Ruhsal sorunların nedeni savım- Psikoloji tezim

02.08.2015 12:05:50
A+ A-

Genetik, kalıtımsal yani nesnel, nicel nedenilerini(nedenlerini) bir yana bırakırsak bence ruhsal sorunların iki ana, temel nedeni vardır: 1- Yeterli felsefel, mantıksal, bilimsel, ahlaksal eğitimi almamak, 2- Yalnız olamamak yani yanlış çevrede olmak ya da doğru çevrede olmamak.
 
Var olan sözde ruh biliminin(psikolojinin, pısikolojinin) kurucusu olan Freud yeterli, gerekli bir felsefe eğitimine, bilgisine, kültürüne sahip değildi; bu nedenle pısikoloji üzerine yapabileceği tek şey hastasılarını(hastalarını) gözlem olanağına da sahip olduğu için hastasılarını(hastalarını) gözlemlemek, incelemek ve bilimsel bir kişiliğe sahip olmadığı için de dinlere sığınmaktı ve böylece bilimsellikten o kadar çok uzaktı ki ruh bilimine yani pıskolojiye mitsel kavramları, tanımları bile örneğin Oidipus kompleksi'ni soktu. Yani bilimi bilimdışı şeylerle incelemek, anlamaya kalkmak, anlatmaya kalkmak çok tuhaf da birşeydir ve sonuç da ruh bilimi ilaçlara oradan da pısikoloji biliminin Abd'ce insanlıkdışı amaçlı kullanımı çalışmasılarına(çalışmalarına) kadar geldi.
 
Oysa ruh ve bilimi oldukça basit, kolay, bilimsel birşeydir ancak bilimdışı şeylere, dine inananların bunu anlaması ve ruh bilimini bilime uygun bir bilim yapmasıları(yapmaları) olanaksızdır yani örneğin din okullarında dinsiz akademisyenlere rastlamak ne kadar tuhafsa örneğin pısikoloji biliminde de bilimdışı şeylere inanan akademisyenlere ve pısikolojiden ekmekyiyen(ekmek yiyen) doktorlara rastlamak da o kadar tuhaftır. Ve sonuçta; var edilen yanlış pısikoloji bilimdışı, akıldışı, insanlıkdışı şeylerle birleşir, birleşmek zorundadır, birleşiyor da ve örneğin karşımıza bilimdışı şeylere inanan, fala inanan, büyüye inanan, cinlere, inanan, perilere inanan, dövmeli, takı dükkanı, boya dükkanı, yalnızlık düşmanılığı, kalabalık bağımlılığı öğreticisi tuhaf pısikologlar(psikologlar), psikiyatırlar(psikiyatırlar) çıkıyor ki temel gerçek şudur: Biryerde felsefe yoksa o yerde gerçeğe, doğruya erişilmemiş demektir.
 
Bence ruhsal sorunların nesnel, nicel nedenlerini bir yana bırakırsak ve yeterli felsefel, mantıksal, ahlaksal, bilimsel, düşünsel eğitim de varsa nedeni yalnız kalamamaktır çünkü ruhsal olgunluk, ilerleme, gelişme, yükseklik için düşünmek gerekir ve düşünmek için de yalnızlık gerekir. Yani örneğin kalabalık ya da gürültü yüzünden bilimsel deneyilerini(deneylerini) yapamayan bir bilimcinin sonunda çıldırması olağan olur ki İslamiyet'in dahi peygamberi üstelik de bundan ortalama 1400 yıl önce gürültü yapmayı dinden bile çıkaracak şey saymıştır.
 
Yalnızlık ille de tek başına olmaz; insan yanlış kalabalık, yanlış kitle ya da yanlış başkasıları(başkaları) içinde de yalnız olabilir ki örneğin ünlü düşünür(filozof) Althusser'i karısını bile öldürmeye götürecek kadar güçlü, etkin olan şey karısıdır yani doğru yalnızlığını bozan şeydir yani onu yanlış kalabalıklıkta zorla tutan şeydir. Yani doğru yalnızlık aptal yalnzılıksızlıktan iyidir, doğrudur, üstündür yani 'Doğru sen yanlış başkasılarına(başkalarına) yeğdir' oysa var olan nicel, tikel, yoz pısikoloji bilimi yalnızlığı sevmeyi yani doğruyu sorun yapar, sayar, yanlış kalabalıklığı yani yanlışı sevmeyi değil ve der ki 'Herkese benziyorsan ve mutlu isen sorun yoktur'.
 
Gerekli eğitime gelince: Okullarda, üniversitelerde verilen eğitim gerekli eğitim değildir ve üstelik de yanlış eğitimdir ve bu nedenle de üniversite bitirmiş, ruhsal sorunlu insanlara bile rastlanır. Doğru ya da gerekli eğitim nedir? Herşeyden önce felsefedir ancak okullarda, üniversitelerde öğretilen felsefe doğru, gerçek felsefe değildir; felsefe tarihine, düşünürlerin hayatılarına(hayatlarına) yaşamılarına), isimilerini(isimlerini) ezberlemeye, savlarına felsefe denilmektedir. Doğru mantık da gerekir ancak yine okullarda, üniversitelerde öğretilen, okutulan mantık doğru mantık değildir, nicelliktir; doğru mantık nicel değil niteldir yani simgelere, şekillere, çizimlere, elektırik(elektrik) devresilerine(devlerine) indirgenemez. Ahlak; yine ancak okullarda, üniversitelerde okutulan, öğretilen ahlak doğru ahlak değildir çünkü bilimsel değildir, her  devlet kendi dinine uygun şeylere ahlak demektedir. Tuhaf gelebilir ve üstelik de bir dinsizin ağızından(ağzından) duymak çok da tuhaf gelebilir; doğru eğitim din de içerir ancak ne yazık ki okullarda, üniversitelerde doğru din de öğretilmemektedir; devletler din diye kendi dinililerinin(dinlerinin) ait olduğu kültürün dilini, tarihin, öğretisini öğretmektedir yani öğretilen din de bilimsel değildir.
 
Gerçek şu ki devletler dün de, bugün de doğru şeyler üzerine değil yanlış şeyler üzerine kuruludur. Bunca yanlış şey üzerine kurulu ortamlarda, koşullarda insanların da yanlış olması olağandır.
 
Doğru çözüm öncelikle ekonomiden sanata, siyasetten eğitime, modadan hukuka, dinden turizıma(turizme) kadar herşeyin doğru üzerine kurulması ve insanlara nefssizliği, yalnızlığı, inzivayı öğretmektir yani insanlara, toplumlara, insanlığa bu amaçı sunmaktır, vermektir, övmektir, öğretmektir. Yoksa ruhsal sorun denilen şey olağan, ortalama ruhsal sorunun üstüne çıkmış ruhsal sorundan başka şey olmaz. İnsanlara yanlış şeyler öğretip sonra da 'Sen sorunlusun' demek çok tuhaf birşeydir.
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi
İnternette yayınlandığı zaman: 2.8.15/11.57