Sahte bilimin çekiciliği

04.11.2015 16:52:26
A+ A-

Basit bir Google aramasıyla başta ABD olmak üzere dünyanın birçok yerinden yapılan UFO ihbarlarına rastlamak mümkün. NASA gibi uzay ajanslarının, amatör veya profesyonel gökyüzü gözlemcilerinin henüz fark edemediği dünya dışı yaşam formlarına ve onların dünyamızın etrafında dolaşan gelişmiş hava araçlarına çim biçerken, araba kullanırken rastlayan ve bunu büyük bir heyecanla ihbar eden milyonlarca insan var.

Bu UFO meselesi zaman zaman Türkiye'de de popüler hâle geliyor. Sınırlarını bilmediğimiz evrende henüz keşfedemediğimiz gezegenlerin olması ve dünyanın kendi galaksisinde bile küçük bir yer kaplaması etrafımızda gelişmiş teknolojik cihazlarıyla dolaşan balon kafalı uzaylıların ispatı olabiliyor. Ufoloji, üzerinde ayrıca kafa yorulması gereken bir konu. Ancak burada çarpık bir akıl yürütme metodu söz konusu. Zira Ufoloji "sahte bilim" adını verilen popüler safsatalar arasında önemli bir yer tutuyor. Meseleyi anlayabilmek için sahte bilimin ne olduğunu ve bilimsel akıl yürütme yöntemlerine, kanıtlara sahip gibi görülen bu mitosların karakterini anlamak lâzım.

Sahte Bilim Nedir?

Bertnard Russell, bilimi "Gözlem ve gözleme dayalı akıl yürütme yoluyla dünyaya ilişkin olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabası"  olarak tanımlar. Bilim, olguları nesnel bir şekilde inceler, analiz eder ve açıklama bulur. Birçok kişi bilimin yanlışlanabilir bir olgu olmasını "zayıf nokta" olarak görse de böyle bir durum söz konusu değildir. Aksine, bilimin en temel özelliklerinden biri dogmatizmden uzak olması ve elde edilen verilerle sürekli olarak yeni açıklamalar getirmeye imkân sağlamasıdır.

Ancak pseudoscience olarak da anılan sahte bilim gücünü bilimsel gibi görünen argümanlar yığınından alır. Temelinde bir anlama, açıklama çabasından ziyade öznel yargılar ve bu yargıların üstüne yığılmış kavramlar ve kanıtlar vardır.

Bilim ve sözdebilim arasındaki farkı açıklamak için astronomi ve astrolojiyi karşılaştırmak yeterlidir.

Astronomiye baktığımızda her şeyin temelinde bir "anlama ve açıklama çabası" olduğunu görebiliriz. Örneğin gelgit bilimsel bir meseledir ve astronominin alanındadır. Çünkü bu olayı Dünya ve Ay'ın hareketleriyle, kütleçekim gücüyle açıklarız. Bu ölçülebilecek, gözlemlenebilecek ve nesnel verilerle açıklanabilecek bir olgudur.

Ancak Plüton'un herhangi birinin aşk hayatını veya iş hayatındaki başarısını etkilemesi ciddiyetsiz, gayribilimsel bir konu olarak astrolojinin alanındadır. Zira Plüton'un bir insanın davranışlarını etkileyebilecek güce sahip olduğu ispat edilebilen, nesnel olarak kanıtlanabilen bir durum değildir. "Plüton'un sahip olduğu çekim gücü" görüldüğünün aksine bilimsel bir önerme değil, sahip olunan yargıyı meşrulaştırmak için kullanılan bir argümandır. Yeterli teknolojik olanaklara sahip olunsa bile gitmek için yüzlerce ışık yılı harcamamızı gerektirecek bir cüce gezegenin sahip olduğu kütleçekim gücünün bir insanın aşk hayatını etkileyebilecek olması herhangi bir bilimsel argümanla açıklanamaz ve ispat edilemez.

Sahte Bilimin Psikolojisi

İnsan zihninin evren karşısındaki çaresizliğini kabul etmek gerekiyor. Belki de bundan yüzlerce yıl sonra Güneş Sistemi'nin birçok yeri keşfetmiş olacağız ve uzay hakkında bugün binbir güçlükle sahip olunan veriler yüzyıllar sonra bir çocuğun bile bildiği şeyler olacak. Ancak ne yaparsak yapalım bilginin bir sınırı yok ve bilincimiz tabiat karşısında, evren karşısında her zaman çaresiz kalacak. Bilinmeyenin sonsuz varlığı her zaman mevcut olacak.

Bu durum göz önüne alındığında cehâleti belli bir bilgi seviyesiyle açıklamak oldukça zor. Şahsen cehâletin daha çok bir düşünce metodu ve davranış biçimi olduğunu düşünüyorum. Bu kelime bende belli bir limitin altında veya üstünde bilgi sahibi olmayı değil, bilgiyle kurulan ilişkinin niteliğini ifade ediyor.

Öncelikle sahte bilime duyulan inancın ardındaki psikolojiyi "anlama çabası"yla ilişkilendirmenin mümkün olduğunu düşünmüyorum. Astroloji bundan yüzlerce yıl öncesinin bilimiydi ve o günkü veriler ile geçerli sayılabilecek bir disiplindi. Ancak bugün yıldızların ve gezegenlerin insanların gündelik hayatlarını doğrudan etkileyecek bir hareket içinde olmadıklarını biliyoruz. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi, basit bir astronomi bilgisine sahip olmak ve gezegenlerin kütleçekimleri hakkında ufak bir araştırma yapmak bile astrolojinin geçersizliğini ispat etmek için yeterli.

