Dincilerin big bang istismarı

25.08.2015 17:18:22
A+ A-

Başlangıçta 'mutlak yokluk' olduğunu ve var olan her şeyin Big Bang sonucu meydana geldiğini varsaymak bilimsel mi? Oysa bilim evrenin öncesinde bir kuantum denizinin, karanlık maddenin v.b. var olduğunu belirtiyor. Mutlak yokluk söz konusu değil. Evren, kuantum denizindeki dalgalanmanın üst üste yığılıp patlamasıyla oluşmuş görünüyor. Bilim insanlarının dediğine göre büyük patlamanın hemen sonrasında kaotik bir durum da ortaya çıkmış ki bu kaotik süreç öncesindeki her türlü varsayımsal tasarımı içinde yok edecektir. Keza eğer evrenle birlikte zaman da başladıysa ki Hawking tarafından söylenen budur, o halde 'evrenin öncesi' diye bir şey düşünülemez zira zaman da evrenle başlamış demektir. Öncelik zamansal bir kavramdır ve zaman da evrenle birlikte başlamışsa 'evrenin öncesi' diye bir şey yok demektir. 
 
Teistlerin hep bilinmeyen noktalara (evrenin öncesi durum gibi) sarılıp spekülasyon yapması ne acayiptir! Oysa her bilnmez bir spekülasyon alanıdır ve bilinmez alanlara ilişkin yegane etik tutum bilmediğimizi kabul etmektir. Evrenden önce Tanrı vardı ve evreni o başlattı demek ile evrenden önce üç tane peri vardı, değneklerini sallayarak evreni onlar başlattı demek arasında hiç fark yoktur. İkisi de desteksiz iddiadır, ikisi de spekülasyondur. İkisinden de bilim değil din olur. Bilgimiz arttıkça boşluklar daralmakta, Tanrı daha da gerilere (evren öncesine) hapsolmaktadır. Sadece evrenin öncesinde bulabildiğiniz (o da ancak spekülasyonla!) bir Tanrı teizmin değil ancak deizmin tanrısı olabilir ki yine dine yer kalmaz. 
 
Pek çok teist Big Bang öncesinde mutlak yokluğun var olduğunu, Tanrının bu yokluktan evreni var ettiğini (yarattığını) düşünüyor. Oysa evrenin öncesi mutlak yokluk değildir, bir şeyler vardır. Ne vardır? İşte burası bilgimizin çok sınırlı olduğu bir alan. Bir şeyler var dediğimizde hemen ''İşte o şey Tanrıdır'' deniyor. Spekülasyon kağısı ardına dek açılıyor. Olan şeyleri sıralarken enerjiden Kelama dek (artık ''Allah ne verdiyse!'') sıralama yapıyorlar. Evrenden evvel enerji olabilir ama Kelam nereden çıktı? Kelam katılabiliyorsa ben de iki üç peri katayım müsaadenizle? 
 
Ezeli olarak var olan bir varlık var mıdır? Bence vardır. Tüm formların özü olan bir formdur. Evrenden önce de var olan bu form, evreni doğuran patlama sırasında nitel değişim yaşayarak maddesel evrenimize dönüşmüştür. Yani bu ezeli varlığı sabit bir şey gibi düşünmenin manası yoktur. Evrende hareket varsa evren öncesinde var olup evrene dönüşen o varlık da hareketli demektir. Görüldüğü üzere açıklama yapmak için Tanrı fikrine lüzum yoktur. Veya daha net anlaşılması için şöyle yazayım: Evren hep vardı ama Big Bang öncesinde bu formda değildi. Başka bir formda (örneğin tamamen enerjisel halde) bulunması onun var olmadığı anlamına gelmez. Evrenden evvel var olan şey yine evrendir. Burada söz konusu olan, evrenin formundaki nitel değişimdir. Big Bang, evrenin maddesel hale geliş sürecidir. Öncesinde evrenin yokluğu değil, maddesel halden önceki formu mevcuttu. 
 
"Ezeli ve ebedi olan bir varlık'' eşittir Tanrı, mı sanıyorsunuz? Teizmin Tanrısının tek özelliği ezeli ve ebedi olmak değildir. İnsan gibi bir akla, duygulara, kişiliğe sahip olmaktır. Evrenin dışında, ona aşkın olmaktır. Yaratıcı (yoktan var edici) olmaktır. Bilim bunların hiçbirini tanımaz. Akıl da bunların hiçbirini tanımaz. Misal, yaratmak denen şeyi mantık alıyor mu? Bana doğada yoktan var olan bir tane şey söyleyebilir misiniz? Yaratım fikri akla aykırıyken Yaratıcı fikri ne kadar akla uygun olabilir peki?
 
Bir de 'ezeli ve ebedi bir varlığa' kişilik atfetmeye bakalım... Bilim bize kişiliğimizin temeli olan akıl ve duygularımız için maddesel bir vücut gerektiğini söylüyor. Beyni olmayan düşünemez diyor. Siz daha bu en temel bilimsel gerçeklerle çatışırken Big Bang'ten medet ummanız biraz komik görünmüyor mu? Ne Big Bangı, siz daha kişilik, akıl ve duygu için beynin şart olduğu realitesini bile kabul etmediniz ki! (Şimdi sakın kimse akıllı bilgisayarlardan falan örnek vermesin. Onlar da bilgisayardır, maddi bir düzeneği, belli bir işletim sistemi vardır. Madde olmadan bilinç olmaz. Bunun aksini gösteren tek bir örnek verilemez).
 
