Fiziğin Kısa Tarihi 3 - Genel Görecelik

24.01.2014 22:07:26
A+ A-

Bir önceki yazımda Einstein in Fiziğe getirdiği yeni bakışı anlatmıştın.Kısaca Einstein zamanı uzayın üç boyutlu koordinat sistemine dahil etmemiz gerektiğini , bu durumda kendimize evrende sıfır refernas noktası bulmamıza gerek kalmadığını göstermişti.Bundan başka uzayda bir hız sınırı olduğunu ve buna bağlı olarak zamanın ve uzayın değişkenliğini ortaya koydu.Ancak ortada hala bir sorun vardı.Kütle çekimin, yani Newton un kafasına düşen elmanın neden olduğu kuvvetin, doğası hala bilinemez durumdaydı.Uzay gibi iletim için hiçbir şeyin olmadığı bir ortamda dahi kütle-çekim nasıl bir yerden bir yere iletilebiliyordu. Yada elma bırakıldığı anda mı düşmeye başlıyordu bir algılama zamanı var mıydı ?

Einsten in özel görelelikle öngördüğü uzay ve zaman birleşmesi kütle çekim için yeterli değilidi.Einstein ın burada yine müthiş bir önsezisi kendini gösterdi.O; sabit hızla giden bir arabada oturan birinin kendi üzerinde hiç kuvvet hissetmezken araba hızlandığında yada yavaşladığında yani ivmelendiğinde üzerinde geriye yada ileriye doğru itilme hissi veren şeyle kütle çekimi arasında bağlantı olabileceğini düşündü.Çünkü o durumda da etrafınızla irtibatınız yoksa ve arabada olduğunuzu bilmiyorsanız bu kuvvete anlam veremezsiniz.Newton da ivme ile hissedilen kuvvet arasındaki ilişkiyi, hissedilen kuvvet, kütle ile ivmenin çarpımıdır diyerek ortaya koymuştu.Örneğin asansör ilk hareket ettiğinde yukarı çıkyorsanız aşağı doğru hissetiğiniz kuvvet daha sonra asansörün hızı sabitlenince hissedilmez olur.Çünkü ivme sıfırlanmış olur.Ama asansörün içindeyken asansör düşmeye başlarsa aynı uzay boşluğunda yüzen adamlar gibi havada uçuyormuş hissine kapılırsınız.

Einstein ın da özel görelelikte açıkladığı, kütlenin, uzay-zaman  dokusunu bozduğu,bulunduğu bölgede bir çukur yarattığı, etrafındakileri kendine çekiyormuş hissi veren kütle-çekiminde aslında bu çukurlaşan uzay-zaman dokusunun etkisi altına girmekten başka birşey olmadığı idi. İki boyut için anlaşılması açısından şöyle basitleştirebiliriz.Gergin bir çarşaf düşünün ortasına  ufak bir bilya koyarsak etrafı hafif çukurlaşır.Ve yanından geçen şeyleri kendine çekerken, uzağından geçenler etkilenmezler.Çarşafın ortasına koyduğumuz şey daha büyük ve ağır bir top olsun.Bu sefer çarşafın ortasındaki çukurda büyür ve kendine çekme güçü artar.Aynı biçimde uzay-zaman dokususunu bozan bir kütle, büyüklüğüne gore etrafından geçenleri kendine çeker.Aynen asansör yada bir arabanın ivmelenmesinde hissettiğimiz kuvvet gibi kütle-çekimi de aslında bozulan uzay dokusunda yaptığımız ivmeli hareketden başka bir şey değildir.Uzay-zaman dokusunun şekli gördümüz herşey tarafından bozulur.En fazlada karadelikler tarafından.Hatta öyleki karadelikler dokuyu bozmakla kalmaz uzay zamanı delerler..

Bizim alışkanlıklarımızla oldukça zor kavranabilecek şeyler söyleyen Einstein Fiziğe yeni bir boyut kazandırdı.Ama bundan sonra fizikteki gelişmeleri  kavramakta bilim adamları dahi zorlandı.Hatta Einstein bile.

20 yüzyılın başları fizik için peşpeşe gelen sarsıntılarla doludur.Bunların en büyüğüde Quantum fiziğinin bulunmasıdır.Newton fiziği günlük yaşama hitap ederken, Einstein in hem özel, hem genel görecelik  teoremi en büyüğün fiziği idi.Quantum fiziği ise en küçüğe hitap eder.Ama Quantum un küçüğü açıklarken bulduğu çözümler, Einstein in dahi kabul edemeyeceği cinstendi.Sorun çözümün doğruluğu yada yanlışlığı değil,kabul edilebilir olmamasıydı.Burada da yine günlük yaşantımıza ters düşen çözümler vardı.Ama çok daha fazla.

Bir sonraki yazımda Quantum Fiziğine giriş yapacağız.

 

serol.aksel@gmail.com

 

https://twitter.com/saksel1

 

Konuyla alakalı önceki yazılarım:

 

http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/fizigin-kisa-tarihi-1-newton-fizigi-46722

 

http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/fizigin-kisa-tarihi-2-ozel-gorecelik-47166



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.