Sürdürülebilir Rekabet Üstünlüğü ve Endüstri 4.0

13.06.2014 00:48:28
A+ A-

Geçen hafta sonu, Süleyman Demirel Üniversitesi'nin organize ettiği 2. Uluslararası Davraz Kongresi'ne davetli konuşmacı olarak katıldım.

"Sürdürülebilir Rekabet ve Girişimcilik'' adlı panelde “Sürdürülebilir Rekabet Üstünlüğü “ başlıklı sunum yaptım.
Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörü, sayın Prof. Dr. Hasan İbicioğlu, ''Üniversiteyi entelektüel çeşitliliğe ve demokratik tartışma ortamına ...uygun hale getirmeye çalışıyoruz, öz kültürümüz de bunu gerektiriyor'' diyerek açılışta etkileyici bir konuşma yaptı. Hedeflerinin Davos tarzı bir zirve inşa etmek olduğunu da deklare etti.
3. Uluslararası Davraz Kongresi'nin 30 Amerikan üniversitesiyle birlikte Şubat 2015'te Miami'de yapılacağını söyleyen Rektör Hasan İbicioğlu ve düzenleme komitesi üyesi Prof.Dr.Nurhan Papatya ‘da bu kongreye bizimde katılmamızı rica ettiler. Kendilerine hem bu kongreyi başarı ile düzenlemeleri hem de nazik davetleri için teşekkür etmeyi borç biliyorum.Koşulların aynı kalması durumunda bu nazik daveti geri çevirmeyeceğim.
Gerçekten de, açılış konuşmasında Rektör İbicioğlu'nu doğrulayacak şekilde, her ideolojiden konuşmacılar vardı, anayasal değişiklikler konusunda yorumlamalarda bulundular. Oturum başkanlığını prof.Dr. Nurhan Papatya’nın başarıyla yaptığı ve bizim de panelist olduğumuz "sürdürülebilir Rekabet ve Girişimcilik' oturumunda Dr.Rüştü Bozkurt(Türkiye Şişe Cam Fabrikaları Genel Sekreteri, Prof. Dr. Ali AKDEMİR(İstanbul Arel Üniversitesi) ,Prof. Dr. Mustafa ÖZBİLGİN (Brunel Üniversitesi), Prof. Dr. Mustafa TÜMER (Doğu Akdeniz Üniversitesi) oturumda özellikle bu bilim insanları tarafından önemli ve anlamlı saptamalar yapıldı.
Konuşmamda “sürdürebilir rekabet ve girişimcilik” kavramlarının çerçevesi ve büyümenin yol haritasının işaret taşlarına ilişkin değişkenlere(Maliyet ve Verimlilik Üstünlüğü) değindim. Canlıların uzun ömürlü olanlarının en güçlülüleri olmadığı gibi en akıllılarının da olmadığını, uyum yeteneği yüksek olanlar olduğunu evrim kuramının bunu söylediğini dilimizin döndüğünce ifade ettim. Çevreyi hissetmek ve anlamak gerekiğini. Sadece çevreyi anlamak da yetmeyeceğini, kendi olanak ve kısıtlarını da net bir biçimde tanımlanması gerektiğini. Bunun da yetmeyeceğini, ulaştığı verileri bilgiye, sezgilerini de katarak bilgilerini anlamaya, anladıklarını da bir yarara; maddi ve kültürel zenginliğe dönüştürmesi gerektiğini ilgili kitapların /makalelerin yazdığını vurguladım.
