Mobil İletişimde 5G Sorunsalı

20.05.2015 15:11:41
A+ A-

Son günlerde ertelenmesi ve temelinde 4G’yi pas geçelim direkt 5G’yi getirelim tartışması ile medyayı meşgul eden konusu hakkında birkaç kelam etmeyi kendime görev bildim. İlgilenen beri gelsin!

Süleyman Demirel ile Tansu Çiller arasında gerçekleşen Türkiye’deki ilk cep telefonu konuşmasının üzerinden 21 yıldan fazla zaman geçti. Bu sürede mobil iletişim belki de başka hiçbir teknolojinin erişemediği hızda gelişti. Türkiye’deki mobil operatörler arasındaki rekabet de Türkiye insanına çoğu alanda yaşayamadığı muasır medeniyet çıtasında gezinme deneyimi yaşattı. Özellikle 3G hizmetleri daha iyi sunabilmek noktasındaki yarış fiyatları düşürüp, kaliteyi çoğu gelişmiş ülkeden daha iyi bir seviyeye getirdi. Bu başarıda ay sonunda fatura kızdığımız operatörlerin ve çoğu zaman sert eleştirilere hedef olan düzenleyici kurumların haklarını teslim etmek gerek.

Esasında Türkiye 3G teknolojilerine geçişte, şimdilerde kendisini kıyasladığı gelişmiş ülkelerden, epey geç kalmıştı. Bunun nedenleri arasında lider operatör dışındaki operatörlerin o dönemlerde yaşadığı arızi yönetsel sorunlar ve Türk Telekom’un özelleştirme süreci ve siyasi iktidarın bu konuyu öncelik olarak görememesi gibi sebepleri sayabiliriz. Bu durum tüketicilerin aldığı hizmetin kalitesinin artmasını geciktirse de, Türkiye’deki 3G tecrübesinin diğer ülkelerde yapılan hataları önceden görerek bir “geç gelen avantajı” yakalamasına da yol açmıştı. Şimdi aldığımız yüksek kaliteli ve görece ucuz 3G hizmetini bir nebze de bu duruma bağlayabiliriz.

Ancak duruma diğer açıdan bakacak olursak, 3G ihalesinde operatörlerin ödediği yüksek bedeller ve yüklendikleri dünya standartlarının çok üzerindeki kapsama ve kalite yükümlülükleri 4G gibi yeni teknolojilerin ülkemize girişini de geciktirdi. Malum, milyarlarca dolarlık yatırımların makul bir geri dönüşü olması gerekiyordu. Şimdilerde mobil teknoloji açısından kendimizi üstün gördüğümüz birçok ülke dahi (örneğin; Ruanda, Afganistan, Kenya, Pakistan) 4G’ye geçti ve kulislerde artık 5G konuşulmaya başlandı.

Öncelikle şunu söylemek lazım ki, 4G’yi atlayıp doğrudan 5G’ye geçme fikri esasen o kadar da mantıksız değil. Zira dediğim gibi 4G’ye geçişte epey bir geç kaldık. Bizlere mobil iletişim imkanı veren frekanslar esasında bu ülkede yaşayan herkesin ortak malı ve işletilmeleri için belirli bir ücret karşılığında operatörlere veriliyor. Böyle bir fırsat olması durumunda doğrudan 5G’ye geçmek kamu kaynaklarının israfını önemli ölçüde engelleyebilir. Dolayısıyla bu iddiaları tamamen göz ardı etmek doğru olmaz diye düşünüyorum. Ama önce 5G’nin hayatımıza girmesi için ne lazım ona bir bakmakta fayda var. Durum çok da “hadi 5G’ye geçiverelim” şeklinde işlemiyor ne yazık ki...

Yeni bir mobil teknolojinin insan hayatına girmesi için öncelikle temel standartlarının belirlenmesi gerekiyor. Yoksa şebeke ekipmanları ve cihaz üreticileri nasıl bir şey üreteceklerini bilemez, ve cihazlar birbirleri ile konuşamadığından iletişim kurmak zorlaşır veya imkansız hale gelir. Bu standartları belirleyen ise 3GPP, yani 3 Genaration Partnership Project, Dünya’daki neredeyse tüm mobil iletişim aktörleri tarafından 3G zamanında başlatılan ve sonrasında ortaya çıkan yeni teknolojilerin de standartlarını belirleyen bir proje.

