Gökyüzünden gelen tehlike göktaşları

03.03.2016 16:40:36
A+ A-

patlamanin-etkisi-13-bin-tnt-ile-ayni-h43987-d8f8b-C0C5-E316-2D35.jpg" />

Siz bu yazının satırlarına göz gezdirirken atmosferin üst tabakalarında bir meteor bombardımanı yaşanıyor. Her ne kadar farkında olmasak da Dünya'mızı çevreleyen atmosfer sayesinde büyük felaketlerden korunuyoruz. Güneş Sistemi göktaşlarıyla dolu. Dünya'mızı çevreleyen yüzbinlerce meteor mevcut. Astronomlar sayıları milyonları bulan asteroidlerden birinin her an yörüngesinden çıkıp, Dünya'yla çarpışabileceğini ifade ediyorlar.

16 Şubat 2013 Cuma günü Rusya'da yaşanan patlama buna büyük bir örnek teşkil ediyor. Bu meteor yağmurunun verdiği zararın ardından, Rus bilim adamları, gökten gelen tehlikenin büyük olduğunu ve bu konuda ciddi önlem alınması gerektiğini açıkladılar. Ancak alınacak bu önlemler Dünya'mızı gerçekten koruyabilir mi?

Bilim adamları açıklamalarında, eğer (2 milyar dolara mal olacak) modern teleskoplardan oluşan bir ağ kurulursa, meydana gelebilecek olan hasarın oldukça indirgenebileceğini söylediler.  Bir kısım bilim adamları bu açıklamayı yaparken, bir kısım bilim adamları da Güneş'in bulunduğu açıdan gelen, parlaklık yüzünden ancak birkaç gün sonra iş işten geçtikten sonra fark edilebilecek, kör nokta olarak tabir edilen bu açıdan Dünya'ya çarpacak bir göktaşını önceden haber almanın kesinlikle imkansız olduğunu ifade ediyorlar.

1000 kişinin yaralandığı, birçok yapının hasar aldığı 16 Şubat günü meydana gelen meteor yağmuru, Rusya'nın ilk defa başına gelmiyordu. 1908'de Sibirya'da patlayan meteor Hiroşima'ya atılan atom bombasından 1000 kat daha güçlü bir etkiye sahipti. Tunguska ırmağı yakınlarında, Lüksemburg büyüklüğündeki ormanlık alanı dümdüz eden ve etraftaki binlerce kilometre alanda bulunan ağaçları kavurmaya devam eden bu büyük gök patlamasına tam olarak neyin sebep olduğu yıllardır araştırılıyordu.

Patlama bölgesi ilk olarak Rus bilim adamı Leonid Alekseyeviç Kulik tarafından 1927-1930 yılları arasında incelendi. Olayı uzaktan gözleyenler önce bir ateş topu gördüklerini ve ardından yer sarsıntısıyla birlikte, güçlü sıcak rüzgârların oluştuğunu söylediler. Avrupa'daki sismograflar, patlamanın neden olduğu sismik dalgaları saptadılar. Patlamanın alevleri yaklaşık 800 km uzaktan görülmüştü. Cisim atmosferde buharlaştığından çevreye çeşitli gazlar yayılmış ve olaydan belli bir süre sonra bile Sibirya ve Avrupa'da geceleri gökyüzünün parlak bir renk almasına neden olmuştur.

St Petersburg, Rusya'daki Rus Bilimler Akademisi'nden Edward Drobyshevski 1908'de çarpan nesnenin bir kuyruklu yıldız olduğu sonucunu çıkarıyor. Ama diğerlerinden farklı olarak, bu kuyruklu yıldızın Dünya'nın atmosferine neredeyse teğet geçerek çarptığını ve parçalandığını hesaplayabildi. Bu kuyruklu yıldızın daha geniş bölümü atmosferden sıçrayarak geçti, Dünya'yı geçerek yörüngeye geri döndü.

Dünya'nın atmosferinden neredeyse sadece teğet geçerek çarptığı hesaplanan bu nesnenin verdiği büyük hasar ortada. Bilim adamlarının geliştirecekleri bu hassas teleskoplarla bu büyük tehlikeyi tespit etseler bile, belli bir kader üzerine hareket eden bu gök cisimlerinin vereceği hasarları ne derece engelleyebileceklerini tahmin etmek güç değil.

Atmosferimiz sanki Dünya'mızı korumak için mücadele eden şuurlu bir varlık gibi hareket ediyor ancak çok yaşlı olan Dünya'mız buna ne kadar dayanacak? Dünya, etrafını saran bu dev ateş toplarından birine her an isabet alabilir. Allah, dünyanın sonunu getirecek olan Kıyamet saati için bir vakit belirlemiştir ve bu göktaşları o saate doğru büyük bir hızla ilerliyorlar.

İngiliz astronom Scott Manley, son 30 yılda keşfedilen tüm göktaşlarının günlük haritasını çıkararak toplam 11.000 resimden oluşan bir film hazırladı.

Bu filme göre, 1980 yılında, göktaşları dünyanın etrafında belirmeye başladı, o yıl dünyanın etrafında tespit edilebilen 8.954 tane göktaşı mevcuttu. 1985'de göktaşı sayısı 11.696, 1990'da 14.536, 1995'te 23.104, .. 2007'de 389.325 ve şu an günümüzde Dünya yörüngesi, sayıları 540.000'i bulan yeşil renkli yoğun göktaşı bulutuyla tamamen çevrilmiş durumda ve gezegenimiz Dünya, çevresini sarmış olan göktaşları arasından zorlukla seçilebiliyor.

Galaksimizde trilyonlarca asteroid, yüzbinlerce meteor, gezegen ve kuyruklu yıldız gezinmektedir. Böyle bir ortam içinde Dünya'ya her an bir göktaşı düşüp yerle bir edebilecekken Dünya'mızın özel bir atmosferle korunması çok büyük bir mucizedir. Bu Allah'ın kulları üzerindeki korumasının ve şefkatinin bir tecellisidir. Allah bir Kuran ayetinde şöyle buyurmaktadır: "Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık; onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviriyorlar" (Enbiya Suresi, 32)

Ancak şu unutulmamalıdır ki, bu göktaşlarından biri Dünya'ya teğet geçmeyip bulunduğumuz ülkeye, kente ve hatta evimize düşmemesi için hiçbir sebep yoktur. Şüphesiz ölüm bizlere çok yakın olan bir gerçektir, hayatımıza son veren sebep, bir göktaşı, bir hastalık, trafik kazası ya da herhangi başka bir sebep olabilir. Hiç kimse birkaç dakika sonra yaşıyor olacağını garanti edemez. Ölümden kaçılamayacağı, hepimizin bir gün mutlaka Rabbimiz'e döndürüleceği kesin olan bir gerçektir. Tabi ki akılcı tedbirler alarak, sağlıklı, güvenli yaşamak için gerekeni yapacağız ancak asıl hedefimiz olan Allah'ın rızasını kazanmayı unutmadan.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.