Sosyal Medya ve 1984

14.12.2015 18:03:17
A+ A-

20. yüzyıl, teknolojinin ulaştığı hız açısından geçmiş yüzyıllardan ayrılır. Bu yüzyılda gerçekleşen ilerlemenin düzeyi, bir milyon yıllık insanlık tarihinin toplam birikimini aşmıştır. Yüzyılın başında gerçekleşen kuantum devrimi, 3 boyutun yanında 4. boyutu(zaman) da güçlü şekilde tanımlayarak yeni bir paradigmanın habercisi olacaktı. Bugün matematiksel veriler bize en az 11 boyut olduğunu göstermektedir.

2000'ler sonrası gerçekleşen internet devrimi, sanal gerçekliği yeni bir boyut olarak ortaya çıkarmıştır. Bu dönemin öngörülü düşünürleri şöyle diyecektir: Artık gerçeklik, ikiye ayrılmıştır. İnsanlar yaşamlarının %50'sini internet boyutunda devam ettireceklerdir. Homo sapiens sapiens'in yaşam biçimi kalıcı şekilde değişmiştir.

Geride bıraktığımız 15 yıl bu öngörünün doğruluğunu ortaya çıkarmıştır. Cep telefonları yaşamın ayrılmaz bir parçası ve organizmanın bir uzantısı olmuş, sosyal yaşamda internette oluşturulan çevreler birincil öneme sahip olmaya başlamış, ilişki ve sosyalleşme biçimleri değişmiş ve bunların ötesinde çoğunluk için artık "sadece yaşamak" bir amaç olmaktan çıkmış, "onu sergilemek ve paylaşmak" büyük önem kazanmaya başlamıştır. 2000'lerin başında insanlar chat odalarında nicknameleriyle konuşmaya bile çekinirken, bugün Foursquare-Swarm sayesinde kimin hangi cafede olduğunu anlık olarak takip etmek, Instagram-Facebook gibi networkler üzerinden bütün sosyal hayatını gözlemlemek, anlık olarak Twitter gibi ağlar üzerinden duygusal iniş çıkışlarını izlemek mümkün hale gelmiştir. Bu karmaşık verilerin bir arada sunulması, herkesi doğal bir stalker haline getirmiştir.

İnternet devriminin arka planında ise büyük bir tekelleşme yarışı sürmektedir. 2005-2008 periyodunda Youtube'u satın alan, Yahoo'nun çöküşüyle rakipsiz arama motoru haline gelen, Chrome ile Firefox ve Internet Explorer'ı piyasadan silmeye başlayan Google'ın internet gücünü tümüyle kendi elinde toplayabileceği düşünülüyordu. En büyük rakibi Yahoo devre dışı kalmıştı, Microsoft ise yanlış hamleleriyle sürekli kan kaybediyordu. Bugün Windows işletim sisteminin yaşadığı sıkıntıları göz önünde bulundurursak, bir mucize olmadığı takdirde önümüzdeki 10 yılda Microsoft'un "büyük oyuncu" konumunu kaybedeceğini söyleyebiliriz.

Bu süreçte Steve Jobs'un iPhone projesi Apple'ı bir anda "büyük oyuncu" konumuna getirecektir. Etkili pazarlama stratejisi ve bir statü haline getirilen Apple ürünleri, birçok kişiye kendini özel hissettirme tekniğini kullanarak çok yüksek fiyatlarla ürünlerini pazarlamayı başarmıştır. Yazının başında bahsettiğimiz gibi, telefonun insan organizmasının en önemli uzantısı-eklentisi kabul edildiği bir çağda, insanların en kaliteli olduklarına inandıkları telefonu elde etme arzusunu görmek kolaydır. Google ile kıyasladığımızda Apple kapitalizmin iki ucunu temsil eder. Ürünlerini genelde ücretsiz dağıtıp açık kodlar kullanan ve programlarının pratik ve işlevsel olmasına önem veren Google'a karşılık, hemen hemen her eklentiyi parayla pazarlayan Apple "market"ler her yeri kuşatmıştır. Bu iki tekele alternatif ise beklenmedik biçimde Harward'ı terk etmiş bir dahi olan Mark Zuckerberg'den gelecekti. Zuckerberg, internetin dönüşümünü doğru şekilde okumuş ve bütün insanları bir araya getirecek "tek bir network"ün gerekliliğine inanmıştı. O dönemde internette yüz binlerce chat-arkadaşlık sitesi bulunuyordu. Özel hayata dair endişelerin kaybolduğu, insanların nickname kullanmaktan sıkılıp kendi kimliklerini ifşa etmeye başladığı bir dönemde Facebook kısa sürede bütün piyasayı tekeline almayı başardı.

Şüphesiz Facebook'a karşı binlerce eleştiri öne sürebiliriz ama yine de dünyadaki 7 milyar insanın tek bir networkte toplanmasının "büyük bir devrim" olduğunu kabul etmek durumundayız. Bu durumun siyasi pratikteki en büyük yansıması "Occupy" hareketlerinin çok kısa sürede yayılması olmuştur.

