Rüya kuramım

24.12.2015 11:16:14
A+ A-

Herşeyden önce şunu açıklamalıyım ki bence kuramsal dahi başka kuramlar geliştiren bilimci başkadır. Kuramsal dahilik laboratuarla, deney araçları, deneyler, denekler istemez, gerektirmez; kuramsal dahi herkesin sağlayabileceği, bulabileceği şeylerle çalışır, herkesin bulabildiği olanaklara sahiptir; kuramsal dahinin olanakları herkeste vardır, kuramsal dahinin farklı olan şeyi olanakları, ortamı, araçları değil yalnızca beyinidir; kuramsal dahilikte kişi yalnızca kendikendisiyle, kendi beyiniyle başbaşadır; kuramsal dahi olan Einstein da görecelik(görelilik, izafiyet) kuramını, bir masabaşında, bir kalem ve kağıtla gerçekleştirmiştir, üretmiştir. Bu yüzden ülkemizin de, insanlığın da öncelikle kuramsal dahilere gereksinimi vardır. Ben de kuramsal dahi olmaya çalışıyorum çünkü benim de laboratuarlarım, bilimcilerim, araştırmacılarım, deney araçlarım, gözlem olanakların yok; bu nedenle herşeyi masabaşında, beyinimle(beynimle), bilgilerimle, kağıtla, kalemle çözmek, anlamak, üretmek ve bu nedenle de elime geçen en küçük fırsatı bile en iyi biçimde değerlendirmek ve büyük ölçüde de rastlantılara güvenmek, dayanmak zorundayım. Kuramsal dahilik ile ki bilimin son teknoloji laboratuarlarla ve en yüksek olanaklı ortamlarla bulabildiği ve Maoa geni dediği geni ben bilimden çok daha önce ve yalnızca düşünmekle, yalnızca felsefeyle, bilimden çok daha önce ya da hemen hemen aynı yıllarda ve çok zor, çok olumsuz, çok kötü, çok güç, çok olanaksız koşullarda ve önce 'Ç geni', daha sonra da 'Mia geni' adını verdiğim genle ve üstelik daha geniş kapsamlı olarak bulmuşdum(bulmuştum) ya da en azından bu geni öğrendiğim yıllar, bu geni bulduğum yıllardan çok sonra idi yani bilimin o geni bulduğundan haberim bile yokdu(yoktu) ancak yine de benin bu gen kuramım ya da bu gen hakkındaki bilgim biliminkinden daha geniş kapsamlı, daha derin, daha olanaklı ve çok daha tehlikeli, öyle ki sırf bu gene dayanıp dünya tarihini ve evrimi bile açıklayabilirim.
 
Rüyaları doğüstü, anlaşılmaz, soyut, ruhsal, ilahsal, dinsel, özel anlamlı, kişiye ileti(mesaj) amlamlı, üstün anlamlı şeyler sanmak eski bir yanlıştır ve bence bu sanı da dinin oluşmasında büyük yere sahiptir.
 
Rüyaların doğaüstü, ilahsal, bilimsel hiçbir özelliği, nedeni, amaçı(amacı) ve anlamı yoktur.
 
Rüya beyine(beyne) yani maddeye(özdeğe) ait birşeydir hem doğaüstü birşey değildir hem de maddeye ait hiçbirşey doğaüstü değildir çünkü madde niceliktir.
 
Kuramımdır ki rüya beyinin ters işlemesidir, ters işlemesine air bir olaydır, durumdur, olgudur, niceliktir. Kuramımdır ki beyin sağdan sola işler, gider yani sağ lobdan(lobtan) sol loba doğru. Rüya ise beyinin tam tersi yönde yani sol lobdan sağ loba doğru çalışması, işlemesi, hareket etmesidir.
 
Bu kuramımı şöyle açıklama çalışayım: Diyelim ki rüya görmektesiniz ve rüyanızın sahnesinde diyelim ki bambaşka bir sahne, bambaşka bir ortam, bambaşka kişiler ve bambaşka bir konu var; ve diyelim ki Seksenler dizisini de çok izlemişsiniz ve çok sevmişsiniz ve diyelim ki bu diziyi diyelim ki bir yıldır da izlemiyorsunuz ancak o günlerde diyelim ki internette bu diziyle ilgili tanıtım(reklam) ya da haberler görmeye başladınız, ve o sırada da sabah olmuş ve sabah kalkmak üzere Seksenler dizisindeki karakolun telefonun 'Zırrrr!'lısı gibi kurduğunuz ceptelefonunuzun(cep telefonunuzun) alarmı(uyarıcısı) tıpkı o dizideki o karakolun telefonu gibi 'Zırrrr, zırrrr!' çalmaya başlamış. Görmekte olduğunuz rüya sahnesi aniden(birden) değişiyor ve o dizideki o karakol sahnesi oluveriyor ve o sahnedeki karakol amiri o sahneye gelip telefonun ahizesini(ahizesini) kaldırıyor ve 'Alo, ben Rıza başkomiser?' diyor.
 
Kuramıma göre rüya şöyle gelişmiştir, var olmuştur: Telefonunuzun zili çalınca zil sesi büyük olasılıkla sol kulağınızdan sağ beyin lobunuza girmiştir ya da gelmiştir ve sol lob da o zil sesine en uygun sahneyi, o günler yaşanmış ya da yaşanmakta olan o durumların etkisiyle de, sol beyin belleğinden(hafızasından) alıp sağ loba göndermiştir ve sağ loba giden o bilgiler de göz ve kullak belleklerince yani duyu belleklerince rüya durumuna getirilmiştir.
 
Bu kuramım şunu da içerir: Sol lobu çıkarılmış ya da olmayan beyin rüya görmez ve iki lobu birbirinden ayırılmış(ayırılmış), koparılmış ya da engellenmiş beyin rüya görmez. Bu bakımdan çift beyin loplu(loblu) hayvanlar rüya görürler ancak tek beyin loblu hayvanlar rüya görmezler. Ve rüya gören bir beyinin iki lobu da düzgün, doğru çalışıyor ve aralarında doğru, sağlıklı bir bağ, ilişki var demektir. Ve rüya görmemek, rüya görememek de bu yüzden beyinde sorun demektir.
 
Kuşkusuz ki bu bir kuramdır yani ille de doğru demek değildir ancak doğru da olabilir yani araştırılmalıdır.
 
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi
İnternette yayınlandığı zaman: 24.12.15/11.14