Uzay'da uzak geçmişi görebilmek

24.10.2014 19:55:16
A+ A-

EVREN, IŞIK VE ZAMAN 

Soru: İstanbul’un Fethi uzaydan izlenebilir mi?

Cevap: Teorik olarak evet. Ama günümüz teknolojisiyle mümkün değil.

 
Evrenin 75 milyar ışık yılı çapında olduğu düşünülmektedir. 1 ışık yılının yaklaşık olarak 10 trilyon km olduğunu düşünürsek evrenin ne kadar büyük olduğunu tahmin edebiliriz.(1)

Evrende devasa bir boşluk vardır. Gök cisimleri birbirlerine o kadar uzaktır ki, evrendeki bütün maddeyi evrenin hacmine oranlarsak metre küpe yalnızca 3 atom düşer. Yıldızlar arası mesafe öylesine uzaktır ki, bazen milyarlarca yıldızdan oluşan iki galaksi birbirlerinin içinden sorunsuz geçebilirler. Evrende cisimler arası uzaklıklar astronomik sayılara karşılık geldiği için gökbiliminde mesafeler “km” cinsinden değil, “ışık yılı” ile ifade edilir.(2)

Evrende bilinen en hızlı madde ışıktır. Işık 1 saniyede 298.000 km yol alır. Yani boşluğa güçlü bir lazer tutarsanız, düğmeye bastıktan yalnızca 1 saniye sonra tuttuğunuz ışık 298.000 km öteye ulaşır. Bir ışık yılı ışığın bir yılda aldığı yoldur, bu da yaklaşık olarak 10 trilyon km’dir.  

Ay, Dünya’dan yaklaşık 384.000 km, Güneş ise 150 milyon km uzaklıktadır. Bu nedenle Ay ışığını 1 saniye, Güneş ışığını 8 dakika geç görürüz; çünkü saniyede 298.000 km yol alan ışığın bize yetişebilmesi için bu mesafeyi kat etmesi gerekmektedir. Işık bu mesafeyi tüketirken mesafenin uzaklığı oranında belirli bir zaman geçer. Mesela Güneş şu an bir anda kaybolsa biz Güneş’i 8 dakika daha görmeye devam ederiz; çünkü Güneş yok olsa bile Güneş ışığı aramızdaki mesafede yol almaya devam ettiğinden, ışık 8 dakika daha gelmeye devam eder. Örneğin, Güneş sistemine en yakın yıldızlardan biri olan Alpha Centauri isimli yıldız sistemi, bizden 4.4 ışık yılı uzaklıktadır. Yani şu an Dünya’dan Alpha Centauri’ye bakarsak bu yıldızın şu anki halini değil, 4.4 yıl önceki halini görürüz. Çünkü Alpha Centauri bizden 44 trilyon km uzaklıktadır ve bu yıldızın ışığı bize ancak 4.4 yılda ulaşabilmektedir. Eğer Alpha Centauri’de şimdi bir patlama gerçekleşse, biz bu patlamayı en erken 4.4 yıl sonra gözlemleyebiliriz. Bunu silahtan çıkan bir mermi gibi düşünebilirsiniz. Eğer uzun namlulu bir silahla 2-3 km ötedeki bir hedefe ateş ederseniz, mermi ne kadar hızlı giderse gitsin, hedefe doğru yol alırken belirli bir zaman geçer. Bu nedenle mermi, ateş edildiği anda değil, bir kaç saniye sonra hedefe ulaşacaktır. 

Öyle yıldızlar vardır ki bu yıldızlar binlerce yıl önce öldüğü halde biz o yıldızları görmeye devam ediyoruz; çünkü ışığı gelmeye devam etmektedir. Mesela bir yıldız düşünelim, bu yıldız dünyadan 10.000 ışık yılı uzaklıktaysa ve 4000 yıl önce ölmüşse, biz bu yıldızı ölü olmasına rağmen 6000 yıl daha görmeye devam ederiz, çünkü ışık kaynağı ölse bile bu kaynaktan çıkan ışık boşlukta ilerlemeye devam eder. Zaten geceleri gökyüzüne baktığınızda görmüş olduğunuz yıldızlar, yıldızların o anki hali değildir. Siz gökyüzüne baktığınızda, baktığınız yıldızın bize uzaklığına göre onlarca, yüzlerce, binlerce yıl önceki halini görürsünüz. Baktığınız yıldızlar içerisinde kara deliğe, nötron yıldızına veya beyaz cüceye dönüşen hatta ömrünü tüketen yıldızlar bile var. Ama bu yıldızların mesafeleri bize o kadar uzaktır ki, kendileri ölmüş olmasına rağmen ışıkları bize gelmeye devam etmektedir. 

Velhâsıl kelam, ışık uzayda yol aldığında belli bir zaman geçer ve bu zaman bazen milyonlarca yıl olabilir.

