Cumhuriyet'in ilk yıllarında Madencilik

11.11.2014 12:51:21
A+ A-

Madencilik faaliyetleri yüzyıllardır çeşitli materyal ve yöntemlerle yapılmaktadır. Osmanlı Devletinde Fatih döneminden itibaren belirtecek olursak fetih hareketleri ile özellikle Avrupa ve Balkanlarda çeşitli maden kaynaklarına ulaşılmış ve çıkarılarak işlenmiştir. 18. yy'a kadar Osmanlı Devleti maden işletmeciliği konusunda Batı ile yarışabilecek konumda olmuştur. Ancak Avrupa'da yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve maden arama faaliyetlerinin arttırılması sonucunda madencilik ve sanayi faaliyetleri hızlanmıştır. Osmanlı Devleti zamana ayak uyduramaması, teknolojiyiyi ecnebi ve haram olarak görmesi sonucunda madencilik ve sanayileşme konusunda çok geride kalmıştır. 

 

Doğal sonuç olarak ihtiyaçlara cevap veremeyecek konuma geldiğinde vatan topraklarında bulunan maden rezervlerini yabancı sermayeye açarak vergi geliri sağlamak istemiştir. Yabancı şirketler elde ettikleri madenleri hammadde olarak çok ucuz fiyatlara ülke dışına çıkarmış ve sanayi tesislerinde enerji kaynağı olarak kullanmışlardır. Buna karşın ülkede madencilik sanayisi gelişmemiş, istihdam olanakları yaratılmamış, ülke ekonomisi dışa bağımlı hale gelmiştir.

 

Sırayla çıkarılan 1861, 1869, 1887 ve 1906 Maadin Nizamnameleri ile açıkça yabancı sermayeye bağlılık deklare edilmiştir.

 

Birinci Dünya Savaşından sonra Osmanlı Devletinin parçalanması sonucunda başlayan Milli Mücadele döneminde toplanan İzmir İktisat Kongerisinde maden faalyetleri önemsenerek çeşitli kararlar alınmıştır. Bu kararlar özetle öz kaynakların ülke içerisinde işletilmesi, özkaynaklar kullanılarak sanayileşmeye gidilmesi, özel sektörün ve yabancı sermayenin kanunlara uyduğu ve ülke çıkarlarına ters düşmediği sürece desteklenmesi, gerekirse millileştirme yapılması kararları alınmıştır. Bu durumu Misak-ı İktisat'ın şu maddelerinden anlamaktayız:

 

Madde-3: Türkiye halkı, tahrip etmez; imar eder. Bütün emeği ekonomik yönden ülkeyi yükseltmek amacına yöneliktir.

 

Madde-4: Türkiye halkı, tükettiği malı olabildiğince kendi yetiştirir. Çok çalışır, zamanda, parada ve ithalatta savurganlıktan kaçar. Milli üretim için yeri geldiğinde geceli gündüzlü çalışır.

 

Madde-5: Türkiye halkı, servet olarak bir altın hazinesi üzerinde oturduğunun bilincindedir. Ormanlarını evladı gibi sever, bunun için ağaç bayramları yapar; yeniden orman yetiştirir. Madenleri kendi ulusal üretimi için işletir ve servetlerini herkesten fazla tanımaya çalışır.

 

Madde-9: Türk, dinine, ulusuna, toprağına, hayatına ve varlığına düşman olmayan uluslara hep dosttur; yabancı sermayesine karşı değildir. Ancak kendi yurduna, kendi diline ve yasasına uymayan kurum ve kuruluşlarla ilişkide bulunmaz. Türk, bilim ve sanat yeniliklerini nerede olursa olsun doğrudan doğruya alır ve her türlü ilişkide fazla aracı istemez.

 

Sanayileşme faaliyetlerini desteklemek amacıyla 1924 yılında Türkiye İş Bankası ve 1925 yılında Sanayi ve Maadin Bankası kurulmuştur. 1927 yılında Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarılmıştır. Bu dönemde yabancı sermaye devlet ile ortaklaşma şeklinde faaliyet sürdürmüştür. Ancak istenilen düzeye ulaşılamaması üzerine 1932 yılında kabul edilen 1. Kalkınma Planı ile devletçilik politikası benimsenmiştir. Çok önemli yatırımlar devlet eliyle yapılmıştır.