Bu durum göz önüne alındığında astrolojiye duyulan inanç bir anlama ve açıklama çabası olarak görülemez. Astrolojiye inanmak, bilinçli bir şekilde cehâleti tercih etmektir.

Binlerce yıl önceki nükleer savaşlar sonunda denizler altında kalan medeniyetlere, dünyayı ziyaret edip insanlığa Mısır Piramitleri'ni hediye eden uzaylılara ve ilişkimiz kötü gittiğinde bütün sorumluluğu yıldızlara atabileceğimiz bir kozmolojiye inanmak şüphesiz ki cezp edicidir. Ancak tüm bunlara inanarak hayatımızı sürdürebilmemiz için temelsiz inanışlarımızı muhafaza edebileceğimiz açıklamalar gerekir. İşte burada sahte bilim pazarlayanlar, astrologlar, yıldız falcıları, ufologlar ve komplo teorisyenler imdadımıza yetişecektir. Bilimsel gibi görünen argümanları modern mitoslarımızın etrafına yığarak "açıklama bulmamızı" sağlayacaktır. Sahte bilimin varlığını sürdürmesini sağlayan psikolojiyi böyle açıklayabiliriz.

Kurumsallaşmış inanışların Batı dünyasında güç kaybettiğini gözlemlemek mümkün. Hıristiyan teologlar Kitab-ı Mukaddes'teki verilerle dünyanın 6000 yaşında olduğunu hesaplamışlardı ancak bugün muhafazakar olarak bilinen kitlelerin bile bu bilgiye tam anlamıyla itibar etmediğini görebiliriz. Çünkü bunun doğru olmadığını bilmek için herhangi bir fosil müzesini ziyaret etmek yeterli olacaktır.

Bu durumu göz önüne alarak dinlerin "miadını doldurduğunu" ve batıl inanışların yıllar içinde  tarihe karışacağını düşünmek fazla iyimser bir yaklaşım olur. Özellikle Hıristiyanlığın ritüeller ve semboller arasında manevi bir tatmin olmaktan öteye gidemediği, gitgide sembolik ve geleneksel bir hâl alarak gündelik hayatı yorumlamaktan uzak bir yerde olduğu doğrudur. Fakat dinin gündelik hayattaki yokluğu her zaman akılcı düşüncelerin yükselmesine sebep olmayabilir. Zira sahte bilim adını verdiğimiz disiplinlerin bugün dünyanın her yerinde milyonlarca kişiye hitap ettiğini görmek hiç zor değil.

Bugün sahip olduğumuz bilimsel veriler yanlışlanabilir. Veriler değiştikçe ve imkânlar geliştikçe bilgi kendini yenileyecektir. Ancak yüzlerce yıl da geçse gezegenler insan kişiliğini şekillendirmeye devam edecek. Çünkü çarpık bir akıl yürütme yöntemiyle bilimsel bir şekilde süslenmiş dogmatizm değişmeyecek. 

 



YORUMLAR

Doğru ama yanlış... -

Sahte bilim konusundaki görüşlerinize katılıyorum ama din ile ilgili görüşlerinizi eksik buluyorum,kulaktan duyma bilgilerle eleştirmeyiniz.Şimdi gerçek Kitab-ı Mukaddes'e göre dünya 6000 yıllık değildir bunu papazlar söylüyorlar aslında dünyanın yaşı konusunda hiç bir kutsal kitap görüş belirtmez buna Kur'anda dahil bu yobaz ve müşrik tarikatçıların uydurmasıdır.Kur'ana göre dünya 6 evreden yaratılmıştır,yevm kelimesi evre,dönem manasındadır.Aynı şekilde Kur'ana göre canlılığın son halkası insandır,insan ve diğer canlılar belli süreçler sonucunda yaratılmıştır.Hatta Darwin Türlerin Kökeni kitabını yazdığı vakitler bu fanatik Hristiyanlar Darwin'e "Darwin bu safsataları Muhammed'in dininden öğrendi hatta Müslüman olan bilim adamlarından aldı" diyerek eleştirilerde bulunmuşlardı.Zira Ankebut Suresinde "Yeryüzünde dolaşın ve yaradılışın nasıl başladığına bir bakın." ayetine Darwin uymuştur.Hatta Evrim ilk Müslüman biyologlar tarafından tespit edilmiştir o zamanlar Hristiyanlar meleklerin kanatı var mı yok mu diye tartışıyorlardı.Uzun lafın kısası neden evrimden girdim zira en büyük tartışma konusudur bu aslında.Kur'anda dediği gibi "Gökleri ve yeri yoktan var eden O'dur." ve bunu araştırmak bilim adamlarının görevidir.Maalesef İslam'da ruhban sınıfı oluşturuldu ve onlar yüzünden Altın çağını mumla arar oldu,İslam bilime düşman değildir.Darwin'in görüşlerini eleştirsem de bizim ülke ateistleri de dinci yobazlar gibi hurafeleri dini hüküm diye eleştirmekte ve bilimi dogmalaştırarak İslam'a karşı kullanmaktadırlar bunlar yanlış.Bilim bilimdir.İslam'a göre mutlak ilim (bilim) sahibi Allah'tır.

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.