Kâinatta 100 sekstilyon farklı zaman var

04.05.2015 15:45:11
A+ A-

1 - Mutlu olmanın mutsuzluğa neden olması hali


Sabah sabah, sebebini teşhis edemediğim bir şekilde; Tom Amca'ya, Leibniz'in Penglos'una ve hatta Polyanna'ya meydan okuyan şiddette ve kapsamda bir iyimserliğine gark oluverdim aniden. Bununla eş zamanlı olarak 'İyi haftalar Kâinat, merhaba dünya, hayırlı günler insanlık!' nidaları dökülüverdi ağzımdan. Ve hemen ardından da 'bu denli sevindirik olmamın, optimizmin bu denli dibine vurmamın (i), mutluluk böcüğü modunun şahikasını zapt etmemin sebebi hikmeti ne ola ki acep?!?' diye de sormadan edemedim kendime doğrusu.


Kahkahayla gülünce 'çok güldüm, hayır olur inşallah, umarım ardından ağlamama neden olacak bir sıkıntıya duçar olmam' diyen bir neslin ferdiyim. Bu zihniyetin genetik malzemesini taşıyan kültürel ve teolojik kodlamalarla bezeli bir muhayyelenin ve mutasavverenin parçası olmam, mutlu olmaktan ve optimist yaklaşımlara sahip olamaktan dolayı kaygı duymama ve bahse konu 'mutlu olma' haleti ruhiyesini sorgulamama yol açmakta. 'Mutlu  olmanın mutsuzluk kaynağı olabilmesi' halinin, son 15 - 20 yılda yaşanan 'cep telefonu & internet devrimi'yle birlikte, yeni nesilleri tesir sahasına artık daha az alır olduğu; öte yandan, parçası olduğum 'İletişim Toplumu Öncesi Unsurları' arasında mezkûr duygu durumunun hükmünü daha yaygın ve kuvvetlice icra ettiği de psiko-sosyolojik bir antitedir. 


2 - Kozmik (mutlak, Newtonian) zaman ve zamanın diğer göreceli halleri


Arka plânında çalışan çeşitli mekanizmaların tesirinde oluşan ve bu satırların muharririni de domine eden bir duygu durumunu böylece (kısaca, kabaca) analiz ettikten sonra, şimdi de, 'iyi haftalar Kâinat!' deyişinin ima ettiği anlam dairesinin kimi bileşenlerinin kozmolojik mütekabillerini, tabii yine ana konturlarıyla olmak şartıyla, mercek altına almaya çalışacağım.


Bu bahiste dillendirilmesi gereken sorgulamaların / eleştirilerin başında, hiç kuşkusuz, 'Kâinat'ın tamamı, bizim planetimizin, Dünya'nın zamanını mı yaşamaktadır?' itirazı gelmektedir.


Bu kritiği cevaplarken, önce, 'zaman idesinin (antite, hakikat, fenomen) arkasında çalışan astronomik ve kozmolojik bazı mekanizmalara, kuş bakışı da olsa, bakıvermekte fayda vardır.


3 - Dünya nelerin etrafında dönmektedir?


Zaman; Kâinat'taki (ii) bir nesnenin hem kendi kendisinin ve hem de tâbi olduğu daha büyük olan (iii) diğer bir nesnenin etrafında yaptığı periyodik dönüş hareketi sonucunda ortaya çıkan bir antitedir. Bu meseleye planetimiz olan Dünya özelinde bakıldığında, şöylesi bir resim oluşmaktadır: Dünya kendisi etrafında 24 saatte, Güneş etrafında 365 gün ve 6 saatte dönerken; Güneş sistemi de, parçası olduğu Samanyolu Galaksisi'nin merkezindeki devasa bir kara deliğin (iv) etrafındaki bir yörüngede sürekli seyir halindedir. Bu yüzden de Dünya, aynı zamanda, galaksimizin merkezinde olduğu varsayılan bu mezkûr kara delik etrafında da hareket etmektedir. Samanyolu Galaksisi, parçası olduğu 'Yerel Galaktik Küme'nin merkezinin etrafında; Yerel Galaktik Küme ise, bir unsuru olduğu 'Büyük Galaktik Grup'un merkezi çevresindeki yörüngelerde sürekli hareket halindedirler.


