Küçücük bir arının bu kadar fedakâr olması evrimle açıklanabilir mi?

09.11.2014 16:41:11
A+ A-

 

Evrimciler tüm doğanın rekabet halinde olduğunu, hayvanların yaşayabilmek için kıyasıya bir mücadele içinde olduğunu savunurlar. Evrim bu varsayım üzerine kurulmuş bir teoridir. Fakat doğadaki milyonlarca canlıya baktığımızda hayvanların çoğunlukla müthiş fedakarlık örnekleri sergilediklerine, canları pahasına yavrularını koruduklarına, birbirleriyle dayanışma ve işbirliği içinde olduklarına şahit oluruz. Aslında evrimciler de teoriyi ortaya atarken bu gerçeğin farkındadır.

Örneğin ünlü evrimci Peter Kropotkin, Doğu Sibirya ve Mançurya'da yaptığı incelemelerde, hayvanlar arasındaki karşılıklı yardımlaşmanın birçok örneğini tespit etmiş ve hatta bu konu üzerine bir kitap yazmıştır. Kropotkin kitabında canlılar arasındaki dayanışma için şunları söylemektedir:

Yaşam mücadelesi kavramı üzerinde çalışmaya başladığımızda, bizi ilk şaşırtan karşılıklı yardımlaşma örneklerinin çokluğu oldu. Çoğu evrimci tarafından kabul edildiği gibi sadece nesil yetiştirmek için değil, aynı zamanda bireylerin güvenliği ve yiyecek sağlanması için de bu yardımlaşma örneklerini görmekteyiz. Hayvanlar âleminin büyük bölümünde karşılıklı yardımlaşma bir kuraldır. Karşılıklı yardımlaşma, hayvanlar aleminin en alt kademesindeki hayvanlarda bile görülebilmektedir.. Peter Kropoktin, Mutual Aid: A Factor of Evolution, 1902, I. Bölüm

Arıların hayatlarında da son derece şaşırtıcı fedakârlık örnekleri var. Buradaki fedakârlık örneklerini gördüğünüzde sizlerde bu hayvanların evrimle oluşmadığını, üstün bir akılla ve sanatla yaratıldığını göreceksiniz.

Karıncalarda görülen uyum ve dayanışmanın bir benzeri de arı kovanlarında yaşanır. Özellikle işçi arıların gösterdikleri fedakârlıklar işçi karıncalarla büyük benzerlikler gösterir. Her iki türün işçileri de yuvalarındaki kraliçe ve kendilerine ait olmayan larvalar için ölene kadar durmaksızın çalışırlar.

Bir arı kovanında kraliçe, kraliçeyi döllemekten sorumlu olan erkekler ve işçi arılar bulunur. Kovanın tüm faaliyetleri belirttiğimiz gibi işçi arılara aittir. Peteklerin inşası, kovanın temizliği ve güvenliği, kraliçenin ve erkek arıların beslenmeleri, larvaların bakımı, yumurtaların büyüyeceği odaların yetişecek arıya (işçi, kraliçe, erkek) göre inşası, bu odaların hazırlığı, temizlenmesi, yumurtaların gelişeceği uygun ısının ve nemin sağlanması, arı larvalarının ihtiyaca göre beslenmesi (arı sütü, bal ve polen karışımı), nektar, çiçek tozu, su ve reçinenin toplanması…

Bir işçi arının yaşamı boyunca geçirdiği evreleri ve bu dönemlerde sergilediği fedakârca davranışları şöyle sıralayabiliriz:

Bir işçi arının ömrü yaklaşık 4-6 haftadır. İşçi pupadan çıktıktan sonra 3 haftadan biraz daha kısa bir süre boyunca kovanın içinde çalışır. İlk işi gelişmekte olan arılara dadılık etmektir. İşçi depolardan aldığı bal ve çiçek tozları ile beslenir ancak aldığı besinin büyük kısmını larvalara yedirir. Bunu kısmen besini geri çıkartarak, kısmen de başındaki belirli bazı salgı bezlerinden salgıladığı peltemsi maddeyi onlara vererek yapar.

Burada bir an durup düşünmek gerekiyor. Pupadan yeni çıkmış bir canlı yapması gereken görevi nasıl bilir ve bunu neden asla itiraz etmeksizin tüm balarıları uygularlar?Olması gereken, pupadan çıkan bir balarısının hiçbir şuur alameti göstermeden, fedakârlıkta bulunmadan kendi yaşamını sürdürmeye çalışmasıdır. Ama böyle olmaz, arı kendinden beklenmeyecek bir disiplin ve sorumluluk anlayışıyla dadılık görevini yerine getirir.