5G için 3GPP standartları bu sene yazılmaya başlanacak ve ilk çıktılarının 2016’da oluşması bekleniyor. Ek olarak ilgili teknolojide kullanılacak olan spektrumların belirlenmesi gerekiyor. Bunun da 5G için 2018’de yapılacak WRC’de (Dünya Radyokomünikasyon Konferansı) belirlenmesi planlanıyor. Ayrıca, yurtdışına çıktığımızda da 5G hizmetlerinden yararlanabilmek için her bir ülkede teknolojiye özel frekans tahsis ve yetkilendirmelerinin yapılması gerekiyor. 5G için henüz dünyada herhangi bir ülke frekansı belirlemesi yapılmadı. Uzmanlar en yakın tarihin 2019 olabileceğini belirtiyor.

5G teknolojisine dair standartlar belirlendikten sonrası ise bu teknolojiyi destekleyen şebeke ürünlerinin altyapı sağlayıcıları tarafından üretilmeye başlanacak. Halihazırda üretilmiş ve ticari olarak pazarlanabilecek bir ürün bulunmuyor. Ticari ürünlerin de 2019 sonrasında satışa başlanması bekleniyor. İletişimi kurmaya yarayan şebeke ekipmanları ile eş zamanlı olarak cihaz üreticileri tarafından o teknolojiyi destekleyen terminal cihazlarının (halk arasında cep telefonu) da üretilerek raflardaki yerlerini alması gerekiyor.

Şebeke ürünleri, terminaller ve ülkelerde yetkilendirmeler sonrası 5G hizmetleri ticari şebekelerde operatörler tarafından pazarlanabilir bir hale gelebilecek. Teknolojinin yaygınlaşması da birkaç yılı buluyor. Sınırlı cihaz desteği, sınırlı kapsama gibi sebeplerle, 5G teknolojisinden ilk tweet’in atılması 2020 ve sonrasında olabilecek gibi görünüyor. Tabi twitter kapalı değilse.

Bu bilgilerden yola çıkarsak, 4G için geç kaldığımız bir gerçek ama 5G için de önümüzde henüz erken görünüyor. Dolayısıyla Türkiye’nin doğrudan 5G’ye geçmesi için en az 5 yıl beklemesi lazım. Beklemek, zaten halihazırda eski bir teknoloji olan 3G ile 5 yıl daha devam edilmesi demek. 5 yıl, bu kadar hızla evrilen bir endüstri için kaybedilemeyecek kadar uzun bir süre ve Türkiye’nin bu kadar süre eski teknolojiyi kullanmaya devam etmesi toplumsal refahı düşüreceği gibi pek mümkün de değil. Zira 3G şebekesi katlanarak artan internet kullanımını daha ne kadar kaldıracak o da bir muamma. Tüm bunlardan çıkan sonuç önce 4G’ye geçmeye bir ölçüde elimiz mahkum gibi görünüyor.

Tabi Türkiye ani bir atılımla 5G hizmetlerinde öncü ülke olup dünyanın ilk 5G altyapısını kurup, dünyanın en yüksek kalitede mobil iletişim sunulan ülkesi olursa o zaman durum değişir. Ancak bunun için baştan uca tüm iletişim teknolojisinin geliştirilmesi, gerekli tüm ekipmanın üretilmesi ve bunların da ticari olarak anlamlı olabilecek bir şekilde pazarlanması gerekiyor. Bunun da 1-2 yıl içerisinde gerçekleşmesi mümkün gözükmüyor. Kısacası sanırım artık çok geç.

Peki böyle bir imkan hiç yok muydu? Bence vardı. Türkiye telekomünikasyon endüstrisinin yeterli maddi kaynağı,  küstürülmez de yararlanılırsa yetişmiş ve kaliteli insan gücü, teknolojiye kolay adapte olan genç bir kullanıcı kitlesi var. Ancak bunu başarmak için Türkiye’den Ericsson, Huawei, Alcatel veya Nokia gibi bir altyapı üreticisi; Apple veya Samsung gibi bir de cep telefonu üreticisi çıkarması gerekiyor. Bu da ancak üretim toplumu olmakla mümkün. Yazıyı Siyaset Meydanı'na çevirmemeyim ama bence sorulması gereken soru şu:

“Patates ithal eden bir ülkeden Apple çıkar mı?” 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.