Süleyman şah neden öldü?

25.02.2015 09:37:51
A+ A-

Süleyman şah 1227 yılında, atıyla Fırat ırmağını geçerken ortalama 49-50 yaşında ölmüş; lise tarih dersi kitaplarında da üstündeki zırhının ağırlığından ırmağa batıp boğulduğunu da okuduyduk.
 
Fırat ırmağının debisi karlar erimeden önce ortalama 200 M3/Sn imiş. Karlar eriyince 2000 M3/Sn olurmuş. Dicle ırmağının debisi de olağan da 360 M3/Sn imiş, karlar eridiğinde 2270 M3/Sn debiye kadar çıkarmış. Bu iki ırmağın da debisi eylül-ekim aylarında en düşük düzeyde olurmuş örneğin bu aylarda Dicle'nin debisi 55 M3/Sn'ye kadar düşermiş. Kızılırmak'ın(Kızılırmağın) debisi ise 18.4 M3/Sn-1673 M3/Sn arasında değişirmiş.
 
Türkler Avrupalılar gibi pılaka(plaka) ya da döküm zırh değil gömlek türü zırh giyerlermiş yani Avrupa zırhlarına göre çok hafifler örneğin 25-30 metre telden gömlek ya da kazak biçiminde, türünde bir zırh yapılabiliyor; bu kadar bir telin ağırlığından ne olacak değil mi? Ortaçağ Avrupası şövalyesilerinin(şövalyelerinin) kullandığı pılaka tür bir zırh 20 Kg kadar bir ağırlığa sahip.
 
Bu bilgiler Vikipedi'den alındı.
 
Şimdi düşünelim: 49-50 yaşında bir savaşçı, taa Orta Asya'dan gelmiş, üstelikde at sırtında. Zırhı olsa olsa 20-25 Kg, büyük olasılıkla, belki de daha az. O zamanın atlarını da bir düşünelim; neredeyse kıtalar arası gidebilen, savaş atıları(atları) yani bunlar sütçü beygiri ya da yarıl atı değiller; üzerilerindeki(üzerlerindeki) zırhlı, ağır savaşçıları ülkeler arası, kıtalar arası taşıyabiliyorlar, savaş alanlarında hoplayıp zıplayabiliyorlar yani bildiğimiz atlardan değiller. Karların henüz erimediği bir mevsim yani bahar değil kış ise Fırat'ın debisi oldukça düşüktür; kış mevsiminde zaten metalden yani insanı daha da üşütecek türden bir zırh giymek kuşkuludur. Debinin yüksek olduğu yani karların erimeye başladığı, ilkbahar mevsimi ise de o debi 20-25 Kg belki daha da az ağırlıkta bir zırhli bir savaşçıyı ve öyle atları devirebilir mi? Kaldı ki belki de aynı zırhla ve belki de aynı atla Dicle'yi geçen birisi neden Fırat'ı da geçemesin? Kaldı ki o savaşçılar yeri gelir atlarının arkalarına atları ölmüş, atsız kalmış başka savaşçıları da bindirirler ki o zamanların insanlarının üstelik de o zamanların savaşçıların ağırlıkları günümüze göre oldukça ağır olsa gerek. Öte yandan eğer Fırat'da(Fırat'ta) boğulup ölmüşse ve bahar mevsimi ise debisi en yükseğe çıkmış bir ırmağın süreklediği o insanın ölüsünü nasıl bulabilmişler, ırmaktan çıkarabilmişler? Bir de şunu düşünmek gerekir: Bır ırmağı bile geçemeyen biri onca 
 
Bir olasılık yediği birşeyden örneğin mantardan zehirlenip ölmüş olabilir, bir olasılık da öldürülmüş olabilir, bir olasılık da kalpten ya da beyin kanamasından ya da bir hastalıktan  ölmüş olabilir ancak Fırat'da boğulup ölmesi çok kuşkulu gibi görünmekte.
 
Trt haber internet sitesinde yer alan habere, bilgiye göre de 'Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin dedesidir. 1200’lü yıllarda Moğol istilası üzerine yaklaşık 50 bini bulan tebaasıyla Anadolu’ya gelmiş ve Fırat kıyısına yerleşmiştir. Haçlı Seferlerine karşı Filistin’e gitmek isterken bugünkü Suriye’de, 1227 yılında Fırat Nehri’nde boğulmuştur. Süleyman Şah ve iki muhafızı, bugünkü sınırımıza takriben 100 km mesafede olan Caber Kalesi’ne defnedilmiştir'. Yani Haçlılar ile 6. Haçlı seferi savaşına Filistin'e gitmekteymiş yani demek ki yanında bir ordu var olmalı. Yani koskoca bir ordu Fırat'ı geçiyor ancak önderleri geçemiyor, ırmağa düşüyor ve ordusu onu kurtaramıyor, bence biraz tuhaf. Bakın bir de 'Fırat kıyısına yerleşmiş' yani Fırat'ı iyi  tanıyor, iyi biliyor, Fırat'a yabancı biri değil. Bu sava göre yanındaki iki bey de boğulup ölmüş. 
 
Haçlı seferileri(seferleri) büyük olasılıkla mayıs-eylül arasında yapılmıştır yani Fırat'ın debisinin zirve olmadığı aylarda yani Süleyman şah'ın Fırat'ı geçememesi için bir neden değil bence Fırat o sıcak havalarda bir de Filistin bölgesinde zırhlı olmak pek gerçekçi de olmayabilir ya da zırh dediğim gibi çok hafif birşey de olabilir örneğin deriden. Yani ortada abartılacak, önemsenecek bir zırhın olması kuşkulu.
 
Bir de şu dikkatimi çekdi(çekti); hep 'Süleyman şah bir Türk kahramanı, halk kahramanı, bu yüzden de kim olduğu önemli değil' gibi sözler var internetde, Süleyman şah ile ilgili bazı yazılarda. Acaba kim olduğu konusunda kuşku mu var, kim olduğu neden önemli değil?
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi
İnternetde yayınlandığı zaman: 25.2.15/09.28