SEO Efsaneleri

04.03.2015 00:06:58
A+ A-

Arama motoru optimizasyonunun son 10 yılından bu yana, arama yapanların sorgulama yöntemlerinde ve sonuçları değerlendirme biçimlerinde hatırı sayılır değişiklikler meydana geldi. Değişim elbette yalnız bununla da kalmadı. Arama motorlarının sayfaları endekslemelerinde, sıralamalarında, site yöneticilerinin sayfalarına trafik çekmek için yaptıklarında ve sayfaların açılış hızlarında bu 10 yıl boyunca olağanüstü değişimler yaşandı.

Gelgelelim, bu olağanüstü değişim rüzgarlarının ardında, arama motoru optimizasyonu uygulamalarındaki insanı hayretlere düşüren yanlışlıklar inatla sürdürülmekte.
Bütün bunlar ışığında artık geçerliliğini yitiren, açmaza sürüklenmiş seo efsanelerini incelediğimiz bu makale, hem eski seocular, hem de bu işe can atan meraklılar için faydalı olacaktır.

Efsane 1: Sitemi Mutlaka Arama Motorlarına Kayıt Etmeliyim.

Arama motoru sonuçlarında çıkması için web sitenizi arama motorlarına kayıt etmeniz gerektiği düşüncesi günümüzde saçmalıktan başka bir şey değildir.

Modern içerik yönetim sistemleri ile oluşturulmuş yeni siteler kendilerini doğrudan Google'a bildirebileceği gibi, Google gibi bir arama motorunun ?bildirilmese dahi- yine de sitenizi bulabileceğine kuşkunuz olmasın.

Google yeni web sitelerini keşfetmek için yeni satın alınan alan adlarını devamlı takip eder. Ayrıca yeni siteleri keşfetmek için bir ajan gibi çalışan "Chrome" tarayıcısına sahiptir. Sitenizi kayıt etmeseniz dahi, Chrome'dan bir kere siteye girmeniz Google botlarını yeni sitenize yöneltecektir. Bu yüzden "Google mutlaka sitemi bildirmeliyim" sıkıntısından kurtulun.

Google'a sitenizi bildirmek zorunda olmamanız bir yana dursun, asıl odaklanmanız gereken robots.txt kullanarak sitenizin hangi bölümlerini arama motorlarının endekslemelerine engellemeniz gerektiğini tespit etmek olmalıdır.

Dahili arama sonuçları, yönetim paneli girişleri gibi kimi sayfalar Google arama endekslerinden uzak tutulmalıdır ki, gerçek içerik öne çıkabilsin.

Efsane 2: SEO Sıralamadan İbarettir.

Arama sonuçlarında yer almak ve linke tıklanması arasında güçlü bir ilişki olsa da, sıralama artık eskiden olduğu gibi en önemli nihai amaç değildir.

Linke tıklama oranları ve kullanıcı alışkanlıkları üzerine yapılan çalışmalar, arama yapanların en üstten 3 sıradaki ?özellikle de en üstteki- sonuçların tıkladığını göstermektedir.
Ayrıca ilk 3 sıranın altında yer alan, zengin snippet eklenmiş arama sonuçlarının en fazla tıklama oranlarına sahip görünmektedir.

Gelgelelim, bütün bunlar uygulanmış olsa dahi, sıralama tek başına başarıyı getirmez. Teorik olarak bir süre iyi bir sıralama elde edebilir veya yoğun trafik çekebilirsiniz. Ama bundan tek kuruş dahi kazanamayabilirsiniz.

Geçmişteki "Google'da en üst sıraya yerleştirme garantisi" reklamlarını hatırlayın. Bu sıralama tellallarından hangisi bu vaadin getirilerinden bahsetti. Elbette ki bahsetmediler. Çünkü bu içi boş bir vaatti de ondan. Benim önerim, sıralama saplantısını bir kenara bırakmanız olacaktır. İçeriğinizi okuyan okuyucularınız, onlara aradıklarını anlayacakları güzel bir anlatımla sunduğunuzda size daha fazla müşteri getireceklerdir. Nedeni çok basit "beğenen insan, yakınları ile beğenisini paylaşır"

Efsane 3: Seo Bilişim Teknolojilerine Teslim Edilebilecek Birşeydir.