'Büyük Galaktik Grup'un, varsayımsal bir 'Kâinat Merkezindeki Oluşum'un (v) etrafındaki dönüşü de göz önünde bulundurulduğunda; Dünya'nın kendisi ve Güneş'in etrafında olmak üzere sadece iki değil, aynı anda altı farklı dönüş hareketini realize ettiğini söylememiz gerekir (vi).


Aktüel kozmolojik araştırmalara göre, Kâinatı oluşturan ve her biri de ortalama yüz milyardan fazla yıldız sistemi içeren yüz milyardan fazla galaksiden (oldukça mütevazi sayılabilecek) birisi olan Samanyolu Galaksisi'nin son derecede sıradan ve ehemmiyetsiz sayılabilecek bir yıldız sisteminin, Güneş Sistemi'nin çok mütevazi bir gezegeninde, Dünya'da yaşayan karbon bazlı zeki canlılarız eninde sonunda. Hepsi bu! 


Einstein'ın Özel ve Genel Görelilik Teorilerini kamuoyuyla paylaştığı 1905 - 1916 sürecinden bu yana geçen bir asrı aşan bir zamandan beri, Newtonian bir 'Evrensel Mutlak Zaman' (vii) olmadığını biliyoruz artık. Anlayacağınız her yıldız sisteminin (mutlak olmayan, göreli olan) kendine özgü bir zamanı vardır. 


Modern kozmolojinin bize kazandırdığı bu pencereden bakıldığında,

Kâinat'ta 'yüz milyar (galaksi) x yüz milyar (yıldız sistemi) x 10 (planet / gezegen) = yüz sekstilyon = 100,000,000,000,000,000,000,000' tane farklı zaman vardır!


4 - İşin bir de biyolojik çeşitlilik bahsi var


'Kâinat'ta kaç tane farklı zaman vardır?' sorusuna kozmolojik perspektiften verdiğimiz 'yüz sekstilyon' cevabı aslında oldukça eksiktir. Zira bu cevap, Kâinat'taki ve (şayet Çoklu Evrenler Teorisi'ne prim verilecek olursa) diğer evrenlerdeki yaşam formlarını (biyolojik organizasyonları) göz ardı eden, hesaba dahil etmeyen 'salt fiziki bir yaklaşım'dır. Varlık dairesindeki söz konusu biyolojik çeşitliliğin sekstilyon (1,000,000,000,000,000,000,000) mertebesini epeyce aşan bir niceliğe erişebileceği göz önünde bulundurulduğunda, her biri birbirinden farklı olarak yaşanan (algılanan, hissedilen) EN AZ yüz sekstilyon x sekstilyon tane farklı zaman olduğundan söz etmemiz gerekir (viii), (ix).


5 - 'İyi haftalar Kâinat!' demek ne demek?!?


Hal ve vaziyet ve hakikat bu iken, 'iyi haftalar Kâinat!' dediğimde; esasen sadece Dünya dediğimiz planetimize, bize (insan türüne) ve küresel ekosferin içerdiği o sayısı onlarca milyonu aşan biyolojik çeşitliliğin (insanla benzer bir ömür süresini yaşayan) çok sınırlı sayıdaki türlerine özgü olan bir zamanı, Kâinatın tamamına teşmil etmiş; bu suretle de dünyayı, insanlığı ve tabiatıyla da (birey olarak) kendimi aşırı önemsemiş, diğer bir deyişle, kibrin zirvesini tırmanmış, müstekbirliğin o zehirli postuna kurulmuş oluyorum demektir.