Girişimci kaynaklarını etkin ve verimli kullanarak, kaynak erişebilirliğinin üstünlüğünden de yararlanarak rekabet gücü yaratmalıdır ki, sürdürebilir rekabete katkısından söz edebilelim. Ayrıca Uyum yeteneği sadece geliştirici değil, koşullar elvermediği zaman en düşük maliyetle çekilebilme bilgi ve yeteneğine sahip olabilmekten geçtiğini belirttim. Uyum yeteneğinin temel bileşenlerinden birinin, verimlilik. Verimlilik, geniş anlamda kaynak kullanımında kazanımlar yaratabilme. Eğer mal ve hizmet üretiminde zaman kazancı sağlayan, girdi kullanımını azaltan bir gelişme yaratabiliyorsak, rekabet gücümüzü bir basamak ileriye taşıyabileceğimizi. Verimlilik bilinci gelişmemişse, kurum ve kurulluşları canlı, dinamik tutma ve uyumlu hale getirecek can suyu katma işlevinin yerine getirilmesinin çok zor olduğunu belirtim.
Rüştü Bozkurt hoca; oturumda, konuşmasını yaparken tüm salona dönerek "Endüstri 4.0" okudunuz mu? diye sorunca, özeleştiri olarak içimden “okumadım” dedim.
Öğrenmenin sonu ve yaşı yok......
Kongre dönüşünde ilk işim bunu okumak oldu.
Analatik1.0;verileri analiz ederek,alışkanlık yönetiminden analitik yönetime geçmeyi;analitik 2.0 ise,büyük veriyi özümseyerek,işimize yarayan bilgilerle üretimde farklılık yaratmayı,,analitik3:0 ise üründe bilgi içeriğini rekabet gücünü arttıracak değerli .nadir ve taklit edilemeyen ürüne dönüştürme yeteneğini kazanabilmektir.Kısaca temel yeteneğe sahip olmayı anlatıyor.Endüstri 1.0, organik enerjiden mekanik enerjiye geçiş aşamasını anlatıyor.Endüstri2.0 otomasyona geçişi,kitlesel seri üretimin mekanik hale gelmesini ve bunun iş süreçleri üzerindeki değişiklikleri anlatıyor.Endüstri 3.0,iş süreçlerinde elektronik kontrolleri anlatıyor.Analatik 4:0,makinaların,sistemlerin birbirlriyle iletişim kurarak oluşturdukları ağları ve bu ağlar sayesinde ulaşılan hız,esneklik,farklılığın oluşturduğu yeni üretim,iç örgütlenmesi,,endüstri devlet ilşkileri betimlemede kullanılmakta.
"Endüstri 4.0" , “makinelerin birbiriyle iletişim kurduğu bir üretim düzenini simgeleyen otomasyon uygulamaları hızla yayıldığını. İşgücü maliyetlerinden bağımsız üretilebilen mal ve hizmetlerin, büyük talep alanlarına geri dönme eğilimi güç kazandığını anlatıyor”.
İnsanoğlu tarım ve zanaat toplumundan endüstri toplumuna 1780 yılındaki endüstri devrimi ile geçiş yaptı. Anılan yıl buhar makinasının kullanılmaya başlaması ve diğer mekanik sistemlerin fabrikalara (o zamanlar fabrikalara değirmen – mill denmekteydi) girmesi hemen fark edilmese de bir devrin adı olacak kadar önemli rol oynadı. Bugün bu döneme Web 1.0’a benzer şekilde Endüstri 1.0 adı verilmekte.

