Sosyal Antropoloji ve Etnografya

15.11.2014 00:32:00
A+ A-

Sömürgecilik döneminde bilimsellik kazanan; ama onun öncesinde de bir çok çalışmada adı olmasa da yöntemi ve tekniği kullanılan sosyal antropoloji bugün bir çok kişi tarafından bilinmese de alan da direk çalışmasıyla, araştırmakta olduğu topluluğun, aşiretin grubun; yaşayış biçimini, ilişkilerini(evlilik, doğum, cinsellik) ve ritüellerini, topluluğun içine girerek, sosyal antropolojinin çalışma tarzı olan  etnografik bir şekilde inceler. Her ne kadar çıkışında diğer sosyal bilimleri gibi pozitivist tümelci söylem ile yasa ortaya koyucu yani nomotetik bir yaklaşım olduğu söylenip, bilinse de hermeneutik paradigması  geliştirerek karşı çıkılıyor. Yaşamın doğa bilimleri gibi sadece yasalarla açıklanamayacağını vurgulanıyor. Sosyal bilimler acısından içinde kendini farklı kılan etnografya ise hermeneutik ve nitel bir araştırma yöntemi kullanıyor.

Bir etnolog alan çalışmasına başlamadan önce belirli yargılar ve kesin kurallarla değil, sorunsalını direk alan çalışmasında yaparken geliştirip ve genişleterek,   saha çalışması yürütür. İncelenen topluma mesafeli ve nesnel olmak saha çalışmasını daraltır. Onun yerine çalışmanın yapıldığı toplulukla, yakın, samimi ilişkiler kurarak araştırmanın zeminini oluşturmada kolaylık sağlar. (Örneğin: Clifford Geertz'ın Bali'deki çalışmasın da, horoz dövüşüne katılıp, hiç tanımadıkları kişilerle aynı ortamda bulunup, onlar gibi hareket ederek, topluluğun samimiyetini kazanmaya çalıştırlar. )Bir etnolog araştırdığı topluluktaki yaşayış biçimini, ritüellerini  topluluğun ''doğrularını-yanlışlarını'' kendi içinde incelemelidir. ( kültürel görelilik) Yani topluluk içindeki inanışların ne olursa olsun eleştirel bir şekilde değil, doğrudan aktarılması gereklidir. (Örneğin: Malinowski'nin Trobriand  adasında  yaptığı çalışmalarda, topluluğun  bereket  için yaptığı kano büyülerini(ve daha bir çok büyüsel ritüelleri ve akrabasal bağları) eleştirel olarak değil, o topluluk için ne anlam barındırdığını anlatmıştır. Etnografya, topluluk, grup vs. içinde sosyoloji gibi istatistiki verilerle uğraşmaz. (Örneğin: Çok eşli evliliğin bölgeler göre sayısal olarak değerlendirmez. Bu daha çok sosyolojik bir çalışmadır.)

Sosyal antropolojinin en büyük ve zor olan araştırma konuları akrabalık-aile ve dindir. Akrabalık bilindiği gibi sadece biyolojik ve kan yoluyla aktarılan bir şey değildir. Topluluk içindeki ilişkilere göre de akrabalık ve aile kavramı gelişir. (Örneğin: Trobriand) Din ise daha kapsamlı ve anlaşılması daha zor bir kondur. Genel olarak bir yargının üzerinden değil(tanrı gibi), kutsal olana gerçek temasla, duygularla(tabi bunun yanında cemaatsal, pratik, tarihsel olarak) incelenebilinir.

Kısa olarak bahsetmeye çalıştığım, sosyal antropolojinin gelişimi ve etnografya, post-modernizm ile konuları çeşitlenmiş ve çoğalmıştır. Bugün halen birileri tarafından sömürge çocuğu ve siyasal politikaların propagandası yapma aracı olarak görse de toplulukların yaşantısını, ritüellerini ve tarihsel gelişimini anlamanın en iyi yolu olarak karşımıza etnografya çıkmaktadır.

Murat AKKUŞ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.