdakilerin neler çektiğini düşünün.
 
Dünya çocuklara göre düzenlenemez çünkü dünyayı, hayatı, uygarlığı yaratanlar huzura da gereksinimi olan büyüklerdir.
 
Ben gürültücü çocuklara yani evde bir oraya bir buraya 'Güm güm, bam bam' diye koşan çocuklar için ayak kelepçesi icat etdim(ettim), kuramsal olarak. Bu kelepçe ayak bileklerine takılıyor, yumuşak, esnek; renk renkler ve sevimli görünümdeler; ve yalnızca koşmayı ve kanapelere, koltuklara çıkmayı engelliyorlar, yürümeyi değil ve çocuk koşmaya çalıştığı anda, içindeki bir çipten 'Koşma, gürültü yapma, başkalarını rahatsız etme çünkü uyuyan, hasta, kitap okuyan, ders çalışan olabilir ve onlar rahatsız olabilirler, başkalarını rahatsız etmeye, üzmeye hakkın yok' sesi çıkıyor.
 
Tuhaf birşey ki eğer hiperaktif değillerseler bu çocuklar sokakda(sokakta) oldukça sakinler, süt dökmüş kedi gibiler ancak evde tam bir gürültü makinasına dönüşüyorlar ve yine tuhaf ki bu durumları yalnızca ya da genelde evde babaları yokken oluyor ki bu durumda demek ki anneleri onları şımartıyor ve eğitemiyor.
 
Bence gürültücü çocuk durumunda başvurulacak yerler olmalı ve yetkili kişiler şikayetçi eve gelip durumu görmeliler ve gürültücü çocuğa ya da çocuklara ayak kelepçesi takılmasına karar verdiklerinde yetkiller gidip çocuğa ya da çocuklara zorunlu olarak ayak kelepçesi takmalılar. Ve dileyen aileler de bunları kendi çocuklarına takabilirler çünkü altlarında, üstlerinde başkaları olmasa da kendileri de rahatsız olabilirler.
 
Bu kelepçelerin anahtarları kuşkusuz ki çocuğun ya da çocukların annelerinde, babalarında ya da yanlarında kalmakta olanlarda olacak ancak görevliler aniden denetimlerle duruma uyulup uyulmadığını inceleyecekler ve durum ihlali varsa anneye, babaya ceza yazacaklar ve öyle ki anneye, babaya başka yaptırımlar da uygulayabilecekler.
 
Bir de yüksek tansiyonu olan ya da bir sağlık sorunu olan insanları düşünün.
 
Medeniyet gürültüsüzlük demektir, gürültünün olduğu yerde medeniyet olmaz çünkü gürültü en büyük, en önemli hak ve özgürlük ihlallerinden biridir.
 
Medeniyeti kelepçelemektense gürültüyü kelepçelemek yeğdir.
 
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi
İnternette yayınlandığı zaman: 6.3.16/11.13