Mısır yağı kalıcılık zeytin yağı silicilik mi sağlıyor?

02.05.2015 14:06:22
A+ A-

İlkokulda sınıfımızda bir öğrenci vardı ve gözleri maviydi; gözleri Atatürk'ün gözleri gibi mavi olduğundan onu çok mutlu(şanslı) sayardık ve halkımızda pek mavi gözlü de yokdu(yoktu). Askerden döndüğümde onunla karşılaşdım(karşılaştım) ve gözleri kahverengiydi ki o da doğruları gözlerinin önceden mavi olduğunu.
 
Düşünmekten korkun çünkü o sizi sürekli, hep düşünmek zorunda bırakır; bu yüzden ki düşünmekten korkmak korkaklıktır ve düşünmekten ancak kokrkaklar korkar.
 
Laf lafı açar, derler ya, düşünce de düşünceyi açar. Demin balık eti ve domuz eti üzerine yazı yazdım da oradan da akılıma(aklıma) mısır yağı ve kalıcılık, zeytin yağı ve silicilik geldi.
 
İyot mavi renklidir ve deniz kıyısılarında ve deniz ürünülerinden(ürünlerinde) bolca bulunur. Ve deniz kıyısında yaşayan bazı halkların gözleri mavi olur, bazılarının olmaz. Örneğin Abd, İngiltere, Rusya halkılarının(halklarının) gözleri genelde neden mavidir; Ege, Akdeniz halkısılarının(halklarının) gözlerinde mavilik egemen değilken? Örneğin mavi renk gözün en çok rastlandığı Karadeniz halkı genelde mısır yağı kullanır oysa Ege, Akdeniz halkı zeytin yağı kullanır. Abd için de mısır ve mısır yağı çok önemlidir. Peki mavi renk göz ile deniz ve deniz ürünüleri arasında bir bağ, ilişki varsa neden Karadeniz bölgesinde, Abd'de, Rusya'da mavi renk göz daha yaygın da deniz kıyısı olan Ege bölgesi'nde ve Akdeniz bölgesi'nde mavi renk göz yaygın değil?
 
Bu bir kuram yazısıdır ve veriler ile kuşkular üzerine dayalıdır. Bir kuram olduğu için de gözardı(göz ardı) edilemez, araştırılmak zorundadır çünkü nesnel verisel önemli sonuçların öznel edimsel önemli sonuçlarını yaratabilir.
 
Savım yani kuramım o ki mısır yağı kalıcılık(sabitleyicilik) sağlıyor; zeytin yağı ise silici, temizleyici, etkisizleştirici bir özelliğe sahip. Yani deniz havasının ve deniz ürününülerinin mavi renk veren iyotunu mısır ve mısır yağı gözlerde sabitliyor, zeytin yağı ise etkisizleştiriyor, siliyor. Eğer bu sav yani kuram doğru ise Abd'nin Türkiye'ye Marshall yardımı'nda da, günümüzde de neden mısır yağı zorlaması yaptığı da anlaşılabilir. Marshall zamanında Gdo yokdu(yoktu), bel ki(belki) de Abd'ce biliniyordu; ancak bence oldukça tuhaf ki Gdo'nun ortaya çıkışı ile Abd'nin Türkiye'ye mısır unu, mısır yağı gibi mısırlı şeyleri sokmakta ısrarı. Acaba mısır yağı, mısırlı şeyler Gdo'ların insanda sabitlenmesini, kalıcılaşmasını ve Abd'nin Gdo'daki genlerle insanlığı, toplumları, ülkeleri uzaktan kalıcı olarak etkilemesi mi sağlanıyor? Yani Gdo, mısır yağı, mısır unu, Türkiye'de demokrasi-laiklik-bilimsellik-ulusallık-Atatürk düşmanı-gerici-yobaz-akıldışı-ahlakdışı-hilesever-yalansever-vicdandışı-adaletdışı-hukukdışı-insanlıkdışı bir egemenliğin oluşması ve Arab ülkelerinde terörün hortlamasının aynı döneme denk gelmesi bir rastlantı mı acaba?
 
Ben kuşku ortadan bilimsel olarak kalkmadıkça mısır yağı kullanılmamasını ve zeytin yağı kullanılmasını öneriyorum. abd'ye elini verdin mi çok dikkatli olacaksın; kolunu kapmadı diye sevinmeyeceksin, kaşlagözarasında(kaşla göz arasında) eline birşey yerleştirmiş olabilir(!).
 
Bu açıdan parfümeri ve kozmetik sanayisinde de mısır yağı kulanılabilir de olur.
 
Abd bu ülkeye 60-70 yıldır; ille de mısır, mısır unu, mısır yağı; ille de mısır, mısır unu, mısır yağı diye niye tuturuyor acaba? Bu bağlamdan olarak mısır kullanılmış herşeye dikkat etmek gerekir diye öneriyorum. 
 
Ne diyordu Abd'lin ünlü bir medya yapımcısı? 'Abd'de polisliğe sınav sorusularını(sorularını) bilenleri değil bilmeyenleri alıyorlar'.
 
Adı 'Mısır'; bel ki(belki) vardır bir 'sır'?
 
Acaba Abd bu yüzden mi zeytin yağı yerine mısır yağı kullanılmasını istiyor yani Gdo'ların etkileri silinmesin, diye mi?
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi
İnternette yayınlandığı zaman: 2.5.15/13.59