Osmanlı Devletinin kuruluşu: Tartışmalar ve bugün varılan genel kanı: İkinci ve son yazı

15.11.2015 06:09:45
A+ A-

Osmanlı Devleti hangi tarihte kuruldu:

Avusturyalı tarihçi Hammer, Büyük Osmanlı tarihinin birinci cildinde, “Osman’ın pederi elli sene istirahatten sonra, özellikle oğlunun gençliğinde kendi gençliğinin parlaklığını bulduğu için, tam bir sükûnet içinde ruhunu teslim etti (688/1288). Osman, pederinin vefatına mukabil yeni fetihlerle ve Mal Hatun’un o sene doğurduğu oğlu Orhan’ın dünyaya gelmesiyle kendini teselli etti.

Ertesi sene Alaü’d-din, Osman’ın vaki hizmetlerine mükâfat olarak, onun istilasıyla yücelttiği Karacahisar’ı malikâne suretinde verdiği gibi bütün hususi işaretleriyle, yani sancak, tabl (davul), atkuyruğu (tuğ) ile birlikte prens (beğ) unvanını verdi”diye yazar.  Kaynağını neşri olarak belirtir. ( Hammer, Büyük Osmanlı tarihi 1. Cilt, sayfa: 71).

Ertuğrul’un ölümü 1288 olduğuna göre ertesi sene 1289’dur. Peki, 1299 tarihi nereden çıkmıştır. Yine aynı eserine şunları yazar: “ Yedinci hicri asrın son senesinde ( miladı on üçüncü asrı nihayeti ) ( 699/1299) bu üç fetihten itibaren ki ( Bilecik, İnegöl ve Yarhisar’ın fethi), Osman’ın hükümeti genişlemeğe başlamıştır. Selçuklu Devleti’nin sukutu da bu tarihten itibar etmek lazım geleceğinden, Osmanlı hanedanının müstakil olarak saltanatı, işte asıl bu senede başlar.”

Görüldüğü gibi 1299 senesi Hammer’in bu değerlendirmesine dayanmaktadır.     

Halil İnalcık ise Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu 1299 tarihine değil 1302 tarihinde Bizans Devletine karşı kazanılan Koyunhisar (Bapheus) savaşında dayandırır. Çünkü bu savaş bir imparatorluğa karşı kazanılmıştır. Osman Bey’in saygınlığı Kastamonu bölgesine kadar yayılmış, bütün gaziler Osman’ın bayrağı altında toplanmaya başlamıştır. Kendisinden sonra oğlu Orhan, itirazsız beylik tahtına geçmiştir.

İşte Halil İnalcık: “Biz 27 Temmuz 1302 Tarihini Osmanlı hanedanının, dolayısıyla Devletinin kesin kuruluş tarihi olarak kabul edebiliriz” der. Ancak edebiliriz ifadesi tam bir netlik ifadesi değildir.

Erdoğan Aydın’a göre 1302 tarihli Koyunhisar zaferi yok edilme riskinin ortadan kalkması olarak değerlendirilebilir. Tüm bu askeri başarılarla Osmanlı Beyliği Bizans’a karşı bir çekim merkezine dönüşmüştür ve önü açılmıştır. Ancak Osman Bey henüz devletleşme bilincinde değildir. Çünkü ne tam ve düzenli bir ordusu ne bir vergi bilinci nede kendine ait parası vardır. Esasen beylik olarak tanınmak ile devlet olmak farklı kavramlardır.

Erdoğan Aydın, bu durumu betimlemek için şu olayı nakleder: “Germiyan’dan bir tüccar Karacahisar’ın vergisinin kendisine satılmasını ister. Osman Bey verginin ne olduğunu sorar, Tüccar bunun bir töre olduğunu ve ezelden kaldığını söyler. Osman Bey sinirlenerek, bir kişinin malı başkasının olur mu, kendi malı olur. Ben ona ne koydum ki, “bana akça ver diyeyim”. Bre kişi var git artık bana bu sözü söyleme ki sana ziyanım dokunur.” (Aşıkpaşazade Tarihi sayfa: 25-26) Üstelik Osmanlı Beyliği’nin elinde henüz büyük bir şehir de yoktur, ele geçirilen yerler köy ve kasabalardır.

Her tarihi süreçte aşılan bir tarihsel eşik vardır ki Osmanlı tarihi açısından bu olay 1326 yılına denk düşer. Orhan Bey, babası Osman beyin ölümünden iki yıl sonra Bursa’yı alır ve başkent yapar. Osmanlı Beyliği ilk kez büyük bir şehre sahip olmuştur. Tarihsel dönemeç sadece bununla da kalmaz. İlhanlı veziri Emir Çoban öldürülmüş ve oğlu Demirtaş da Mısıra kaçmıştır. Bu nedenle İlhanlıların siyasi baskısı da fiilen ortadan kalkar. Böylece Anadolu beyliklerinin kendi adlarına para basma sakıncası da ortadan kalkmış olur. Orhan Bey daha önce bastırdığı sikkelerde İlhanlı hükümdarının İsmini de yazmaktaydı. 1327 yılında ise ilk kez kendi adına sikke basar.  

 

 

Zaten İslam devlet geleneğinde bir kişinin sultanlığının ve devletinin varlığının kabulü, Cuma günleri hutbenin sultan adına okunması ve isminin de gümüş sikke üzerine darp edilmesi ile mümkündür.

İbn’i Battuta 1334 yılında Bursa’yı ziyaretinde Orhan Beyden Şöyle bahseder: “Bu sultan Türkmen hükümdarlarının en büyüğü, servet toprak ve askeri kuvvetler bakımından en ileride olanıdır. Elinde olan kaleler yaklaşık yüz kadardır. Kendisi zamanının büyük kısmını devamlı bu kaleleri ziyaret edip durumlarını gözden geçirip ıslah etmekle geçirir… Babası İznik şehrini yirmi yıl abluka altında tutmuştur, alamadan ölmüş, adı geçen oğlu Orhan, şehri 12 yıl daha kuşatarak almıştır. Kendisiyle orada buluştum, bana büyük meblağda para gönderdi.”

Yukarıdaki bilgiyi İbn’i Battuta’dan aktaran Halil İnalcık konuyu şöyle tamamlar: “Bu tasvir Osman’ın ölümünden ancak 10 yıl sonraya aittir. Özetle Osmanlı beyliği kesinlikle Gazi Osman Bey tarafından kurulmuş, Orhan zamanında bir sultanlık haline gelmiştir. Sultan unvanını alan ilk Osmanlı hükümdarı Orhan’dır (1336).” (Halil İnalcık, Devlet-i Aliyye, Birinci cilt, sayfa: 15)   

İşte bu durumda 1302 tarihini Osmanlı Beyliği’nin resmen tanındığı tarih olarak kabul edebiliriz. Ancak 1327 tarihinden önce Osmanlı Beyliği’nin artık bir devlet haline dönüştüğü ise bu tarihi bilgiler ışığında söylenemez.

AHMET ELDEN

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.