Facebook'un tekelleştiği dönemde başta önemsenmeyen yeni bir proje ortaya çıkmıştır: Twitter. Twitter, Facebook'un bireylerin özel hayatlarında yarattığı açılımı daha evrensel çerçevede gerçekleştirecektir. Bugün Twitter'ın 2003-2008 döneminde çok popüler olan forumların dönemini kapattığını, gazetelerin yerini alarak gündemin birinci belirleyicisi konumuna geldiğini ve dünya gündemini belirleme konusunda en önemli aktör olduğunu görmek kolaydır. Radikal gazetesinin, tümüyle internet platformuna geçişi de süreci doğru okuduğunun göstergesidir. Çünkü basılı materyallerin dönemi artık büyük oranda kapanmıştır. Birçok büyük haber ağı, tümüyle internet üzerinden yayınını devam ettirmektedir.

Twitter'ın Facebook üzerinde uyandırdığı tehdit, Facebook'u agresif bir açılım yaparak WhatsApp ve Instagram'ı almaya teşvik etmiştir. Zuckerberg bu hamlesiyle bir anda Google'ın en büyük rakibi haline gelmiş, Microsoft'ı geri plana itmiştir. WhatsApp, pratik bir kullanımı olmayan "kısa mesaj" teknolojisinin yerini almış ve son aylarda arama özelliğinin gelmesiyle operatörleri de tehdit etmeye başlamıştır. İnsanların konuşmak için Facebook Messenger ve WhatsApp uygulamalarını kullanmaya başlaması, operatörlerin gelirlerine büyük darbe vuracak ve piyasayı küçültecektir. Birçok operatör artık internet paketlerine odaklanmış, odak noktasını değiştirmiştir.

Instagram'ın yükselişi ise internette tekelleşmenin doğrudan örneğidir. Linkedln'in iş piyasalarında tekelleşmesi gibi Instagram da fotoğraf paylaşım ağlarını tek elde birleştirmeyi başarmış, Tumblr, Deviantart gibi fotoğrafı öne çıkaran platformlara büyük darbe vurmuştur. San Francisco'da kurduğu Facebook imparatorluğunda Zuckerberg işte elinde bu üç büyük gücü tutmaktadır.

Bu atılımlara karşın Google'ın en büyük kozu ise Android olmuştur. Google bu işletim sistemiyle Apple ürünleri dışında kalan piyasayı neredeyse tümüyle tekeline almayı başarmıştır. Masaüstü Pc kullanımının tarihe karışması, tablet ve akıllı telefonların kullanılmasıyla laptop kullanımının da büyük oranda azalması (film izlemek ve oyun oynamak dışında çoğu insan tarafından artık hiç kullanılmaması) Windows işletim sisteminin payını azaltırken, Android'e Amerika'nın keşfinde olduğu gibi sınırsız bir kaynak ve ciddi rakibin olmadığı bir piyasa sunmuştur. Google, tartışmasız bugün dünyanın en iyi yönetilen şirketidir. Toplam değeri onlarca milyar doları bulan patent alımları yaparak, teknolojinin geldiği son noktayı sürekli elinde tutmayı başarmaktadır. Önümüzdeki 10 yılda Yahoo'dan sonra Microsoft'u da piyasadan silecek görünmektedir. Bilgisayarlar için ücretsiz işletim sistemi projesinin temel motivasyon unsuru da budur.

Google'a karşı piyasada ayakta duracak iki tekel ise Apple ve Facebook bileşenleri olacaktır. Apple günümüzde telefon piyasasının en önemli aktörü olmayı sürdürmektedir. Ne var ki bu piyasa çok değişkendir. Samsung gibi bir rakibin üst üste birkaç üründe Apple'ı geride bırakması, bir anda rüzgarı tersine döndürebilir. Bu noktada Google'ın yapması gereken Sony ya da Samsung ile işbirliğine giderek Apple'ı uzun vadede geride bırakacak mobil projelere yoğunlaşmasıdır. Facebook'a karşı ise en etkili hamle Twitter'ı satın almak olacaktır. Twitter, bugün potansiyelini tam anlamıyla kullanmayı başaramayan bir plaformdur. Daha agresif stratejiler geliştirebilse, söz gelimi "Twitter Messenger" gibi açılımlara gitse Facebook Messenger'a, fotoğraf networkünü geliştirse Instagram'a, video alanında açılımlar yapsa Youtube'a büyük darbe vurabilirdi. Ne var ki bu platform gelenekçi ve olabildiğince büyük yeniliklere mesafeli yaklaşan bir mantaliteyle yönetilmektedir. Google, piyasada tekelleşmek istiyorsa, elindeki sermayeyi bu platforma yatırmalıdır. Benzer girişim bugün Microsoft'tan gelmekte, Microsoft var gücüyle Twitter'daki pazar payını artırmaya çalışmaktadır.

Orwell'in 1984'te betimlediği distopyanın, bugün internet üzerinde gerçekleşmeye doğru gittiği açıktır. Silikon Vadisi'ni elinde tutan ABD, önümüzdeki 50 yılda da süper güç konumunu perçinlemiştir. Gerçekliğin %50'sinin internet düzlemine aktarıldığı bir çağda, interneti kontrol eden dünyanın %50'sini de kontrol eder. Google, Apple, Facebook, Microsoft gibi şirketlerin cirosu çağımızda birçok ülkenin gayri safi milli hasılasını geride bırakmaktadır. Bazı uluslararası ilişkiler teorisyenleri, bu tekellerin uzun vadede ulus devletlerin yerini alacağını iddia etmektedir. İnternette tekelleşme yarışı tümüyle devam etmektedir. Bu dinamikleri çözümlemeden önümüzdeki yüz yılı görmek artık mümkün gözükmemektedir.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.