Makro-Globalleşme!

02.07.2015 14:49:41
A+ A-

İnsanoğlu bir çok soruna sahip.Her gün bir yenisi eklenirken,bir çoğuda rutine bağlamış bir şekilde belli aralıklarla karşımıza çıkıyor. Şöyle bir baktığımızda aslında var olan sorunların çok büyük bir kısmı yine insanoğlu tarafından yaratılmıştır. Hergün izlediğimiz haberlerde, okuduğumuz gazetelerde, takip ettiğimiz sosyal medya araçlarında karşımıza hep aynı olayların rutin haberleri, değişik kahramanları, başrol ve yardımcı oyuncuları karşımıza çıkıyor. Siyaset, Cinayet, Savaş, Petrol, Etnik Yapı Sorunsalları ve benzeri bir çok örnekte insanın yarattığı rekabet içindeki bir adım öne geçme, hırs, intikam gibi duyguların getirdiği kendi yarattığımız sorunlarımızdır. Aslında çoğunun kökeni dünya daki en büyük başrol oyuncusu olan “Para”ya dayanır. Peki bu hepimizin bildiği bu kıstasları sizlere neden anlatıyorum?

Evet bunları size anlatıyorum, çünkü kendi yarattığımız sorunlara başımızı öyle bir gömmüşüz ki büyük resmi görmekte biraz zorlandığımız düşünüyorum. Tabi ki bunlar insanoğlunun sorunları ve bu sorunları en aza indirgemek için her daim uğrsaşmamız gerekiyor, fakat yakın zamanda daha büyük sorunlarımız olabilir, dünya sorunları dünya da kalsın ama benim bahsettiğim gezegenlar arası sorunlar. Şu anda çoğunuzun bu dünyanın sorunu bitti, gezegenler arası sorunlar mı kaldı dediğini duyar gibiyim. Haklı da olabilirsiniz ama göz ardı ettiğimiz, okuyupta sanki bir bilim kurgu filmi izlermiş gibi etkisinden hemen kurtulduğumuz olaylar oluyor yakın tarihlerimizde. Hatırlayın 90’lıların başlarında yavaş yavaş dilimize giren ve daha sonra pelesenk haline gelen bir kelimemiz var “Globalleşmek”. Peki anlamı neydi bu globalleşmenin?

 Birbirleriyle mal işlemleri, çeşitliliği, değer artışları, hizmetler, uluslararası sermaye akımları, teknolojinin çok hızlı ve yaygın bir şekilde yükselmesi ve bu sayılanların ülkeler arasında giderek serbestleşmesi sayesinde ekonomik gelişmeyi ifade eder (IMF World Economic Outlook 1997).

Ulaşım araçları, internet, tv gibi bir çok unsur birden bizi küresel bir yaşam alanına daha hızlı giriş yapmamızı sağladı. Teknolojik olaylar daha hızlı yayıldı, kültürler birbirinden etkilendi ve ortaya zamanla melez kültürler çıkmaya başladı. Özellikle son 30 yılda teknolojinin gelişimi, yaklaşık 190.000 yıllık (Kibish’te bulunan fosillerin araştırmasına dayanarak)  insanlık tarihinin ışık hızına çıktığını gösteriyor. Ve bu gelişimler sonucunda globalleşen dünyada insanlar birbirine “–Nerelisin?” diye sorduklarında, bulunduğumuz şehirlerden önce “-Türkiye’liyim –Amerika’lıyım” diye cevap vermeye başladık. Çünkü artık dünya yeni gelişmeler sonucu küçülmüştü, birbirimizi daha iyi tanımaya başladık. Peki bunun neresinde gezegenler arası sorunlar?

Artık öyle bir çağa geldik ki, herşey çok hızlı, okuduğumuz bir gün önceki haberi bile unutup yeni günün gündemine adapte oluyoruz. Bakınız daha bir kaç gün önce NASA canlı yayında ortaya çıkan ufo görüntülerini  fark edince yayını kesti.  Bu bir STS olayıydı. Sts nin tam açılımı “Space Transportation System”  yani türkçesi “Uzay  Taşımacılığı Sistemi”. Uzay’a yollanan araçların çektiği ufo görüntülerine STS olayı denir ve yüzlerce sts olayı vardır. En ünlü Sts olayları, STS-48, STS-75, STS 80 ve STS 115’dir. Tabi bunlar bir kaç örnek ve fazlasıda mevcut olup bunların görüntülerini sosyal medya organlarından ulaşabilirsiniz. Sizi bilmiyorum ama ben uzaylı dostlarımızın dünyamıza çokca ziyerette bulınduğunu hatta Amerika başta olmak üzere bir çok devlet kurumunun bu ziyaretlerden haberi olduğunu hatta ve hatta son 30 yılda yüksek derecede gelişen teknolojide uzaylıların parmağı olduğuna inanıyorum. Yakın gelecekte bu işin çok daha yüz üstüne çıkıp globalleşen insanlık biraz daha gelişerek makro-globalleşme geçirmek zorunda kalabilir. Artık ilk nerelisin dediklerinde ilk önce “Dünyalıyım” diyebileceğimiz günler gelebilir.

Bu fikre inanıyorum çünkü bu kocaman evrende tek yaşam formu biz olacak kadar kendimizi özelleştirmiyorum. Eğer bu dünyaya ziyaret eden farklı yaşam türleri varsa, bunun analamı bizden daha fazla gelişmiş bir uygarlığın var olduğudur. Bizden daha gelişmiş bir uygarlık tabiki bizden daha zeki bir yaşam formundadır. O yüzden bizden gizlenmeleri ya da aramıza karışmış olmalarını anlamamız çok güç. Bir yazımda bahsetmiştim, belkide uzaylılar tıpa tıp insana benzeyen canlı türleridir, ya da öyle bir teknolojiye sahiptirlerdir ki var olan fizyolojik görümlerini bizlere benzetebilirler. O yüzendir ki geldikleri uçan daireleri sık sık görüp, kendilerini görme şerefine layık olamamışızdır. Çünkü çok iyi kamufüle olmuşlardır.

Adını hatırlayamadığım 51. Bölgede çalışmış bir Amerikan subayı, amerikanın var olduğu yüksek derecedeki savaş teknolojilerini uzaylılardan aldığını iddaa etmişltir. Peki Amerikan başkanının bile özel izinlerle giridği bu 51. Bölge ne işe yarıyor? Kim ne için o bölgeyi kullanıyor? Nedensiz bir şekilde 50 km yakınına giren kişi ve kişiler neden sorgusuz sualsiz vuruluyor?

Şimdi aklımızda bu kadar karmaşık sorular varken deli işidir bunlar diyelim ve geçelim mi? Yoksa acaba böyle ihtimaller var mıdır? Diyelim ve üzerine düşünelim mi? Belkide geleceğimize yön veriliyor bir haberiz. Ne dersiniz?

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

.......bizim ruhumuz bile duymaz -

Binlerce ışık yılı uzaktan gelebilecek teknolojileri varsa, 1-görünmezliği keşfetmişlerdir.yer çekimini yenebilirler. 2-biz bile insansı robot yapabiliyor isek,onlar neler yapabilir.... hayalimiz bile almaz. 3-adam manyak mı kendisi gelsin,robotunu gönderir,her türlü bilgiyi alır. 4-varlar ve aramızdalar ise,bunu bizim ruhumuz bile duymaz. 5-en iyisi biz kafayı yemeden,kendi işimize bakalım.

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.