Dijital yerlileri "Yabancılaşma"ya mı itiyoruz?

20.11.2014 11:31:28
A+ A-

"Dijital yerliler" tabiri 2001 yılında Marc Prensky'nin kullanımıyla popülerleşm. Prensky'nin temel iddiası şu: Doğduğu günden beri dijital teknolojinin içinde olan gençler, önceki jenerasyonlardan (dijital göçmenlerden) daha farklı düşünüyor, öğreniyor.
 
Dijitalleşen dünyayla birlikte gençler de değişti. Hem de radikal bir şekilde. Ve günümüz eğitim sistemi de değişen ihtiyaçları karşılayamıyor. Çünkü yeni jenerasyon tamamen yeni teknolojiyle büyüdü. Doğduğundan beri şu ya da bu şekilde bilgisayar, cep telefonu, akıllı telefon ve tv'ye maruz kaldı. Bu da beyin yapılarını ve düşünce tarzlarını değiştiriyor. Beyin yapısı değişir mi canım diyebilirsiniz ama değişiyor. Kavramın adı "neuroplasticity". Tanımıysa şöyle: çeşitli iç ve dış uyaranlara bağlı olarak beyindeki nöronların ve bunların oluşturduğu sinapların yapısal özellikleri ve işlevlerindeki değişiklikler. Tabii bu değişimin gerçekleşmesi için düzenli olarak belirli sürelerde aynı uyarıcılara maruz kalmak gerekiyor. Konuşmaya odaklı beynimizin de bu şekilde okuma yazma öğrendiği söyleniyor. Haftada 5 gün, günde birkaç saat eğitim verilerek.
 
Şu verileri de bilmekte fayda var. Şimdiki çocuklar, yani dijital yerliler üniversiteyi bitirmeden önce 10 bin saat video oyunu oynuyor; 200 bin e-posta, sms ve mesaj gönderip alıyor; 10 bin saat telefonda konuşuyor; 20 bin saat tv izliyor ve 500 bin reklama maruz kalıyor. Ortalama 5 bin saat de basılı kitap/yayın okuyorlar. Yani eskisinden çok daha fazla sayıda uyarıcı etrafında büyüyorlar. Dolayısıyla beyin yapıları ve düşünce tarzlarının farklı olması zaten kaçınılmaz.
 
Dijital yerliler (ki ben de ucundan kenarından bu gruba giriyorum ama tabii ki 2000 sonrası doğanlarla benim aramda da bir uçurum var) tek bir şeye odaklanmaktansa eş zamanlı pek çok iş yürütebiliyorlar. Hani diyoruz ya "Çocuklar derse odaklanmıyor, dikkatleri hep başka yerde." diye, işin aslı öyle değil. Çocuklar üzerinde bir çalışma yapılmış. İki gruba ayrılan çocuklara Susam Sokağı izletilmiş. Ancak bir gruptaki çocukların bulunduğu ortama oyuncaklar da bırakılmış. Etrafında oyuncak olan çocukların Susam Sokağı'nın daha az takip ettiği gözlenmiş(oran %87'ye %47). Sonra tüm çocuklara Susam Sokağı'nın izledikleri bölmüyle ilgili aynı sorular yöneltilmiş. Sonuç şaşırtıcı: İki gruptaki çocuklar da tamamen aynı oranda şey hatırlamış ve anlamış. Çalışmanın yapıldığı 5 yaşındaki çocukların gerçekten işlerine yarayacak bilgiye nasıl stratejik biçimde ulaştığı ve dikkatini ona göre ayarladığı oldukça ilginç bir veri.
 
Eş zamanlı iş yürütebilme dijital yerlilerin en önemli özelliklerinden biri ama tek özellikleri değil. Dijital yerliler aynı zamanda metin yerine görseli tercih ediyorlar, oldukça aktifler, iletişimde/bağlantıda olmayı seviyorlar, video oyunlarının sıkı hayranılar ve internete bağımlılar.

Tüm bu özellikler ve benim bilmediğim daha birçok özellikleri yüzünden dijital yerliler için eğitimde ciddi reformlar yapılması gerekiyor. Geleneksel eğitim yöntemleri dijital yerlilerin ilgisini çekemiyor, hatta onların eğitime, okula "yabancılaşmasına" neden oluyor.
 
Prensky'nin makalesinin ardından yapılan çalışmalarda homojen bir "dijital yerli" jenerasyonu olmadığı, bu konunun sosyo-ekonomik statü, cinsiyet, geçmiş gibi farklı açılardan değerlendirilmesi gerektiği söylense de ben Prensky'nin öne sürdüğü fikirlerin önemli ve genel olarak doğru olduğunu düşünüyorum.


YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.