Uzayda yaşam

25.09.2014 12:49:30
A+ A-

İnsan kendisini en akıllı tek yaratık sandığından olsa gerek, bir üstünlük kompleksi var, kim önüne engel koyar şaşarım, hakkıdır denilebilir; o yüzden midir uzayda yaşam araması?

Uzayın derin boşluğunda gözlemlerde bulunan insan su dolu gezegen keşfettiğini söyleyiveriyor bazen. Uzayda yalnızlık korkumuzu yenmek için aramayı da sürdüreceğiz. Uzayda yaşam olunca din anlayışımız, uzaya bakış açımız değişebilir; nasıl bir yaşam cangılı boynumuza asılacak bekleyip bilmek çok uzun yaşam gerektirebilir.

Bilimkurgu kitapların sinema salonlarına taşınan Uzaylılar hiç de dost calısı değillerdir, hele Amerikan filmiyse, tek kurtarıcı ABD, Başkan’ıyla olay el koyar ve Uzaylının zayıf noktasını keşfederek onu ekarte eder.

Uzayın da tek egemeni biz oluruz böylece!

Günümüzde UFO’ların varlık yokluğu tartışmaları iyice büyüyedururken biz haberimize bir bakalım:

 "Nature" dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Dünya'dan 124 ışık yılı (yaklaşık 1 katrilyon kilometre) uzaklıktaki Kuğu Takımyıldızı'nda yer alan bir yıldızın yörüngesinde bulunan ve HAT P-11b adı verilen gezegenin atmosferinde su buharına rastlandı.

İşte yaşamın izi.

Dünyadan dört kat büyük olan bu gezegende, sanırım güneşine çok yakın olduğundan yaşam barındırmayacak kadar sıcak olduğu belirtilmiş.

Kuşkusuz, bu bizim yani dünyanın yaşam standartlarına göre belirleniyor.

Nisan ayında yayımlanan bir habere göz atalım şimdi:

“Dünyaya en çok benzerlik gösteren gezegen bulundu. Kepler 186F adı verilen gezegende, yörüngesinde bulunduğu yıldıza olan mesafesi nedeniyle yaşam mümkün olabilir.”

2013 yılı başındaki bir habere gidelim:

“Gezegen avcısı Kepler uydusu, bugüne kadar keşfettiği 2 bin 500’ü aşkın gezegene bir yenisini ve belki en önemlisini ekledi. KOI (Kepler’in Merak Konusu) 172.02 adı verilen gezegenin, bulunduğu yıldız sisteminde yaşanabilir bölgede yer aldığı ve sıvı suya sahip olma ihtimalinin bulunduğu belirtildi. Gök bilimciler, Dünya’dan 1.5 kat büyük olan ve bu sebeple ‘süper-Dünya’ olarak tanımlanan gezegenin, okyanuslara da sahip olabileceğini ifade etti.”

İnsan aklının aramaya gereksinimi var, arayacağız, bulmak için çaba harcayacağız; bunca birbirini yok etme arasında bile yeni şeyler keşfetmeye açık bir canlıyız biz.

Canlı bulamasak su arayacağız, su bulamasak maden arayacağız, nasılsa bize yarayacak bir şeyler bulup onu kullanabilme yeteneğine sahibiz. Varolandan en iyi şekilde yararlanmak bizim işimiz.

Aramak zorundayız, çünkü bu bize gerekli hale gelmeye başladı bir yandan. NASA'nın yayınladığı son rapor, Kuzey Kutbu'ndaki hızlı erimenin korkulacak düzeye geldiğini gözler önüne serdi.

Dünyayı tüketmenin acımasızlığı karşısındaki arayışımızın somut örneklerine bir bakmak bile durumumuzun içler acısı olduğunu gösterebilir, açıkçası korkmalıyız:

Danimarkalı Dünya Çevre Fonu Genel Sekreteri Gitte Seeberg, daha önce kutupların erimesiyle ilgili yaptığı açıklamada çevreyle ilgili gelişmelerin olumsuz yönde ilerlediğine dikkat çekerek şu sözleri kaydetmişti: "İklim değişikliğindeki gelişmeler kötü yönde ilerliyor. Buzulların bu kadar hızlı erimesi hayvanlar ve tabiat için bir felaket demektir. Antarktika'da buzlar eriyince Grönland'da da buzlar kalmayacak ve hayvanlar yaşam yerlerini kaybedeceklerdir. Örneğin kutup ayıları, balinalar, fok balıkları, penguenler şimdiden zor durumdalar. Buzulların erimesi sadece hayvanları değil insanları da çok etkileyecek. Geçtiğimiz yıl yaşadığımız sel felaketleri, fırtınaları düşünün. Havalar değişiyor, daha çok insan ve hayvan can kaybediyor. İklim değişikliği yıldırım hızıyla ilerliyor."

Uzay’da yaşam insanın kurtuluşu olacaksa önemli değil mi?

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.