 

'Neyse ne canım; mevzuyu bu kadar kıllamanın ve 'İyi haftalar Kâinat, merhaba dünya, hayırlı günler insanlık!' şeklindeki iyi bir dileği bu denli dallandırıp budaklandırmanın ne manası var Allah aşkına!?!' diyenleriniz olabilir hiç kuşkusuz. Mezkûr tepkiyi temellük eden eşhasın dillendirdiğim bu merkezdeki hissiyatını ve fikriyatını teyiden, okunulan satırların orijini olan iyi temennilerimi, ilâve bir felsefi ve ilmi kaygı gütmeksizin, bir daha ve kuvvetlice tekrarlayarak yapıyorum finali efendim:


'İyi haftalar Kâinat, merhaba Dünya ve hayırlı günler insanlık alemi!'


dipnotlar:


(i): '(Bir şeyin) dibine vurmak' deyimi; sosyal medyada neşvüneva bulup, diğer iletişim mecralara da sirayet eden bir ifade olup '(bir şeyin) zirvesine çıkmak' anlamında kullanılıyor. 'Dibe vurma'nın ima ettiği anlam dairesinin tam zıddına, 'zirveye çıkmak'a referans veren bu deyişin bir başka versiyonu 'adamın dibi' ifadesidir. 'Adamın hası, en kalitelisi, harbisi, hasbisi, sahicisi' yerine kullanılan bu deyim, kendisinin jeneriği sayılabilecek 'dibe vurmak'la benzer bir anlamsal kaymaya nispet etmekte. Kelimelerin ve deyimlerin yaşadıkları anlam kayması süreçlerine (dilsel bildirimlerin tam da zıtlarına dönüşmesi bağlamında) verilebilecek güncel bir örnektir bu.

 

(ii): Uzay, gök(ler), feza, boşluk, space...

 

(iii): Kozmolojide 'daha büyük' demek, esasen 'daha fazla kütle içermek' anlamına gelir. Bu, aynı zamanda, Kâinatı yöneten temel kuvvetler / kuvvet alanları açısından bakıldığında, daha büyük bir çekim gücüne / gravitasyonel kuvvet alanına sahip olmak şeklinde okunur.

 

(iv) Henüz doğrudan gözlemlenememiştir. Öte yandan, etrafında oluşturduğu tesirlerden hareketle varlığına hükmedilmektedir.

 

(v): Bazı kozmologlar, Kâinat'ın merkezinde, var olan her şeyin sonunu getirecek olan 'devasa ötesi devasa!' bir kara delik olduğunu iddia ederlerken; diğer bazıları da, söz konusu oluşumun Kâinat'ın sonunu getirecek kara delik benzeri bir 'yok edici' değil, aksine, sürekli yeni galaksiler üreten çok büyük bir jeneratör olduğuna serdederler.

 

(vi): Dünya aynı anda 1 - kendi ekseninin, 2 - Güneş'in, 3 - Samanyolu Galaksisi'nin merkezinin, 4 - Yerel Galaktik Küme'nin merkezinin, 5 - Büyük Galaktik Grup'un merkezinin ve nihayet, 6 - Kâinat Merkezindeki Oluşum'un etrafında seyir halindedir. Oldukça spekülatif olan ve bu mahiyeti yüzünden de kozmologlar ve teorik fizikçiler kadar, bilim kurgu yazarlarını ve okurlarını da enterese eden Çoklu Evrenler Teorisi'ni de tartışma sürecine kattığımızda, dünyanın aynı anda gerçekleştirdiği yörüngesel hareketler daha da artmakta ve zenginleşmektedir. Bu zenginliğe vurgu yapmadan önce, kozmolojide çokça karıştırılan Çoklu Evrenler Teorisi ile Paralel Evrenler Teorisi'nin birbirlerinden kalitatif manada farklı kozmolojik ve ontolojik argümanlar üzerinde  yükseldiklerinin altını çizmekte fayda vardır. Ana başlıklar halinde söyleyecek olursak, 'evrenlerin birbirleriyle irtibatlarının olduğunu (aralarında materyal, bilgi / mesaj ve enerji alışverişinin cereyan ettiğini) savunan görüş Çoklu Evrenler; aksine vurgu yaparak, evrenler arasında hiç bir irtibat ve alışveriş olmadığını (ve olamayacağını) iddia eden kuram ise Paralel Evrenler Teorisi'dir'. Paralel Evrenler iddiasının, zikredilen mahiyeti bakımından, konumuz dışında kaldığı aşikârdır. Çoklu Evrenler Kuramı'nın maddi düzlemde (fizik alemde, realitede) mütekabilinin olması halinde; parçası / unsuru olduğumuz Kâinat'ımızın, daha büyük diğer evrenlerin ve bunların çeşitli birlikteliklerinin etrafındaki yörüngelerde de dönüyor olması gerekecektir. Bu durumda, Dünya da, ister istemez, Kâinat ilâve kaç yörüngede daha periyodik dönüş hareketi yapıyorsa, o kadar daha ilâve dönüş hareketi yapıyor demektir. Bu ise, dünyamızın, aynı anda altı'dan çok daha fazla dönüş hareketini realize ettiğini anlamına gelir. 