SEO'nun teknik uzmanlık gerektirdiğine dair bir algı var. Böyle düşünenler "SEO teknik bir konu olduğuna göre BT (bilişim teknolojisi) uzmanları bu işi tek başlarına götürebilir" gibi düz bir mantık yürütüyorlar. Halbuki teknik bileşenleri olsa da, kurumsal seo danışmanlığı 'nın teknik beceriden çok daha fazlasına ihtiyaç duyduğu kuşkusuz. Bu yüzden ben olsam, bütün projemi bir BT uzmanına veya web tasarımcısına teslim etmeden önce, uzun uzun, hatta baya uzun düşünürdüm.

Web sitenizi optimize ederken, web tasarımcılarından, BT uzmanlarından yardım alabilirsiniz, ama SEO görevlerinin tümünü BT uzmanına vermek ve bundan tam randıman beklemek pek akla uygun görünmüyor.

BT uzmanlarının hünerli oldukları birçok teknik alan var elbette ki. Örneğin; web sitenizin çalıştığı sunucunun daha hızlı çalışmasını sağlamak, web sitenizdeki grafik, javascript ve css dosyalarınızın kapladığı alanı azaltmak gibi. Evet, bunlar da çok önemli yetenekler, ancak etkili SEO stratejileri geliştirmeniz için bundan daha fazlasına ihtiyaç olduğu kesin. Bundan daha fazlası ise; dikkat çekici içerik oluşturmak, web sitenizi ziyaret eden kullanıcıların yerine empati geliştirebilme yeteneğine sahip olabilmek ve oluşturdukları zengin hammaddeyi teknik olarak işlemeleri için BT uzmanlarına teslim etmek şeklinde sıralanabilir.

Efsane 4: Daha Çok Link, Daha Çok İçerikten İyidir.

"Neye yatırım yapmalıyım? Link inşasına mı, daha çok içerik oluşturmaya mı?" Sorularıyla mı boğuşuyorsunuz?

Linkler, web sitenizin otoritesinin önemli birer parçası. İşletmeler çoğunlukla link inşası için birilerini işe aldıklarında linklerin niceliğine, niteliklerine verdiklerinden daha fazla önem veriyorlar. Artık linkler "sayıca üstünlük" oyunu olmaktan çıktı.

Panda, Penguin ve Hummingbird algoritma güncellemelerini yayınlanmasıyla Google'ın SEO'nun artık bir oyun sistemi olmadığını anlamamız için yapmadığı kalmadı.

Link inşası elbette halen çok değerli, ancak yayın yaptığınız içerikle örtüşen içerikli sayfalardan link almanız hepsinden daha önemli. İçeriğinizle örtüşen blog yazıları gibi çeşitli makalelerden link alabilmeniz için, yatırımınızı "içerik oluşturmaya" kaydırmalısınız.

Efsane 5: Anahtar Kelime ve Meta Açıklamalarının Arama Sonuçlarına Muazzam Bir Etkisi Vardır.

Meta açıklamaları ve meta anahtar kelimeler web sayfalarının içeriklerini özetlemenize yarayan html içine yerleştirilebilen kodlardır. Ancak o kadar çok suistimal edilmişlerdir ki, günümüzde Google sıralamalarına hiçbir etkileri kalmamıştır.

Google'ın 2009 yılında ne açıkladığını hatırlayalım. "Meta açıklamalarının ve meta anahtar kelimelerin arama sıralamalarına bir etkisi yoktur"

Bu demek değildir ki, meta açıklamalar ve anahtar kelimelerin seo için önem teşkil etmiyor. Aksine meta açıklamalar sizi ayak takımından sıyırıyor ve arama yapanlara sitenizin ziyaret etmeye değeceğini göstermeye fırsat tanıyor.