 

1924’de Zonguldak’ta Yüksek Maden ve Sanayi Mektebi açılmıştır.

 

1926 yılında, maden imtiyazına sahip olup da Nizamnameye uymayanların  haklarının elinden alınması hakkında Danıştay kararı yayınlanmıştır.

 
1926 yılında petrol arama faaliyetleri devletleştirilmiştir.
 
 
1926 yılında Arama ve İşletme İdaresi kurulmuştur. Aynı yıl "Sıcak Ve Soğuk Sular ile Kaplıcaların Sıhhi ve İlmi Usullere Göre İşletilmesi Kanunu" çıkarılmıştır.
 
1936 yılından itibaren madenlerin devletleştirilmesi yoluna gidilmiştir.
 
1933 yılında sanayi kuruluşlarına kredi vermek amacıyla Sümerbank kurulmuştur.
 
1933 yılında Altın Arama ve İşletme İdaresi kurulmuştur.
 
1935 yılında Sümerbank ve İş Bankasının ortaklığı ile Keçiborlu Kükürt İşletmesi kurulmuştur.
 
1935 yılında Zonguldak'ta İş Bankası iştirakiyle Antrasit Fabrikası kurulmuştur.
 
1939 yılında Karabük Demir Çelik Fabrikası kurulmuştur.
 
1937 yılında ilk demir rezervi MTA tarafından Divriği'de bulunmuş ve 1939 yılında Divriği Demir Madenleri İşletmesi kurulmuştur.
 
Madenlerde çalışan işçi ve müstahdemlerin, gerekli hallerde ortaya çıkan ihtiyaçlarını temin etmek ve sosyal yardımlaşmayı sağlamak amacıyla 22.07.1339 (1923) tarih ve 2608 sayılı kararname ile Amele Birliği ve İttihat-Teavün Sandıkları Talimatnamesi yayınlanmıştır.
 
Madencilikle ilgili olarak Türk Anonim Şirketler kurulmuştur.
 
1935  yılında kurulan Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA) Türkiye’nin en önemli madenci kuruluşu olup, ülke maden sahalarının aranması, işletmeye elverişli sahaların bulunması, fenni ve jeolojik tetkiklerinin yapılması, maden sanayide çalışacak her derecedeki elemanların yetiştirilmesini sağlamak üzere kurulmuştur.
 
1935 yılında kurulan Etibank; Cumhuriyet Dönemi madenciliğinin en önemli kurumlarından birisidir. Maden cevherleri, taş ocağı maddeleri, madenî ham maddeler ile maden malzemesi almak, satmak ve bunların alım satımına vasıta olmak, maden imtiyazları ile ruhsatname hisselerini elde etmek veya üzerine almak gibi görevleri vardır.
 
 
 
1935 yılında elektrik İşleri Etüd İdaresi kurulmuştur.
 
 
 
Atatürk'ün Madenciliğe Bakışı
 
  • "Topraklarımızın altında el değmemiş halde duran maden hazinelerini az zamanda işleterek, milletimizin yararına açık bulundurmak lazımdır.”

 

  • “Türkiye'de Devlet madenciliği, milli kalkınma hareketiyle yakından ilgili ve önemli konulardan biridir. Genel endüstrileşme anlayışımızdan başka maden arama ve işletme işine her şeyden önce dış ödeme imkânlarımızı, döviz gelirimizi artırabilmek için devam etmek ve özel bir önem vermek zorundayız.”
 
  • “Ekonomide, sanayileşme programımızı tahakkuk ettirmek, ürünlerimizin nefasetlerini ve standartlarını tanzim ve muhafaza etmek, her türlü deniz ekonomisini genişletmek, her türlü maden ekonomisini büyütmek, küçük kredi müesseselerini vücuda getirmek kararındayız.”
 
  • “Maden Tetkik ve Arama Dairesinin çalışmalarına hız vermesini ve bulunacak madenlerin rantabilite hesapları yapıldıktan sonra, planlı şekilde işletmeye konulmasını temin etmemiz lazımdır”
 
 
  • “Maden işleri yeni bir açılma devresindedir. Maden mühendislerimizi ihtiyaca yeter sayı ve değerde yetiştirmeyi önemsemek gerektir. Kömür havzasının rasyonel işlemesi için tedbirler aramak lazımdır. ”
     
     
     
     
 

 

       

 

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.