İntihar üzerine

19.10.2014 10:23:33
A+ A-

Bir soruya yanıt alabilmenin ilk yollarından biri, o soruyu yanıtlanabilecek biçimde sormaktır.

İnsanlar şu soruyu da hep sorarlar:

İnsanlar neden intihar ederler?

Oysa, doğru kip şu olabilir:

İnsanlar neden intihar etmezler?

Gerçekten de, ölümden önce, 1 yaşam var mı acaba?

Gerçekten de, yaşamı olduğu gibiliğiyle yaşamak için herhangi 1 neden var mı acaba?

İnsanlar intihar etmezler, çünkü günahtır, ayıptır ve bazı ülkelerde suçtur da, Türkiye’de öyledir mesela.

İnsanlar intihar etmezler, çünkü sevdiklerini üzmek istemezler ama sevdikleri onları pekala çatır çatır üzerler.

İnsaanlar intihar etmezler, çünkü bunu beceremezler: O nedenle de, çoğu intihar yolu, köprüden atlamak gibi, edilgin kiptedir.

Peki, neden yaşanacak 1 yaşam olmayabilir?

Şu an için özel yanıt:

Tarihin kriz dönemlerinden birindeyiz. Örneğin benzeri durumda kalan Museviler, toplama kamplarına tıkılmadan önce, bir intihar salgınına kapılmışlardı. Öyle ki Almanya’da havagazı şirketleri, ölüp de faturayı ödemedikleri için, Yahudi mahallelerine havagazı vermemeye başlamıştı (kaynak: Kendi de bir Musevi olan Walter Benjamin).

Genel yanıt:

Her kültürel modun standart biyografileri vardır. İnsanlar doğarlar ve o verili öyküyü neredeyse noktası noktasına yaşarlar ve buna da ‘yaşam’ derler. Bazıları, bu oyunun dışına çıkmak ister bazan. Bunun adı da intihar olur.

Standart biyografilerin dışına çıkarsan, astandart nekrografi olursun ki bu da bir tür intihar sayılır ve adına genelde ‘marjinallik’ denir.

Yani, ‘Sana Gül Bahçesi Vaad Etmedim’deki gibi, dışarıda toplama kampı, içeride tımarhane vardır genelde.

Eh, Kierkegaard ‘ya / ya da’ demiş, Kafka da ‘seçim yoktur’ demiş. Kafka kanser kanser erken gitti, ailesi toplama kampında gitti, fark noke. Ek: Toplama kamplarından kurtulanlar, bazan 40 yıl sonra bile hala intihar ettiler. Buna, toplama kampı terminolojiyle ‘müslümanlaşmak’ denirmiş (kaynak: Serol Teber, Toplama Kampı Psikolojisi). İlginç değil mi?

İntihar ölmektir. Savaşmadan ölmektir. Savaşırsan, % 100’e yakın olasılıkla gene ölürsün.

Tüm bunların dışında istisnanın istisnası olan azınlıklarda azınlık kere azınlık biri(leri) vardır.

Onlar yine erken ölebilirler ama geriye duvarda kocamaan delikler bırakırlar. Örneğin Fassbinder, yaşadığı yalnızca 36 yılda, geriye 70 film / oyun / kitap bırakarak, daha gerçekleşmeden önce, Birleşik Almanya’nın neo-faşizmini delmiştir ve erken ölmüştür paşa paşa, intihar etmiştir de denebilir tabii ki.

Kafka kaçsaydı sağ kalırdı ama bunu akıl edememiştir, kanser ölümü olasılığı hariç. Yani Kafka bağlanmıştır ve bu onu öldürmüştür.

Yani; intiharın panzehiri, ayrılmaktır, kaçmaktır, ortalıkta hiç görünmemektir, kopmaktır, büyük A ile acı çekmektir ama sağ kalmaktır.

Çıkış sorusu ve yanıtı:

İnsanlar neden intihar ederler?

Çünkü, 5 milenyumluk tarih ertesinde insanlar, varlıklarını sorgulamaya başladılar. İnsanlar bunun için yanlış sorular sorarlar, yanlış yanıtlar alırlar ve oyundan çıkarlar, Oğuz Atay’ın ‘Oyunlarla Yaşayanlar’ finali repliğindeki gibi.

Doğru yanıtlar verenler, kendileri erken ölseler de, kendilerinden sonra gelenlerin biraz daha uzun sağ kalmasını sağlarlar, bilimkurgu filmi öyküsü hesabı, haa bunun da fazla önemi yok, çok yakın gelecekte insanlar 200 yıl yaşayacakken ve bunun intihar ile ilgisi yokken, intiharın kısalttığı hepi topu 20 yıl hiçbirşey ifade etmeyebilir.

Faşistler ne demiş?:

Birden sonrası istatistik.

İşte hepimiz o deli saçması insanlık oyununun istatistiğiyiz yalnızca...

İntihar da bir zar yalnızca, bir zarın bir yüzü, ölümün bir yüzü.

Ölümsüzlük ise, aaz sonra. 2050 gibi.

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.