1900 yılında Endüstri Mühendisliğinin kurucusu ve Üretim Yönetimi biliminin temelini atan Frederic Taylor’ın kurguladığı işbölümü (division of labor) konsepti ile dahi Henry Ford’un yarattığı montaj hattı ve kitle üretimi de Endüstri 2.0 periyodunu başlattı.

1979 yılında üçüncü endüstri devrimi yapıldı. Mekanik, pnömatik, hidrolik sistemlere eklenen elektronik cihazlar, elbette başta PLC ve DCS olmak üzere insan yeteneklerinin çok üstünde katkılar getirince Endüstri 3.0 dönemi doğdu.

Bugün ABD ile Almanya arasında Endüstri 3.0 dönemini yıkmak için büyük bir yarış devam ediyor. Bu yarışın varış noktası tüm kararların insansız çalışan üretim süreçlerine devredileceği düzey. Bu düzeyde kararlar yalnızca üretimde değil, tasarımı ve üretimin planlanmasını da kapsayacak kadar geniş boyutta. Bugün üretim sistemleri otomatik çalışabiliyor. Ancak neler yapacağı imalat sistemlerine hala daha insan tarafından aktarılıyor. Endüstri 4.0 devrimi paradigmayı değiştirerek bu sorumlulukları da insandan almayı hedefliyor.
Özetle kullanılan kavramları tanımlamak gerekirse:
i.Analitik 1.0:
İşlerimizi anadan atadan devraldığımız yöntemlerle, gelenek ve görenekle taşıdığımız alışkanlık ve ezberlerlere dayalı yapma aşamasından; kayıt tutarak, veri oluşturarak, verileri karşılaştırılabilir seriler haline getirerek, işimizle ilgili gerçek ve dinamik veriler oluşturarak yapma aşamasıdır. Bir cümle ile anlatmak gerekirse, “analitik 1.0, işlerimizi alışkanlıkla yönetim aşamasından analizle yönetim aşamasına geçiştir.”
ii. Analitik:2.0:
Günümüzün bir gerçeği olan “büyük veriyi” ehlileştirerek; işimize yaramayan bilgileri ayıklayıp, bilgilerimizi “rafine ederek” işimize yarayanları kullanabilir mekanizmalar oluşturduğumuz gelişme düzeyidir.
iii. Analitik: 3.0:
Rafine edilmiş büyük veri bilgilerini mal ve hizmet ürünlerinin içine gömerek, işlevselliklerini ve performanslarını artıran ve rekabet gücü yaratabilen uygulama aşamasına verilen addır.
iv. Endüstri 1.0 :
Buharalı makinelerin,içten patlara motorların, elektrik makinelerinin ve benzerlerinin üretim sürecinde kullanılarak, organik enerji döneminde kas gücüne dayalı üretimi; insanın kas gücünün uzantısı olan makine-donanımla daha büyük ölçekli yapabilme aşamasıdır.
v.Endüstri 2.0 :
Endüstride “kayan bant sisteminin” kullanıldığı; işgücü veriminin teknolojik bir uygulama ile artırıldığı; iş süreçlerinin hızlandığı, işgücü profillerinin değiştiği aşamadır.
vi. Endüstri 3.0:
İlk kez 1969 yılında üretim süreçlerinde “elektronik ve bilişim teknolojilerinin kullanımının yaygınlaşması, ilk programlanabilir yönetim SPS” kullanılmasına geçiş sürecidir. Bu evre, çizimler ve kağıt üzerinde planlamlarla yürütülen mal ve hizmet üretim süreçlerinin, değişmeye başladığı evredir.
vii. Endüstri 4.0:
İlk evresi, elektronik kontrollerle başlayan, sipariş süreçleri, fatura ödemeleri, bilgisayar destekli tasarım, kaynak planlaması şeklinde gelişen; ikinci evre, küresel ölçekte tedarikçilere erişmeyi sağlayan, yeni kanallar açan ve müşteri etkinliklerini koordine edebilme olanakları yaratan gelişmelerdir. 

        Endüstri 4.0 döneminin başlayabilmesi için ulaşılması gereken ara hedefler var. Bunlardan ilki bilgisayarlarla ilgili. Günümüz bilgisayarları nesneleri algılayamıyor. Oysa her şey görüntüde ve diğer duyularda gizli. Dolayısıyla bilgisayarla görme, duyma, dokunma, tatma ve koklama duyularını öğretmek gerekiyor. Bu özellikler bilgisayarlara kazandırıldığında kimyasallar ayırt edilebilecek, kalite kontrol yapılabilecek, sorunlar fark edilebilecek. Bu hedefin tutması için bilişsel programlama (cognitive programming) konusunda biraz daha ilerlemeye gerek bulunuyor.

      İkinci ara hedef “akıllı ürünler” yaratmak. Şimdiye dek imalat ekipmanları hammaddeler üzerinde değişiklikler yapmaktaydılar. Akıllı ürünler yaratıldığında ürünler ekipmanlarla iletişim kurup neler yapmaları gerektiğini söylüyor olacak. Diğer ifade ile imalat bilgilerini ekipmanlar doğrudan hammaddelerden alacaklar. Akıllı ürünler bu bilgileri müşterilerin ve satıcıların isteklerini anlayarak, çevre ve yasal kısıtlamaları, yerel koşulları dikkate alarak belirleyecekler.
Endüstri 4.0 yeni bir teknoloji çağı olacak , hem de Joseph Schumpeter’in dediği gibi “yıkıcı Yaratıcılık”…
Sağlıcakla kalın!

Yüreğinizdeki sevgi daim olsun!

Yüreği "Berkehan" Kadar temiz tüm insanların, günleri hep aydınlık olsun!

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.