İşçi arı yaklaşık 12 günlük olduğu sırada balmumu bezleri de gelişir. Arı o zaman içinde larvaların büyütüldüğü ve besinin depolandığı, altıgen hücrelerden oluşan kovanı onarma ve eklemeler yapma işine başlar.

İşçi arı 12 günlükten 3 haftalık oluncaya kadar yuvaya dönenlerin getirdikleri balözü ve çiçektozlarını alır. Balözünü bala çevirerek depo eder. Aynı zamanda kovanın temizlenmesi ile ilgilenir. Ölü arıları ve diğer çöpleri dışarı taşır.

3 haftalıkken artık kovan için gerekli olan balözü, çiçektozu, su ve reçineyi toplamaya gidebilecek durumdadır.

Yeterli olgunluğa erişmiş olan işçiler balözü veren çiçek aramak için dışarı çıkarlar. Besin sağlamak çok yorucu bir iştir. Bir işçi arı 2-3 hafta çalıştıktan sonra bitkinleşir ve ölür. Ancak asıl önemli olan şudur; bir arı kendi ihtiyacının çok üzerinde bal üretir. İşte bu, açıklanması gereken bir durumdur. Yalnızca kendi yaşamını sürdürme mücadelesi içinde olan, şuursuz bir canlının böyle zahmetli bir çalışmayı ısrarla, asla vazgeçmeden sürdürmesi kesinlikle evrim teorisi ile açıklanamaz.

Burada karşımıza çıkan Allah'ın bir başka ayetidir. Daha önce de bildirdiğimiz gibi Allah Nahl Suresi'nde balarısına bal üretmesini "vahyettiğini" bildirir. İşte balarılarının gösterdikleri üstün fedakarlık örneğinin tek sebebi budur. Onlar Rablerinin kendilerine olan emrini yerine getirmektedirler. Bu gerçek karşısında insana düşen ise Nahl Suresi'ndeki ayetin devamında haber verilir; "… Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır." (Nahl Suresi, 69)

İşçi arıların besin aramaya çıkmadan önce yaptıkları çok önemli bir görevleri daha bulunmaktadır: Nöbetçilik.

 

Her balarısı kovanının önünde nöbetçi arılar bulunur. Görevleri, kovana girmeye çalışan yabancılara karşı koymak ve onları geri püskürtmektir. Kovanın kokusunu taşımayan herhangi bir canlı, diğer arılar ve larvalar için bir tehlike ve bir düşman olarak kabul edilir.

Bir yabancı, kovan girişinde göründüğü zaman, nöbetçi arılar çok sert tepkiler verirler. Kanatlarının hızlı vızıltısı hemen yakındaki diğer arıları uyarır. Nöbetçiler yabancıya karşı zehirli iğnelerini kullanırlar. Bu zehir aynı zamanda kovanda yayılan bir koku içerir ve kuvvetli bir tehlike sinyali olarak etki eder. Bunun üzerine arılar savaşmaya hazır olarak kovanın girişine gelirler.

Eğer nöbetçi arı düşmanını sokarsa, yaraladığı yerden zehir enjekte ederek, daha fazla koku salar. Koku ne kadar kuvvetli olursa, arılar da o kadar heyecanlı ve savaşçı olurlar. Bir arı kovanını korumak aslında intihar anlamına gelebilir. Bir balarısının iğnesi, bir kirpinin dikeni gibi küçük oklara sahiptir. İğne birçok hayvanın etinden geri çekilemeyebilir. Arı uçmaya çalışırken iğne deride takılı kalır ve arının karnının arka tarafı yırtılır. Karnın yırtılmış kısmında, zehir salgısı ve onu kontrol eden sinirler vardır. Arı bu yaralanmadan dolayı ölürken, kovanın geri kalanı bundan fayda sağlar. Ölen arıdan kopan salgı bezi, kurbanının yarasına zehir pompalamaya devam eder.

Küçücük bir canlının dünyaya geldiği andan itibaren hiç durmadan ve yorulmaksızın başkaları için çalışması, onlara büyük bir itina göstermesi ve hatta onlar için ölümü göze alması nasıl açıklanabilir? Dahası dünyanın her yerinde ve milyonlarca yıldır tüm balarıları ve karıncalar aynı fedakarlıkları göstermektedirler. Kısacık ömürlerine sayısız fedakarlığı sığdıran bu canlıların üstün bir Yaratıcının ilhamı ile hareket ettikleri apaçık bir gerçektir.

 

Kaynak: http://hayvanlardafedarkarlik.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: http://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Video sayfam: http://video.mynet.com/erkanarkut/videolari/liste

 

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.