Evrimcilerin ilkel böcek hayali…

02.09.2014 09:24:22
A+ A-

 

İddia 20. Yüzyılda ortaya atılmış ve teori dünya çapında yayılmış. Bilimsel dergilerde bir de süslü terimlerle anlatılınca milyonlarca insan evrimin gerçekleştiğine ciddi şekilde inanmış. Ama bu yüzyılda büyü bozuluyor. Evrim teorisi bilimsel deliller karşısında artık varlığını sürdüremeyip çöküyor. Yer altından çıkarılan fosiller de evrim teorisini değil yaratılışı ispat ediyor, çünkü hiçbir değişikliğe uğramamışlar. Hayvanlar birbirlerine dönüşmemişler, aradan milyonlarca yıl geçse de tıpatıp aynı kalmışlar. Darwin evrim teorisini ortaya atarken küçük canlıların ilkel olduklarını zannediyordu. Oysa gerçek hiç de zannettiği gibi değildi. Şimdi böceklerin nasıl evrim teorisini çökerttiğine bakalım.

Bildiğiniz gibi böceklerin, diğer canlılarla kıyaslandığında çok ayrı bir yeri var. Fosil kayıtlarına baktığımızda bu canlıların en az, 400 milyon yıldır varlıklarını sürdürmekte olduğunu görüyoruz. Bu dönem boyunca, çeşitli felaketler yaşanmış, dünyadaki hayvan türlerinin büyük bir kısmı yok olmuştur. Bu olaylardan hiç etkilenmeyen belki de tek canlı türü böceklerdir. Sahip oldukları üstün tasarımla her türlü ortamda çoğalmışlardır. Çölde, ormanda, göllerde, buzullarda, kısacası her yerde böcekler vardır.

Bugün, bilinen hayvan türlerinin dörtte üçünü böcekler oluşturmaktadır ve tahmini sayıları 1 trilyondan fazladır. Bu canlılar, nüfusları, tasarımları ve besin zincirine olan önemli etkileriyle evrimcileri çok zor bir duruma sokmaktadırlar. Bu canlıların fosil kayıtlarında aniden ortaya çıkmaları, hiçbir sözde evrimsel ataya sahip olmamaları, son derece kompleks organlara sahip olmaları ve en önemlisi de bu kadar fazla çeşitlilik göstermeleri, evrim teorisi için mantıklı olarak cevaplaması oldukça zor olan sorunlar yaratmaktadır.

Evrimciler çok eski dönemlerden fosilleri kalmış olan böcekleri, ilkel olarak yorumlarlar. Bu sahte yorumların esas amacı, kompleks yapılarıyla evrim şemasına uymayan ve büyük çeşitlilikleriyle açıklanması imkansız olan böcekleri, evrim tablosunun uygun bir yerine sıkıştırmaktır. Evrimcilerin iddialarının geçersizliğini, örnek olarak gösterdikleri bir böcek türünü inceleyerek görelim.

Evrim teorisinin bir delili olarak önümüze sürülen hamamböceği de evrimciler için ilkel bir böcektir. Hamamböceğinin çok eski dönemlerde yaşadığı doğrudur. Ancak 350 milyon yıl öncesinden kalma fosil örnekleri yakından incelendiğinde son derece kompleks yapılarla karşılaşırız. O dönemlerden kalma fosillerle günümüzdeki yaşayan örnekleri arasında hiçbir fark yoktur. Yani 350 milyon yıl içinde hamamböcekleri hiçbir değişim geçirmemişlerdir. Bu nedenle hamamböceği fosilleri, evrimciler için büyük bir sıkıntı sebebidir. Çünkü bu böcekler tek başlarına evrimin gerçekleşmediğini ispatlarlar.

Ayrıca hamamböcekleri, gelişmiş antenlere, mükemmel kanat yapılarına, vücudu kaplayan kitin tabakasına, yaklaşık 2000 mercekten oluşan petek gözlere, her türlü besini tüketmeye uygun makas benzeri ağız ve çene yapısına, her türlü yüzeyde yürümelerini sağlayan ayak ve ayak yastığı mekanizmalarına, feromon, sıcaklık, titreşim, ışık yoğunluğu gibi her türlü dış etkiye hassas organellere sahip olan hamamböcekleri, bu tasarımlarıyla, ilkel bir tür olarak evrim mekanizmalarının değil, son derece kompleks bir tasarım olarak, yaratılışın ürünüdürler. Böceği oluşturan yapıların her biri belirli bir amaç için tasarlanmış ve bir araya getirilmiştir. Anten, göz, ayak yastıkları, kanat gibi organlar indirgenemez kompleksliğe sahiptirler. Yani bir bütün olarak, aniden ortaya çıkmadıkları sürece bir işe yaramazlar. Yarım bir anten veya yüzeye biraz tutunabilen ayaklar böceğin yok olmasına sebep olacaktır. Bu yüzden organlar ya bütün olarak vardır ya da hiç yoktur.Tesadüflerle, bir böceğin tasarım harikası kanatlarının, üstün yapısı ile antenlerinin, mükemmel renk ve parlaklıktaki kabuğunun açıklanması asla mümkün değildir.

Sıçrayan Böcekler:

Bilinen ilk böcek fosili kuyruklasıçrayanlar takımına ait olan Rhyniella praecursordur. Bu böceğin fosili 396 milyon yıllıktır ve sahip oldukları üstün tasarım bu böcekleri, her ortamda yaşayabilen, gelişmiş birer makine haline getirmektedir.

Kuyruklasıçrayanlar, bu adı kuyruklarının ucunda bulunan özel bir düzenekten almaktadırlar. Çatala benzer bu yapı normal olarak öne doğru vücudun üzerine yatar ve çatalın kaidesi başka bir organel tarafından sabitlenir. Kaslar, bu çatalı arkaya doğru hızla itince, yere çarpar ve tehlike anında böceğin yay şeklinde uzun sıçramalar yaparak kurtulmasını sağlar. Böylece suyun üzerinde bile sıçrama yapabilirler.

Kuyruklasıçrayanlar dünyanın her yerinde, kutuplarda, suyun üzerinde ve yerin derinliklerinde bile yaşamaktadırlar. Parçalama, çiğneme, emme işlerini yapan son derece kompleks bir ağız ve çene yapısına sahiptirler. Vücut yüzeylerinde, tehlike sırasında vücut sıvısının dışarıya fışkırtıldığı yapılar bulunur. Ayrıca diğer böceklerde de görülen gelişmiş anten yapısına ek olarak postantenal ' adlı bir organ vardır. Bilim adamları sadece bu böceğe özgü olan bu organın nem algılamaya yaradığını düşünmektedirler. Bazı türleri vücutlarından ışık çıkartabilmektedir. Deri tüylerinin arasındaki hava yastıkları, sulu ortamlarda nefes almak için kullanılır. Çiftleşme için özel bir dans yaparlar. Bu böcek de diğer bütün böcekler gibi, hayali tesadüflerin değil, akılı bir tasarımın ürünü olarak ortaya çıkmıştır.

Elbette bütün bunlar, evrim teorisinin tümüyle sahte delillere dayandığını gösteren örneklerden sadece birkaçıdır. Evrim teorisinin temel inancına göre bütün böceklerin atası olması gereken "ilkel böcek" hiçbir zaman varolmamıştır. Böceklerin, hiç değişmeden günümüze kadar gelmiş olmaları onların evrim geçirmediklerini, yaratıldıklarını ortaya koymaktadır.

Mert Arslanoğlu

Tüm yazılarım: http://mertaslanoglu.blogspot.com/



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.