Güneşli d vitamini palavra mı?

02.04.2015 10:02:27
A+ A-

D vitamini d vitamini denilip duruyor da, iyi de, öyle ki Prof Canan Karatay ona d vitamini değil d hormonu diyor, d vitamin değil hormon diyor da ortada tuhaf bir durum ve sorulması gereken bilimsel bir soru var bence. Bilgilere göre d vitaminini almak yani oluşturmak yani sağlamak öyle pek de kolay değil; güneş gerekli, giysisiz olmak yani derinin çıplak olması gerekli, güneş ışığı dik geliyor olmalı, camın arkasına güneş ışığı geçse de bu ışık d vitaminini oluşturmaz yani güneş ışığının arada cam bile olmadan doğrudan deriye değmesi, gelmesi gerekiyor.
 
Peki öyleyse üstleri yani derileri sık, sert, kıllarla, tüylerle kaplı örneğin aslan, kaplan, leopar gibi kedigiller hayvanılarının(hayvanlarının) kemiklerinin sertliği, sağlamlılığı, güçlülüğü nereden geliyor? Yani bu tür hayvanların çıplak derilerine güneş ışığı hemen hemen doğrudan değemez ve tüysüz, kılsız yalnızca burunları ve gözleri var.
 
Bu durumda Prof Canan Karatay'ın savı daha doğru, daha gerçek gibi görünüyor yani d vitamin değil hormon. 
 
Yani d vitamini ya da hormonu için güneş ışığına ve onun da çıplak deriye, doğrudan ve dikey olması gerekiyorsa ve d vitamini ya da hormonu olmadan kemik ya da kemikler sağlam, güçlü, dayanıklı olmuyorlarsa özellikle kedigillerden aslanın, kaplanın, leoparın ve benzeri vahşi hayvanların kemiklerinin zayıf, güçsüz, kırılgan, dayanıksız olmaları gerekmiyor mu? O hayvanlar ki balık yeme olanakları da yok ve yetişkin olduktan sonra süt de içmiyorlar.Bir de onlar 200 kiloluk hayvanlar falan yani d vitaminine ya da hormonuna daha çok gereksinimleri var insanlara göre. Öte yandan hemen hemen hiç doğrudan ve aracısız güneş görmeyen balıkların kemikleri nasıl güçlendirmektedir? Acaba d vitamini denieln şey güneş ışığı ile oluşan birşey mi yoksa bedende(vücutda) salgılanan, güneşe gerek duymayan bir hormon mu? Yani d sorunu gerçekte güneş değil bir salgı bezi ya da hormon sorunu mu? Öte yandan hayat(yaşam) suda başlamışsa ve bu vitamin ya da hormon için güneş ışığı gerekliyse yeryüzü memelerine bu vitamin ya da hormon nereden gelmiştir, böyle bir zorunluluk nereden doğmuştur yoksa sert kemikli balıkların varlığına bakıp d vitaminin ya da hormonunun zaten genetik olarak insanda balıktan bu yana var olduğunu söyleyebilir miyiz? Bu durumda 'Güneş, güneş' diye söylemler acaba bu işlerden para kazanan ilaç ve deniz kültürü ürünüleri(ürünleri) şirketilerinin(şirketlerinin) ve turizım(turizm) şirketilerinin ve ülkelerinin art niyetli söylemleri mi, uydurmaları mı? Bir de çöl hayatı gereği tepeden tırnağa örtülü oldukları için güneş ışığını doğrudan ve dikey alamayan Arabları düşünelim. Peki ya Eskimolar? Bir de şu var düzenli olarak süt içmekte olanlarda kemik kırılmasına az rastlanmazken hemen hemen hiç süt içmeyen, balığı haftada ya da ayda bir yiyen, yoğurtu ve eti de haftada 1-2 kez yiyebilen, hergün yumurta da yemeyen insanlarda da kemik kırılmasına fazla rastlanmamaktadır.
 
Acaba d vitamini ya da hormonu konusunda güneş, güneş ışığı bir palavra, efsane, yanlış inanç mı? Güçlü kuvvetli Moğol ve Osmanlı savaşçısıları(savaşçıları) mayo giyip denizde güneşleniyorlar değillerdi sanırım.
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi
İnternetde yayınlandığı zaman: 2.4.15/09.52