Eğer meta açıklama bölümüne ilgili sayfada ne tür bir içerik yer aldığını sade bir biçimde yazarsanız, arama sonuçlarına bir etkisi olmasa da, Google arama sonuçları sayfasında potansiyel ziyaretçinin ilgisini mutlaka çekecektir.

Benim önerim meta anahtar kelimeleri artık hiç kullanmamanız, meta açıklama bölümüne ise sıralama kaygısı gözetmeksizin inandırıcı, sade bir içerik yazmanız olacaktır.

Efsane 6: Sosyal Medya ve SEO Birbiri İle Alakalı Değildir.

Sosyal medyanın SEO üzerindeki etkisi su götürmez bir gerçek. Bu gerçek, 2000'li yıllarda sadece bir anahtar kelime bulup, tüm oyunu bu anahtar kelime üzerinden kuran seocuların silkinip, artık Google'ın bu basit hesabı yutmadığını kabullenmesine ve sosyal medya optimizasyonuna ?internetin geleceği olacaktır- hak ettiği önemi vermelerine sebep oldu.

Sosyal medya platformunda atılan tweetler, paylaşılan yorumlar, videolar, kısaca sosyal medya'da olup biten herşey sitenize giden veya sizden bahseden bir link oluşturur.

Bu yüzden SMO'yu (Sosyal medya optimizasyonu) kurumsal seo danışmanlığı 'nın bir parçası olarak uygulamak gereklidir.

Efsane 7: Sitede Devamlı Aynı Kelimeyi Tekrar Eder Durursam Başarılı Olurum.

Bir sayfaya anahtar kelime koymakla ne yazık ki siteye sihirli değnek değmiş olmuyor. Hatta kusursuz bir sayfa optimizasyonu ile bile koskoca SEO denkleminin sadece küçük bir parçası çözülmüş oluyor.

Özenle oluşturulmuş, insanların anlayabilecekleri içeriklere odaklanın. Durmadan aynı kelimeyi tekrar ederseniz, ansızın arama sonuçlarından tamamen kaldırılacağınızı veya çok gerilere düşeceğinizi unutmayın.

Efsane 8: Anahtar Kelimeler Birbiri İle Tam Uyumlu Olmalı.

Anahtar kelimeler içerik içinde kelimesi kelimesine tekrar edilmek zorunda değil. Anahtar kelimeyi ?özellikle yazının başlığında- hedef kitlenize en iyi hitap edecek şekilde kullanmanız en ideal olandır.

Anahtar kelimenin defalarca ve anlamsızca tekrar edildiği, zorlama bir içeriği okuyucunun fark etmeyeceğini zannediyorsanız, hem okuyucuyu hem de işinizi hafife alıyorsunuz demektir.

Elbette bu kuralı yalnızca başlıklarda değil, yazının tümüne uygulamalısınız. Amacınız okuyucuyu bilgilendirmek olmalı, arama motorunu kandırmak değil.

Efsane 9: Sayfamda Kullanacağım Anahtar Kelimelerin İdeal Bir Sayısı ya da Yoğunluğu Vardır.

Gerçekte bir sayfada şu kadar anahtar kelime, şu yoğunlukta tekrar edilmelidir diye sihirli bir sayı yoktur. Daha önce de söylediğim gibi anahtar kelimelerinizi insanların içeriğinizin ne olduğunu anlayacak kadar kullanmak zorundasınız.

Efsane 10: H Etiketleri Site-içi Optimizasyonun En Önemli Unsurlarıdır.

