Değişimin kaçınılmazlığı üzerine bir analiz...

14.03.2015 09:30:08
A+ A-


 İnsan merakının en başında sanırım varlık sebebi gelir. Bahsettiğim insanın varlığı değil var olanın varlığı. Yani niye mutlak hiçlik diye bir şey yok da varlık var. Sanırım bu benlik ile ilgili birşey olsa gerek. Yoksa bir taşın varlık yada yokluk algısı olamazdı. Ama bu merakımızı bir şekilde aştıktan sonra aklımıza gelen ilk soru evrenin yada daha ötesinin nasıl çalıştığı sorusu olsa gerek. Bizim algılama sınırlarımızı aşan ama yinede umutsuzca da olsa anlamaya çalışmamız gerektiğini düşündüğüm bir düzen, bir yöneliş bir akış olmalı. Bundan fizikçilerin   özelliklede Einstein in aradığı herşeyin formülünü kastedmiyorum. Böyle bir formül hiçbir zaman bulunamayacak tabiki ama kastediğim bir akar suyun  bir tepeden akarken zikzaklar çizsede yönünün aşağı doğru olması gibi herşeyin  bir yönelişi, genel bir akışı olmalı diye düşünüyorum. Nihayetinde insanın hedefide de bilinçsizcede olsa bu yönelişe bağlı olmalı. Bu teleolojik yaklaşım aynı zamanda teolojik bir bakış açısını yansıtsada kastetdiğim o değil. Biraz açayım isterseniz.

Bütün bilim dalları değişimin kurallarını bulmaya dayalıdır. Eğer hiçbir şey değişmiyorsa orada bir bilimden söz edilemez. Aynı zamanda algıdanda söz edilemez. Bu durumda varlık sorgulanır hale gelir. Şöyleki herşeyin ama aklınıza gelen herşeyin durağan olduğu kapalı bir sistem düşünün. Her şeyin durduğu bir ortamda eletronlar hareket etmez, çekim kuvvetleri ortadan kalkar quantumun ilgi alanına giren hiçbir şey var olamaz. Zira  quantum açısından uzay boşluğu bile kıpır kıpırdır. Hal böyle olunca durum bizim algımızın ötesine geçer. Herşeyin durağan olduğu bir sistem bizim bilgilerimize göre yaratılmaz. En azından bu evrende geçerli olan fizik kurallarına göre. Ama diyelim bizim anlayamadığımız biçimde böyle bir ortam var. Bu nasıl bir ortam olur. Buradaki ortamda algı olamaz. Zira algı için beyinde yada algıyı sağlayacak her neyse onda bazı değişimler olması gerek. Nöronlar arası elektrik akımı gibi. Buda bizim durağanlık kuralımızı bozar. Böyle bir  ortam ancak bir kere yaratılmış sonra öylece kalmış olmalıdır. Diyelim ki bu durumuda aştık ve böyle tamamen durağan bir sistem yarattık. Bahsettğim gibi sistemin içindeki  biri için algı söz konusu olamaz o yüzden  dışından gözlemlediğimizi düşünelim. Bu durumda dahi sistemi gözlemleme yada algılamaya yönelik yaptığımız her girişimde aslında bu sistemin  durağanlığını bozar. Zira görmek için sisteme foton  göndermeniz gerekir ki bu da çartığı yerin konumunu değiştirir. Yada görmek dışında algılamak için gereken diğer her şeyde  sistemin durağanlığı bozulur. Bu demek oluyor ki biz  hiçbir zaman böyle bir sistemin varlığından haberdar olamayız.

Diğer yandan böyle mutlak durağan bir sistemde zaman da durur. Çünkü aslında zaman bir anlamıylada değişimin ölçümüdür. Zamanın durması teorik olarak mümkündür. örneğin karadeliklerin merkezinde sonsuz çekimden dolayı zamanın durduğu düşünülür. Bu bağlamda belkide karadeliklerin içi mutlak durağanlığın da bir örneği olabilir. Çünkü şu an bildiklerimizle karadeliklerin içindeki fizik bizim gündelik fiziğimizden farklı çalışır. O yüzden tam durağanlık mümkün görünmez derken aslında şu anki anlayışımıza göre söylediğimi belirtmem gerek. Aynı çıkmaz sonsuz kavramını anlamamızda da yatar örneğin. .

Fizikteki entropi kavramı düzen yada düzensizliğin ölçüsüdür. Yani en basit anlatımıyla dağınık bir odanın entropisi toplu bir odanın entropisinden daha  fazladır. Diğer yandan evrendeki genel entropinin artma eğilimde olduğu bilinir. Yani evren gittikçe düzensizliğe doğru kayar. Tabi bölgesel entropi azalmaları bu kuralı bozmaz. Zira bahsedilen evren denilen kapalı genel akıştır. Zamanın akışıda entropinin artıp azalmasına göre artı yada eksi olduğu kabul edilir. Yani evrendeki şu anki toplam entropi herhangi bir zamandaki entropiden daha düşükse o herhangi bir zaman gelecekte demektir. Böyle düşününce başlangıçta sonsuz bir düzenden düzensizliğe doğru kayış vardır. İşte bu nedenle entropi  aslında değişiminde bir ölçüsü olabilir. Tam duragan bir sistemin entropisi sıfırdır. Daha doğrusu entropi hiç değişmez. Başlangıcı sıfır kabul edersek hep sıfır kalır.

Yukarıda anlattıklarımın hepsi aslında herşeyin değişim üzerine kurulu olduğunu anlatmak içindi. Değişimin kurallarını bulmakdır aslında insanın temel gayesi. Değişim kendi içinde de değişim gösterdiği için amaç büyük değişimin yönelimini bulmaktır. Bu kuzeye doğru giden bir trende güneye yürüyen bir adamın yön değişimini ancak dışarıdan bakan bir gözlemcinin anlamasına benzer. Ama trende dünyayla beraber döner ve toplam değişimi anlamak için dünya dışından bakmak gerekir. Ve bu böyle sürüp gider. Bana göre evren ve ötesindeki her değişimin genel bir yönelimi olmalı. Her bulunan yeni değişim kuralı özellikle fizikte büyük bir değişim kuralının alt değşim modeli olabilir. Bu içi içe geçmiş kurallar silsilesi demektir. Hiçbir zaman en dıştaki değişimin kuralına ulaşamayacak olduğumuzu bilmemize rağmen kademeleri sırayla geçmekde insan için en büyük haz olsa gerektir. . .



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.