Encode Projesi Allah’ın kusursuz yaratışını ispatlıyor

15.12.2015 22:27:31
A+ A-

 

İnsan Genom Projesi'nin 2003 yılında büyük ölçüde tamamlanması ile birlikte elde edilen bilgilerin daha detaylı incelenmesi için, değişik projeler başlatıldı. Genom projesi ile, genetik materyali (genomu) oluşturan bazların sıralanışı ve genlerin yeri ile ilgili bilgiler elde edilmişti. Fakat hala belirlenen genlerin ne kadar fonksiyonu olduğunu kimse bilmiyordu. Ulusal Genom Araştırma Enstitüsü (NHGRI) insan genom dizilimindeki bütün fonksiyonel elementleri tanımlamak için bir proje oluşturdu. ENCODE (DNA ansiklopedisi) olarak adlandırılan projede dünya çapında 442 bilim adamı, 1642 uzman, 32 farklı laboratuvarda, 147 farklı tip hücreyle çalıştı. Üç kıtadan düzinelerce laboratuvardan gelen deney sonuçları şaşırtıcı bir şekilde birbirleriyle tamamen uyumluydu. Ve elde edilen bulgular eş zamanlı olarak kamuoyuyla paylaşıldı. Projenin sonuçları DNA hakkında bilinenleri tamamen değiştirmişti. ENCODE projesi DNA hakkında bilinenleri kökten değiştirdi.3  

ENCODE'dan önce, uzun yıllar boyunca genomun sadece protein kodlayan %2'lik kısmı dikkate alındı. Ve genetik dizimizin kodlama yapmayan %98'lik kısmı sözde gereksiz ya da junk (çöp) olarak değerlendirildi. Bu %98'lik kısmın fonksiyonunu yitirmiş, artık kullanılmayan bölümler olduğu düşünülüyordu.4 Ulusal İnsan Genom Enstitüsü başkanı Francis Collins'in bilimsel devrim olarak adlandırdığı ENCODE (DNA ansiklopedisi) projesiyle, araştırmacılar DNA hakkında ne kadar az bilgileri olduğunu anladılar. ENCODE analizleriyle genomların %80'inin biyokimyasal reaksiyona sahip olduğu saptandı. Özellikle kodlama yapmayan proteinlerin çok önemli fonksiyonları olduğu fark edildi. Ve birçok somut örnek gün ışığına çıkmaya başladı. ENCODE projesinde çalışan Tom Gingeras ulaşılan yeni durumu şöyle ifade etmiştir: "Hemen hemen her nükleotid bir fonksiyonla bağlantılıdır. Ve biz şimdi onların nerede olduklarını, bağlantılarının neler olduğunu ve aralarındaki ilişkileri biliyoruz." Avrupa Moleküler Biyoloji Laboratuvarı'ndan Ewan Birney bu konuda şu açıklamayı yapmıştır:

"İnsan DNA'sı tahmin ettiğimizden daha aktif bir yapıya sahiptir ve yine orada tahmin edilenden daha fazla şey gerçekleşmektedir."

Nature dergisinde de benzer bir bilimsel yorum, Biyolog Joseph Ecker tarafından yapılmıştır. Ecker'a göre, ENCODE projesi genomların %80'inin biyokimyasal fonksiyonlara bağlı elementler içerdiğini göstermiş ve yaygın bir görüş olan Junk DNA tabirinin sonunu getirmiştir.5

ENCODE projesi, bir zamanlar çöp olarak adlandırılan DNA kısımlarının, hücrelerin, dokuların ve organların nasıl davranacağını kontrol eden gen düzenleyicilerden oluştuğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, DNA'nın bu kısmında elektrik anahtarlarına benzer bir sistemle çalışan, hücre içindeki genlerin ne zaman kullanılacağını kontrol eden milyonlarca gen anahtarı (=switch) tespit ettiler. Bu anahtarlardan çok büyük bir kısmı diğer genlerin faaliyetlerini artırıyor ya da engelliyor, bir kısmı ise, diğer genlerin kilitlerini açıyordu. Ulaşılan noktada neredeyse bütün genomun anahtarlardan oluştuğu görüldü. Gen anahtarları kapalı olduğunda, DNA işlevsel değildir protein sentezi ve protein oluşumu gözlenmez.  Gen anahtarları açıldığında, DNA aktifleşir ve protein sentezi başlar. Araştırmacılar birçok hastalığın yüzlerce gen anahtarında görülen bu küçük değişikliklerden kaynaklandığını belirlediler.6 

Görüldüğü gibi DNA'nın genetik bilgisinin yalnız içeriği değil, aynı zamanda yapısı ve bulunduğu ortamın özellikleri de hassas bir düzen gerektirir. Bu düzen, gökleri ve yeri yaratan Yüce Rabbimiz'in eserlerinden bir tanesidir. Yusuf Suresi'nin 100. ayetinde şöyle bildirilmektedir:

... Şüphesiz benim Rabbim, dilediğini pek ince düzenleyip tedbir edendi. Gerçekten bilen, hüküm ve hikmet sahibi O'dur. (Yusuf Suresi, 100)

Tüm yazılarım: https://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.