Web sitenizin içerik yapısını genel hatlarıyla gözünüzün önüne getirin. Arama motorları ve ziyaretçiler için hiyerarşik bilgiler sunan H etiketlerinin artık SEO üzerinde çok az etkisi vardır. Bu etiketlerin ziyaretçilere bilgi vermekten çok arama motorlarını kandırmaya yönelik kullanılmasını kesinlikle tavsiye etmiyoruz.

Efsane 11: Ana Sayfamın Bir Sürü İçeriğe İhtiyacı Var.

Ana sayfanızı web sitenizin bütününün H1 etiketi gibi düşünün. Herhangi bir yazının başlığını atarken nasıl konuyu özetleyen, yazının içeriğini okuyucuya anlatan birkaç kelime kullanıyorsanız, işte ana sayfanız da böyle olmalıdır. Müşterilerinizle empati kurarak aradıkları her ne ise, doğru yerde olup olmadıkları izlenimini verecek, ihtiyaç duydukları her ne ise burada bulup bulamayacaklarını gösteren bir özet olsun.

kurumsal seo danışmanlığı konusunda çalışma yapmadan önce ilk kaygılanmanız gereken bu olmalıdır. Kim olduğunuzu, ne yaptığınızı, hangi hizmetleri sunduğunuzu, nerede bulunduğunuzu yazın ve sayfanızı ziyaret edenlere yönergeler sunarak bir sonraki adımda ne yapacaklarına rehberlik edin.

Efsane 12: Sitemde Ne Kadar Çok Sayfa Olursa O Kadar İyi.

Mantıken web sitesinin kapladığı alan ne kadar çok olursa, o kadar menfaatinizeymiş gibi duruyor, ama bu efsane de diğerleri gibi tam olarak doğru değil. Öncelikle şunu bilmenizde fayda var; web sitenizde yayınladığınız herşey endekslenmiyor. İkincisi, sayfalar bazen endekslenmesine rağmen bir süre sonra arama sonuçlarında kayboluyor. Dahası sayfalarınız endekslense ve endekste kalsa bile, bu trafik akışı olacağının garantisi değil. Diğer taraftan web sitenizdeki sayfalarınızın sayısı çeşitli aramalarda bulunma şansınızı arttırdığı, kaliteli içerik ve linklerle inşa edilmiş bir sitenin de başarı şansınızı arttırdığı elbette doğru.

"Sayfa sayınız arttıkça kaliteden ödün vermemeyi başarabiliyor musunuz" bu soruyu kendinize sorun.

Efsane 13: Mikro Siteler ve Siteme Yönlendirme Yapan Diğer Alan Adları SEO'ya Fayda Sağlar.

Pazarlamanın belirli bir hedefi için kullanıldığında mikro sitelerin varlığının iş hedefleriniz için geçerli bir sebebi olabilir. Link inşası stratejileri için ise, uzun vadeli, geçerli bir iş stratejisi olduğu söylenemez.

Arama motorları alan adını kayıt ettirenin kim olduğunu tespit edebilecek kadar akıllıdır. Tabi aklınızdan şunun geçtiğini görebiliyorum. "O zaman whois bilgilerini değiştiririm" Aklınızdan sahtekarlık geçiyorsa yanlış yoldasınız, insanlar için kaliteli içerik oluşturmanın önemini kavrayamamışsınız demektir.

Efsane 14: Inbound Pazarlama ve SEO Birbirinden Bağımsızdır.

Aksine, inbound pazarlama size tamamen yabancı olan kitleyi müşterileriniz arasına katmaya, sizinle iş yapmaya odaklanan bütünsel bir felsefedir. kurumsal seo danışmanlığı  ise işletmenin görünürlüğünü trafik çekerek arttırmaya odaklanır ve bu yönüyle inbound pazarlamada muazzam bir etkisi vardır.

Inbound pazarlamayı 4 temel cephe olarak düşünürsek: bunlar ?müşteriyi çek- ikna et- anlaş- memnun et- . SEO ilk cephenin başkumandanıdır.

kaynak : http://softbilisim.net/seo-efsaneleri/



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.