Hiper(Yüksek) tansiyon(basınç) ve tükrük bezi kuramım

28.12.2015 09:58:55
A+ A-

Tıbtan pek anlamamam tıbla ilgilenmemi kuşkusuz ki engellemez ancak kalbin(yüreğin), böbreğin, karaciğerin, dalağın yerini biliyor olmam ve 'Arter'in atardamar, 'Vena'nın, toplardamar olduğunu biliyor olmam tıb konusunda birşey bilmediğimi de çürütür çünkü ben enaz 15 yıldır insanlara 'Aman biryerinizi çizdiğinizde, kestiğinizde, deldiğinizde, biryerinize(bir yerinize) diken, iğne bile batsa ya da düşüp yüzünüzü ya da dizinizi ya da biryerinizi çizdirdiğinizde, berelettiğinizde hemen gidin tetanoz aşısı olun' ve 'Köpek, kedi, fare gibi şeylerce ısırıldığınızda, tırmaşlandığınızda kuduz aşısından önce tetanoz aşısı olun çünkü hem kuduz aşısı on gün bekleyebilirken tetanoz aşısı 24 saatten çok beklemez ve iki aşı birlikte yapılırsa şoktan ölüme neden olabilir türünden bilgilerimle ki şair Nazım Hikmet'in sinemacı babası doktorun bu yanlışı(hatası) yüzünden ölmüş çünkü adamı önce bir köpek ısırmış, hastahaneye aşı olmaya giderken bir de bir araba çarpmış ve yaralanmış, ve hastahanede bu iki olaydan habersizlerce yani bu iki olayın yalnızca birinden haberlilerce aynı gün bu iki aşı birden yapılmış ki bunda bence babasının doktorları uyarmadığı ya da aşıları farklı hastahanelerde yaptırmış olması durumu da etkin olmuş olabilir ve daha geçen ay, birşekilde(bir şekilde) yaralanmış bir adamın tetanoz aşısının yapılmasının unutulması ya da akıla(akla) gelmemesi için tetanozdan öldüğü Türkiye karşısında benim bu bilgilerim tıb konusunda epey bir tıb bilgisi sayılabilir bence.
 
Yüksek tansiyon denilen bir illet(hastalık, sayrılık) var. Felsefe 'Sonsuz düşünme' demek de olduğundan felsefeyle ilgilenen insnaların herşeyle de ilgilenmeleri kaçınılmazdır ve zorunludur da. Yüksek tansiyonda ilk yasaklanan şeylerden ilki tuzdur çünkü sigara, içki, kahve gibi şeyleri herkes içmese de, herkes haraketsiz yaşamasa da, herkes şişman olmasa da herkes tuzlu şeyler yer içer. Günlük yaşamdan da görürüz ki tuz su toplayıcı birşeydir örneğin tuz çabuk nemlenir ve 1 gıram tuz 10 katı su toplayabilir kendinde. Ve tuz-su ilişkisiyle artan kan da damarlar ve organlar üzerinde daha çok, daha yoğun bir basınça(basınca) neden olur.
 
Tuz ve uzak durmak.
 
Ancak bedenimizde tuz üreten biryer var: Türkürük bezileri(bezleri). Yüksek tansiyon ve tükürük bezileri konusunda internette bir yazı bulamadığım için bu yazıyı yazmak zorunda kaldım ve 'kuramım' olarak zorunda kaldım; eğer bu konuda bir kuram varsa kuşkusuz ki yazımın başlığındaki 'kuramım' sözcüğünü seve seve geri alacağım, bunu da bildirmek isterim. Peki ya yoksa ve yarın birgün örneğin bir Abdli(Abd'li) ya da Avustralyalı(Avustralya'lı) bunu bulduğunda medyaya 'Abd'de ya da 'Avustralya'da' 'Yüksek tansiyon ve tükürük bezi arasında ilişki bulundu' olursa? Yani bu neden Türkiye'den olmasın? Yani çorbada bizim de neden tuzumuz olmasın? Bu, bilimselliğe aykırı değilki(değil ki)?
 
Edindiğim bilgilere göre tükürük bezileri günde ortalama 1,5 litre tükürük üretiyormuş ve tükürük de tuz içeren birşeydir. Yani bu durum şöyle iki soruyu gündeme getirir: Yüksek tansiyon ilaçı(ilacı) kullananlarda tansiyon neden düşmüyor ve yüksek tansiyon acaba tedavi edilemez mi?
 
Bu durumda yüksek tansiyona çözümler de geliştirilebilir örneğin tükürük bezilerinin fazla birazını almak, tükürüğü yutmamak, ağızı ikide bir su ile çalkalayıp tükürmek; tükürük salgısını azaltan ilaçlar gibi.
 
Belki de bazı insanların tükürük bezileri olağanın çok üstünde tuz içeriyorlardır? Belki de tükürük bezileri ile de yüksek tansiyon arasında ilişki vardır? Sonuçta böbrekler de tuzu süzen yani tuzun biriktiği yerler, tükürük bezileri gibi.
 
Unutmayalım ki aya gidilebileceğini yazan Jules Verne de astronot ya da gökbilimci ya da makina mühendisi değildi. Bireyleri birlerine yabancılaşmış ya da düşmanlanmış ya da kibirleşmiş toplumlar ve insanlık çok şey yitirebilir.
 
Kitaplığımda hemen hemen her tıb kitabı var ve her konuda olduğu gibi tıb konusunda da araştırmalar, çalışmalar yapıyorum, her türlü olanaksızlığıma karşın ve felsefe diye yabancı ülkelerin düşünürlerinin(filozoflarının) örneğin Platon'un, Hegel'in, Marx'ın, Nietzsche'nin, Eisntein'ın sözlerinin papağan gibi yinelenmesinden(tekrar edilmesinden), oraya buraya birer haltmış gibi yazılmalarından, dalkavukluklığından nefret ederim çünkü bence felsefe felsefe tarihi değil felsefedir.
 
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi
İnternette yayınlandığı zaman: 28.12.15/09.46