Kimi teistler de diyor ki ''Evrende zeka sahibi varlıklar olduğuna göre bu özelliğin (zekanın) bir kaynağı olmalıdır, işte bu kaynak Tanrıdır.'' Bu akıl yürütme de yanlıştır. Evrende olan her şey Tanrıda da olacaksa hatırlatmak isterim ki evrende toz toprak ve bataklıklar da var. Madde de var, vücut da var. Bu durumda zekanın yanı sıra vücudu da olan bir Tanrı gerekmez mi size? Evrende değişim de var. Madem özellikler Tanrıdan geliyor o halde sizin Tanrı da mı değişken acaba? Görüldüğü üzere evrendeki birtakım özelliklerin bir kaynağı olması gerektiği görüşü yanlıştır. Çünkü; a) Testik bir Tanrıya atfedilemeyecek pek çok özelliği de vardır evrenin. b) Özellikler bir kaynaktan gelip de evrende görünür olmaz, evrenin hareketinin doğurduğu olanaklardan türer. Örneğin yürümek için bacaklar gerekir. Bacakların yaptığı fiziksel harekete yürümek denir. Bu fiziksel hareketten bağımsız bir ''yürümek'' yoktur. Başlangıçta yürümek diye bir şey vardı da yürüyebilen canlılarla açığa çıktı diye bir şey yok. Yürüyebilen canlılar ortaya çıkınca yürümek kavramı da ortaya çıktı. Bu dediğim her özellik için geçerlidir. Başangıçtan beri olan özellikler yok, özellikler evrenin hareketinin ürünüdür. Özellikler, o özelliklere sahip maddesel varlıkların özellikleridir ve onlardan bağımsız bir varlıkları yoktur.
 
Evrende baştan beri içkin kabul edilebilecek iki özellik vardır: 1- Hareket, 2- Zihin. İkinci madde benim fikrimdir ve pek çok ateist buna katılmaz. Zaten ben de ancak geniş yorumlanırsa ateizm çatısı altındayım, yoksa panteistim demem daha doğru olur. Zihin derken, boş zihni kastediyorum. İşleyen bir aklı değil. Çünkü aklın işlemesi için şunların bulunması şarttır;
a) Dış dünya (çünkü dışarıda bir malzeme olacak ki sana kavram hazinesi versin ve onlardan hareketle düşünebil, dış dünya yoksa düşünme malzemesi de yoktur, derin bir uykuda gibi kalırsın),
b) Duyu organları (dış dünyadaki verileri algılayacak duyu organların da olmalı ki düşünebilesin, aksi halde dış dünya olsa dahi sen onu algılayamaz ve düşünemezsin, taş gibi kalırsın),
c) Gelişkin bir beyin ve omurilik sistemi (dış dünyadan gelen bilgileri duyumsayan duyu organlarının bu verilerini işleme kapastesine sahip bir vücut).
Bunlar yoksa düşünen bir zihin (faal akıl) yoktur. Teizmin Tanrısı da zaten bu yüzden akıl dışıdır. Bu üç şartı reddetmektedirler. Tanrı adlı bir varlığın henüz dış dünya (evren) yokken akıl sahibi olarak düşünebildiği, hatta dış dünyayaı düşüncesinde tasarımlayarak yarattığı türünden bir fikri savunmaya dayanırlar. Oysa akıl ancak evrenden sonra ve onun içinde doğabilir (ki 'insan aklı' olarak doğmuştur zaten). Evren öncesinde ise (yani evren şu an ki formundan önceki formundayken) ancak akılsız bir boş zihinden bahsedilebilir. Ki bu da panteizme işaret eder. Henüz evren, duyu organları ve gelişkin bir beyin ve omurilik sistemi yokken bir varlığın akıl sahibi olarak düşünüp tasarım yapabildiği görüşü (ki teizmin özüdür) tümüyle akla aykırı, mantıksız bir görüştür.
 
Teistlerin hatası şurada: Doğayı durgun, donuk, ölü bir şey gibi algılıyorlar. Onlara göre doğaya hayat ve hareket ancak dışarıdan (Tanrıdan) gelebilir. Oysa hayat ve hareket doğaya içkindir. Onun hareketinde ortaya çıkar. Keza teistler zihin ile aklı karıştırıyor, düşüncenin malzemesi (evren) yokken aklın da olamayacağını idrak edemiyor. Oysa önce madde, sonra düşünce gelir. Boş zihin ise doğaya içkindir. Doğaya içkin olan her potansiyel var oluş alanına ancak doğanın hareketi içinde çıkar ama baştan beri yetkin halde mevcut değildir. Doğayı açıklamak için yine doğaya bakmaktan başka çare yoktur. Gerisi akıl ve mantık dışı spekülasyon alanıdır.


YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.