Ölümsüzlüğün dünyada nesnel olanakları var savım

23.05.2015 08:18:56
A+ A-

Ölümsüzlük gerçek ki ve belli ki dinlerin en korktukları, en kaygılandıkları şeydir çünkü ölümsüz insanlar, ölümsüz bir insanlık var olan dinlere de gerek duymaz, gerek göstermez. Bu nedenle dinler insanlara, toplumlara, halklara sürekli ölümü, bir öteki dünyayı pompalamak zorundadırlar.
 
Ancak onlar için ne yazık ki ölümsüzlüğün dünyada yeri ve olanağı var ancak ölümsüzlüğü dinlerin anladığı gibi mutlak, doğaüstü, kesintisiz, ilahsal birşey olarak anlamamak gerekir; dünyadaki ölümsüzlük görelidir, ilişkiseldir, bağıldır, bağsaldır, bağcıldır ancak mutlaktır yani mutlaktan mutlak değil göreliden mutlaktır yani tek bir 200 Tl yerine örneğin 200 tane 1 tl'den oluşan 200 Tl gibidir ancak yine de 200 Tl'dir.
 
Göreliden mutlak ölümsüzlüğün kanıtıları(kanıtları), olanakları, başarılabilirliği, varlığı yine insanın öncülü olan hayvanda saklıdır, bulunmaktadır. Bu bağlamdan örneğin bazı hayvanların sürekli yenilenen, yinelenen kuyruk, diş gibi organıları(organları); parçalandıklarında bile her parçasılarının(parçalarının) yeni birer kendileri oluşturması. İnsandan örnek vermek gerekirse midenin ortalama haftada bir yenilenmesi, tırnakların ve saçların uzaması yani gerçekte her insan ortalama yılda bir tepeden tırnağa yenilenmektedir de farkına varmaz yani her insan ortalama olarak yılda bir kez ölmekte ve yeniden doğmaktadır. Ancak, bildiğim kadarıyla yinelenmeyi, yenilenmeyi başaramayan, beceremeyen tek organımız beyin; beyindeki hücre sayısı doğumdaki kadardır ve sürekli olarak da azalır. Yani burada; öteki hücrelerin yenilenmesinin sırrı(gizemi), beyin hücresilerinin(hücrelerinin) yenilememesinin gizemi ve bu iki durumu oluşturan, sağlayan şeyin gizemi çok önem, anlam taşımaktadır bu konuda.
 
Gerçekte bu özellik hayvanlara ağaçlardan geçmiştir bence, onlara da cansız varlıklardan yani bence evren, varlık, var oluş ölüm üzerine değil ölümsüzlük üzerine kurulmuştur, kuruludur; yalnızca bunu keşif(keşf) etmek gerekmektedir.
 
Ancak iş insanın ölümsüzlüğünü sağlamakla, başarmakla yetmiyor; dünyanın da ölümsüzlüğü sağlanmalıdır ki insanın ölümsüzlüğü birişe(bir işe) yarasın yoksa varlığı ölümlü birşeye bağlı olan ölümsüzlük bir anlam taşımaz yani dünya yok olacak olduktan sonra ölümlü olsan ne olur, ölümsüz olsan ne olur. İşte bu nokta da bilim dünyanın da ölümsüzlüğü üzerine araştırmalar, düşünmeler yaparken dinler de insanlar ölümsüz bile olsalar korku olarak dünyanın ölümlüğünü gündeme getirirler yani dünyanın sonu ile insanları, toplumları, halkları korkutmaya, sindirmeye, kendilerineçekmeye(kendilerine çekmeye) çalışırlar.
 
Bence beyinin ölümüsüzlüğü(ölümsüzlüğü) insanın ölümsüzlüğü çalışmalarının üst, doruk(zirve), odak, yoğunluk alanı olmalıdır çünkü beyinin ölümülülüğünü(ölümlülüğünü) yok etmek insanın ölümülülüğünü de yok etmek anlamına gelir bence yoksa beyinsiz, hayvan gibi bir ölümsüzlük de kimsenin pek işine yaramaz, en azından insanca yaşamak isteyenlerin. Ancak yine de; başarılsa bile(da) ölümsüzlük kendi dışında mutlak olmayacaktır çünkü örneğin yüreği(kalpi, kalbi) çıkarılmış bir insan, ölümsüz de olsa yaşayamaz yani dediğim gibi insanın ölümsüzlüğü ya da dünyada ölümsüzlük ancak göreliden mutlak olabilir, mutlaktan mutlak olamaz yani mutlaka kendi içinde ve kendi dışında başka şeylere bağlı ve bağımlı olur yani olacak olan şey mutlaktan mutlak ölümsüzlük değil ölümsüzlüğün mutlaklığı yani olanaklılığı, varlığı olacaktır. Sonra bir de yaşlılığa çare(çözüm, umar) bulmak da gerekir çünkü yatalak yaşadıktan sonra, kıpırdayamadıktan sonra,  halsiz mecalsiz olduktan sonra, ağaç kütüğü görünümüne döndükten  sonra ölümsüzlüğün pek bir anlamı olmaz bence. Yani her organı yenilenebilen insanın tümü de yenilenmiş ve yenilenmekle ölümsüz olmuş olur.
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi
İnternette yayınlandığı zaman: 23.5.15/08.00