 
Işığın zamanla olan ilişkisini anladıysak eğer ”İstanbul’un fethini izleyebilir miyiz?” sorusu anlam kazanmaya başlar. Güneş’ten gelen ışık Dünya’ya çarpar ve uzaya dağılır. Eğer siz, mevcut teleskoplardan çok daha gelişmiş bir gözlem aletiyle 560 ışık yılı uzaklıktan Dünya’ya bakarsanız, Dünya’nın şu anki halini değil 560 yıl önceki halini görürsünüz. Eğer 560 ışık yılı öteden çok iyi geliştirilmiş bir teleskopla İstanbul’a bakarsanız İstanbul’un fethini capcanlı izleyebilirsiniz.. Tabi eğer İstanbul’un fethi sırasında Dünya’dan yansıyan ışıklar bir engelle karşılaşmamışsa..

Örnekleri çoğaltabilirsiniz… Eğer siz 27 yaşındaysanız, 20 ışık yılı uzaklıktaki bir noktadan Dünya’ya baktığınızda, 7 yaşındayken sokakta arkadaşlarınızla oynadığınız sek seki izleyebilirsiniz. Eğer 900 ışık yılı uzaklıktan Dünya’ya Anadolu yarımadasına bakarsanız, Selçuklu Devleti zamanında yaşayan 20. kuşaktan dedenizin nasıl biri olduğunu görebilirsiniz. 7000 ışık yılı uzaklıktan şu an Dünya’ya bakan birileri varsa eğer, bizleri değil, bugün soyu tükenmiş olan mamutları avlamaya çalışan insanları görecektir. Tabi bunun için yukarıda belirttiğim gibi çok iyi bir gözlem aletinin olması ve Dünya’dan yayılan ışığın tükenmemesi gerekmektedir. Örnekler sonsuz. Siz dışarıda gezerken sizin binlerce Gigabyte’lık görüntüleriniz uzayın boşluğunda ilerlemekte. Siz ruhunuzu teslim ettiğinizde de bu görüntüler uzayın sonsuzluğunda saniyede 300 bin km hızla ilerlemeye devam edecek…

 
Peki ya geceleri veya evimizdeyken veya bulutlu bir günde de evrene bizden bir şeyler ulaşır mı? Evet, içimizden geçen atom altı parçacıklar ulaşır. Bugün artık kesin olarak biliyoruz ki madde yalnızca proton-nötron-elektrondan teşekkül eden atomlardan oluşmuyor. Atom altı parçacık adı verilen 30’a yakın parçacık türü bulunmaktadır.  Bu parçacıklar o kadar serbest dolaşırlar ki maddelerin içinden bile rahatlıkla geçerler. O kadar serbest dolaşırlar ki bu parçacıkların kütlelerinin olup olmadığı bile tartışma konusudur. Bulunduğunuz yarımkürenin yüzü Güneş’e arkasını dönmüşken(yani geceyken) Güneş’ten ve diğer yıldızlardan gelen bu özel parçacıklar Dünya’nın içinden geçerler, sizin bedeninizden de geçerler ve sizden taşıdığı etkiyle evrenin sonsuzluğuna doğru yol alırlar.
 
Görüntülerimiz evrende ışık hızıyla sonsuzluğa doğru yol alıyor. Görüntülerimiz yüzlerce yıl sonra başka yıldızlara ulaşacak, süpernovalarla buluşacak. Belki de ışığı bile emen bir kara deliğin çekimine girecek. Belki başka bir gezegenin vadisinde bir kayanın üstüne düşecek. Belki de başka bir Güneş sistemindeki başka bir gezegende dünyamızı izleyen bir gözden içeri girecek…
 
Buradaki bilgilerle ve örneklerle asıl anlatmaya çalıştığım konu kâinatın büyüklüğü ve ışığın evrende yaptığı yolculuktur. Bugünkü teknolojiyle bu söylediklerimi gerçekleştirebilmek imkânsızdır. Günümüz teknolojisinde bunu gerçekleştirebilmek için en düşük seviyedeki ışığı bile algılayabilecek über teknolojik gözlem aletleri yapmak gerekir. Ayrıca uzayda ilerleyen görüntülerimizi yakalamak için ışık hızından binlerce kat daha hızlı bir alet yapmak gerekir; ancak bu derece hıza sahip bir alet yapılsa bile ışık hızına erişen her madde parçalanır ve o araçtaki görüntülerimizi bize ulaştıracak olan insanlar/aletler moleküllerine ayrılır. Evet, bugün için düşündüğümüzde bu eylem imkânsızdır; ancak eğer başka yıldızlar ve gezegenlerde yaşayan akıllı varlıklar varsa, Dünyamızın yüzlerce yıl önceki görüntülerini gözlemleyebilirler. Yani ‘’İstanbul’un fethi izlenebilir mi?’’ sorusunun cevabı “Evet, izlenebilir”dir, ancak burada izleme eylemini gerçekleştiren özne, 21. yy teknolojisine sahip günümüz insanları değildir. Bu özne, uzaydaki olası akıllı varlıklar veya onlarca asır sonra maddenin zaman-mekan handikabını aşabilen insanlardır.

İleride böyle bir şey mümkün olabilir mi, bilemiyoruz. Siz en iyisi böyle bir şeyin gerçekleşme olasılığını göz önünde bulundurun, gökyüzüne bakın ve bir gülücük atın.. :)

* * *

1.11 Haziran 2004, Hürriyet

2. Cahillikler Kitabı, Jhon Lloyld, NTV Yayınları

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.