Tükenmez kalemdeki mürekkep miktarı belirtilmeli önerim

06.12.2015 12:34:40
A+ A-

Bir zamanlar bu ülkede denetimsizlikler, unutkanlıklar ve boşluklar hile ile değil dürüstlükle, erdemle, ahlakla, vicdanla doldurulurdu.
 
Tuhaf ki bilime ve teknolojiye dayalı uygarlığın zirve(doruk) olduğu çağımızda bu tür şeyler bu tür şeylerle doldurulmak kullanılmaya, sömürülmeye, ekonomi dalı, ticaret alanı yapılmaya çalışılıyor.
 
Çünkü bilimsel devlet yok çünkü bilimsel demokrasi yok çünkü bilimsel eğitim yok ve bu bir kısır döngü.
 
Bu ülkede bir zamanlar pazarlarda bile satın alınan şeylerde dürüstlük, erdem, doğruluk, ahlak, vicdan vardı iken şimdi ise gösterişli, cafcaflı, görkemli alışveriş yerlerinde bile satın alınmak istenilen şeylere büyük dikkat ve özen göstermek gereklilikten öte zorunluluk.
 
Piyasada(Piyasada) türlü türde, türlü renkte, türlü fiyatta(fiyatda) tükenmez kalemler var. İnsanlar içlerindeki mürekkep miktarını ölçecej değiller ya. Kaldı ki kuşkusuz ki içlerindeki mürekkep miktarı bakılınca görülemesin, anlaşılamasın diye mürekkep borucukları içleri görülmeyen biçimde ve sanki içleri ağızlarına kadar mürekkep dolu imiş görüntüsü yaratacak, oluşturacak biçimde yapılıyorlar yani 'Algı operasyonu' denilen şey yalnızca siyasi alanda değil ülkenin hemen hemen her alanında var.
 
Tüketicinin yanılmasının ya da yanıltılmasının önlenmesi için tükenmez kalemlerin içlerindeki mürekkep miktarının yanı yazan sıvı miktarının üstlerinde belirtilmesini öneriyorum yoksa bir tükenmez kalem bir ay giderken beş tükenmez kalem nasıl oluyor da bir ay gidiyor, bunu açıklamak en başta devletin, hükümetin görevi olur.
 
Öte yandan yalnızca mürekkep miktarının belirtilmesi yetmez; mürekkepin yoğunluk oranının da belirtilmesi gerekir çünkü düşük yoğunluklu mürekkep ne kadar çok olsa da çabuk biter.
 
Bilimsel devlet, bilimsel demokrasi olsa bu ülkede yanlışın, kötünün ülkesinden bu ülkeye değil bir kuş, bir karınca, bir sivrisinek bile giremez. Bu yüzden hep diyorum ki doğru, insanca, uygar, güven dolu, huzur dolu bir ülke ve dünya istiyorsak önce felsefe, bilimsellik; bunun için de önce felsefel, bilimsel, nitel demokrasi yani seçim sandığılarına(sandıklarına) son; yönetimleri felsefe, bilim, düşünürler(filozoflar), alimler, bilgeler seçsin ve onlar da boşinançlı, bilimdışı inançlı kimseler ve nefsli kimseler olmasın yoksa işimiz hep çorap, halimiz hep harap, dünyamız hep hazan.
 
Ey insanlık; uyanacak mısın, kalkacak mısın, gözünü açacak mısın, her ne yapacaksan yap ve ülkelerin, dünyanın yönetimini kitap bile okumayan siyasetçilerden, bilimin b'sini bile bilmeyen siyasetten al ve felsefeye, bilime, düşünürlere, alimlere, bilgelere ver.
 
Dürüstlük öyle birşeydir ki başı da kuyruğu da dürüstlük içindedir. Ahlak öyle birşeydir ki başı da kuyruğu da ahlak içindedir. İlim öyle birşeydir ki başı da kuyruğu da ilim içindedir.
 
Siyaset ne ilimdir ne erdem; öyle olsaydı halk kendilerini göndermeden önce siyasetçilerin kendileri utanıp giderlerdi, herşeye karşın(rağmen) hep iktidar için didinmezlerdi. Belli ki siyasetin kendisine bakacağı bir aynası yok.
 
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi
İnternette yayınlandığı zaman: 6.12.15/12.28