Prof. Canan Karatay nereye gidiyor?

20.02.2015 16:36:03
A+ A-

Bilimsel araştırmalara, bilime, bilimselliğe kuşkusuz ki karşı değilim, karşı olmam da asla düşünülemez ancak özellikle son onbeş(on beş) yıldır bilim diye, bilimsellik diye, bilimcilik diye bilime gerçekte bilimdışı, boşinançlar sokulmaya çalışılmakta bence. Bunlara 'Şifalı otlar, şifalı yiyecekler, şifalı taşlar, şifalı dualar, şifalı takılar, astroloji, yaşam koçuluğu(koçluğu)' gibi türlü adlarla tanık oluyoruz. Bu sözümona 'bilimsel süreç' sonuçu(sonucu) da olağan ya da zorunlu olarak başımıza bir diktatörlük geldi ve tuhaf ki bu tür şeylerin uğraşmanı kişiler de nedense hep iktidarın yanındalar yani diktatörlüğün yani bilimdışılığın. Yahu bu kadar çok biliyorsunuz da, bu kadar çok bilimselsiniz de son on yıldır kaç tane ilaç üretdiniz(ürettiniz), kaç ilaç patenti aldınız? 
 
Keş ki bilimsel birşey bulsalar da, üretseler de, yaratsalar da biz de övünsek. Ama neredeeee; tek yaptıkları iş internet sitesilerinde(sitelerinde), televizyon kanalılarında(kanallarında) atıptutmak(atıp tutmak). Yahu on yıldır bu işin içindesiniz en az; on yılda kaç ilaç patenti aldınız ki bu kadar süre yeterlidir ilaç patenti almaya?
 
Prof Canan Karatay; kalp(yürek) pırofu(profu) ve ilk kalp takımını(nakilini, nakilini) yapam Güney Afrikalı Dr. Barnard'ın asistanıymış ancak benim lise bilgime bile tuhaf gelen şeyler söylüyor bazan ve bir Prof olmasına karşın, sağlıklı beslenme konusunda hemen hemen hergün televizyona çıkmasına karşı kendine ait bir laboratuarı bile yok; Abd'den gelen bilgileri paylaşıyor toplumla genelde. Yani inanın ben tıb fakültesi bitirmiş olsaydım şimdiye kendime bir laboratuar ve bir ilaç fabrikası açmışdım(açmıştım) on kez. Bir eczacı olan yani Eczacılık okulu mezunu Necip Akar bile ve üstelik de 1935 gibi bir yılda Gripin adlı ağrı kesici ve ateş düşürücü icat ediyor, üretiyor ve daha birçok şeyi örneğin şampuan, sabun falan. Yani iş Amerikan tıb dergisilerini(dergilerini) okuyup okuyup Türkiye'de anlatmak ise ben almayayım.
 
Prof Canan Karatay dün yani 11.2.15, çarşamba tarihinde, akşam saatilerinde(saatlerrinde), çok tanınan bir televizyon kanalında konuğu idi yine, bir bayanın. O yayında da öylesine tuhaf şeyler söyledi ki bence, onları yazmadan edemezdim. Yani o söyledikleri bana çok tuhaf geldi tıpkı üniversite bitirmiş olmalarına karşın Aspirin'in, üzerinde de yazmasına karşın asit olduğunu bilmeyenler gibi.
Prof Canan Karatay'ın akşam söyledikleri:
1- 'Şeker asittir, o yüzden dişleri çürütür'. Benim lise bilgime göre şeker karbonhidrattır yani nişastadır, yani asit değil. Eğer şeker asit ise turşuya ve salataya limon yerine şeker katsak olur?
2- 'Bonfile gibi pişmiş etde(ette) de c vitamini bulunur, etten de c vitamini alablirsiniz'. Yine benim lise bilgime göre c vitamini ısıya ve oksijene dayanıksız bir vitamindir yani ısıda ve oksijenli ortamda ve öyle ki metale değmesi bile ölmesine yani oksitlenmesine yolaçar(yol açar) yani c vitamini en iyi olarak çiğ yenilen meyvelerden ve sebzelerden alınabilir yani insanlara c vitamini pişmiş etten de alabileceklerini söylemek bence hiç de bilimsel değil ki bir etin pişme ısısını ve pişme süresini düşünün.
3- 'D vitamini'. Oysa daha önceki bir yayınında 'D bir vitamin değil hormondur' demişdi(demişti), o akşam ise 'Vitamin' dedi.
4- 'Şeker zehirdir, beyini zehirler ve Alzheimer'a yol açar'. Oysa daha düne kadar şeker beyinin ana, temel ve tek gıda maddesi olarak tanıtılıyordu. Bence de şekeri beyine zararlı yapan şey şeker değil, beyinin felsefe, bilim, teknoloji, sanat, kitap okumak, düşünmek gibi şeylerle kullanılmaması ve bunun sonuçunda(sonucunda) şekerin beyinde birikmesi olabilir ancak yani nasıl ki bedene alınan kaloriler yakılamazsa şişmanlığa, kiloya ve bunun sonuçunda(sonucunda) da birçok hastalığa yolaçıyor; aynı biçimde de beyine alınan şeker eğer kullanılmazsa yani beyinin varolan çalışması için gereksinimi olandan daha çok olursa beyinde birikebilir ve hastalıklara yolaçabilir. Karatay Alzheimer'a karşı şekerden uzak durulmasını, köy zeytin yağı ve köy tereyağı yenilmesini öneriyor. Oysa; margarinin bu ülkeye girişine kadar bu toplum zaten köy zeytini, köy zeytin yağı, köy tereyağı, köy yumurtası, köy peyniri yiyordu, çay ve şeker pahalı olduğu için bunları zaten çok az tüketiyordu ancak öngörüm ki  100 yaşlıdan en az 50'si Alzheimer oluyordu. Yani Alzheimer'a yolaçan şey bence şeker değil beyinin yeterince kullanılmaması ki o yüzden Alzheimer'a karşı ve Alzheimer hastasılarına(hastalarına) bulmaca çözmek, kitap okumak, bir çalgı aleti çalmak, resim yapmak gibi şeyler öneriliyor. Yani düşünün ki beyin için de, beyin için de oksijen yaşamsal(hayati) ancak onun bile fazlası ölüme yolaçıyor; suyun bile fazlası ölüme yolaçıyor. Bir de eski bir gelenek ki çocuklara, kafaları daha çok çalışsın diye siyah, çekirdekli kuru üzüm yedirilmesi var. Yani ya şeker beyinin temel, ana gıda maddesidir ya da şeker yerine başka birşeydir, ne acaba?
 
Bazan, konuk edildiği televizyon yayınılarında(yayınlarında) da tanık oluyoruz, bazı çok basit sorulara 'O konuda bilgim yok' diyor. Yani bunca karmaşık konuda bilgisi olan bir Prof'un, bazı basit konularda bilgisinin olmaması da bence çok tuhaf.
 
Düşüncem şu ki eğer Prof Canan Karatay beslenme, gıda konusudaki görüşlerinde tümden haklı olsaydı ve beslenme yöntemi ve içeriği çok yararlı olsaydı, paralarını bir poşete koyup çöpe atmazdı, telefonla birileri istedi diye. Ve bu konulara bu kadar çok meraklı bir Prof'un neden kendine ait, özel bir laboratuarı yok; ve neden Akp iktidarında ve neden hep Abd'den gelen bilgiler?
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi
İnternetde yayınlandığı zaman: 12.2.15/14.57