 

(vii): Einstein'ın Özel ve Genel Görelilik Teorileri, sadece 'Mutlak / Kozmik / Newtonian Zaman'ın değil; yanı sıra 'Mutlak / Kozmik / Newtonian Uzay'ın da olmadığını ileri sürdü. Şimdiye kadar yapılan bütün gözlemler bu iddiayı doğrulayan mahiyetteki sonuçları verdiler.

 

(viii): Dünya'daki biyolojik çeşitlilik dendiğinde, bu kavramın kapsama alanına; saniyenin 'trilyon x trilyon x trilyon'da biri mertebesinde bir hayat yaşayan mikro organizmalardan, binlerce yıl yaşayan devasa Sekoya ağaçlarına kadar uzanan çok zengin bir entervale yayılmış onlarca milyon canlı türü girmektedir. Kâinat'ı ve Çoklu Evrenler Teorisi'nin vaz'ettiği diğer sayılamayacak kadar çok evreni de göz önünde bulundurduğumuzda, biyolojik çeşitlilik kavramının kapsamına giren canlı formlarının sayısının sekstilyon niceliğinden de daha büyük olan muazzam bir kantitatif değere eriştiği kolaylıkla hesaplanabilecektir.

 

(ix): Biyolojik çeşitliliğin, bir önceki dipnotta vurgu yapılan 'saniyenin trilyon x trilyon x trilyon'da biri mertebesinde bir hayat yaşayan mikro organizmalardan, binlerce yıl yaşayan devasa Sekoya ağaçlarına kadar uzanan o geniş tanım aralığı'na baktığımızda, 'her bir türün kendine özgü zamanı' olduğunu görürüz. İstisnai durumlar hariç olmak üzere, biyolojik formların ebadı küçüldükçe, bunların yaşam süreleri de kısalır, ya da vice versa; yani, canlı türününün fiziki büyüklüğü arttıkça, ortalama ömrü de uzar. Öte yandan, hiç bir canlı için hayat kısa değildir. Zirâ, her biyolojik form, kendisini replika etmesine, kopyalamasına, türünün ortak gen havuzuna kendi genlerini katmasına izin verecek kadar bir yaşam süresine mutlaka sahiptir. Çok küçük bir canlının bize göre 'göz açıp kapayana kadar geçen' hayatı, onun için doyurucu bir ömre tekabül eder. İnsan türünün ezici çoğunluğu için erişilmesi neredeyse mümkün olmayan bir süre olan 125 yıl yaşayan türdaşlarımızın hayatı, bu süre tarihi kayıtlara geçen en uzun yaşam olmasına karşın, meselâ iyice olgunlaşmış bir sekoya ağacı için adeta göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş bir süre mesabesindedir. Biyolojik çeşitliliğe göre zaman işte böylesi özgül, farklı ve göreli cereyan eder.

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.