Viktor Frankl, Toplama Kampı, Franz Kafka, Metamorfoz

10.02.2016 19:57:18
A+ A-

Kafka’nın en ünlü kitabının adı ‘Metamorfoz’dur ve bu, Türkçe’ye ‘başkalaşım’ olarak terimlendirilmiştir. Pek sevgili acur çevirmenlerimiz, bunu ‘değişim’ veya ‘dönüşüm’ ile karşılamaya kalktılar.

Bir insan, bir böceğe başkalaşır, böceğin krizalitten kelebeğe başkalaştığı gibi.

‘Başka’nın başka anlamdaşları; öteki, öbür, diğer de olmakta. ‘Öteki’ de, bizi doğrudan ‘ötekileşme’ye götürmekte. Zaten Samsa da, böcek olarak öteki olmakta: Almanca konuşan Almanlar’ın ve Çekçe konuşan Çekler’in içinde, Prag’da, Yidce veya Çekçe konuşmayan ama Almanca konuşan Musevi olarak Kafka da, ötekiler içinde bir öteki ve azınlıklar içinde bir azınlık olmakta zaten. Bu da, bizi hiçleşmeye götürmekte zaten. Toplama kampı da Museviler’i ötekileştirdi ve hiçleştirdi zaten. Kafka’nın ailesini de ama Kafka’yı değil, çünkü o erken ölmüştü.

Toplama kampı, bir ceza sömürgesi ve açlık şampiyonu olunan bir yerdir.

Toplama kampı, insanı hiçleştiririr.

Buradan sonra Frankl devreye girer, toplama kampına girip, sağ çıkıp, balatayı sıyırtan Frankl.

Şöyle buyurmuş ‘İnsanın Anlam Arayışı’nda Frankl:

“Gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişmeydi. Yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu. Yaşamın anlamı hakkında sorular sormayı bırakmamız, bunun yerine kendimizi yaşam tarafından her gün, her saat sorgulanan birileri olarak düşünmemiz gerekirdi. Yanıtımızın konuşma ya da meditasyondan değil, doğru eylemden ve doğru yaşam biçiminden oluşması gerekiyordu. Nihai anlamda yaşam, sorunlara doğru çözümler bulmak ve her birey için kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğunu almak anlamına gelir."

http://www.idefix.com/kitap/insanin-anlam-arayisi-victor-e-frankl/tanim.asp?sid=TBUWIE71ZA5A4CWDR60J

Tabii ki diğer tüm genelgeçer düşünceler gibi, bu da martaval.

Kafka, nasıl ki toplama kampını öngörüp oradan kaçamadıysa, Frankl da bizzat orayı görüp, ‘laa noluyoo laa?’ modunda kilitlenip kalmıştır.

Yaşamla sözleşmemiz yoktur. Yaşamın bize vaadı yoktur.

Yaşamın anlamı, nedeni, değeri de yoktur.

Museviler, bu anlamı hiç aramazlarken ve ‘ye, iç, mala vur’ biçiminde yaşayıp, burjuvaziye özenirlerken Naziler, ‘nah size, nah size’ deyip, bunları toptan elektrikli ızgaraya bağladılar ve mallarına el koydular.

Bu, ne ilk soykırımdı, ne de son. Toplama kampındaki o Eşkenazlar, İsrail’de aynısını Filistinliler’e yaptılar. Hatta, devlet kurmak için, bir oteli, içinde kendi dindaşlarıyla birlikte havaya da uçurdular.

Frankl, toplama kampındaki somutlaşma yabancılaşmasını anlatıyor aslen.

Çünkü, aynı kitapta müslümanlaşan Museviler’i (ki bunlar, aç, kemikleri sayılan, ölüme teslim olmuş, kendine bakmayan ötekiler  / başkalar olmakta) diğerlerinin nasıl soyduğu (üzerlerindeki giysilere el koyduğu) da anlatılmakta.

Tabii Frankl, zengin Museviler’in fakir Museviler’i başkalaştırdığını da anlatmamış. Bugün İstanbul’da fakir-dilenci Suriyeliler’e para verenler Türkler, zengin Suriyeliler değil ve Türkiye’de dilenciye para vermenin para cezası var.

Keza, bir Nazi’nin yargılanmasını izlemek için İsrail’e giden Arendt, zenginlerin fakirleri ötekileştirdiğini tiksinerek anlatırken, kendi de karakafa Sefreadlar’ı ötekileştirmiş (‘Kötülüğün Bayağılığı’) ama aymamış.

Bunu yapmak önemli değil, çünkü:

“Aslolan sağ kalmak, yaşlanınca onun da önemi kalmaz.” (‘Babavatan’ / Loach repliği.)

O nedenle Primo Levi, yaşlanınca intihar eder ve ölür, toplama kampından kurtulup yıllarca yaşamış olsa bile.

Levi de, yanıtı olmayan sorular sorar, Frankl da.

Çünkü:

Çünkü, sonul anlamda yaşam, sorunlara doğru çözümler bulmak değildir.

Çok basit:

Öleceksin:

Kitap mı yazacaksın, çocuk mu yapacaksın, ağaç mı dikeceksin?

Yani:

Yaşama biçimini geç, doğru yanıt ölmesel ve ölümünden sonraki biçimde.

Çünkü:

Yaşam hep devam eder.

Gelecek hep gelir.

Gelecek uzun sürer.

İsrail’in gösterdiği gibi.

Bugün İsrail, kişi başına en çok fuhuş harcaması yapılan ülkelerden biri:

İsrail, bunun için mi kuruldu?

Kötü insanlar, kötü insanlara kötülük yaparken:

Bir: Kaçarsın, hemen tüm Museviler’in kaçacak 10 yılı vardı.

İki: Ortalıkta hiç görünmezsin, yani yapabiliyorsan, Musevi olduğunu gizlersin.

Üç: Dön baba dönelim, olursun; TC, ABD, dolanır durursun.

Dört: Cılkını çıkarırsın, KGB, CIA, Mossad işgöreni seçeneklerini kullanırsın.

Beş: Hiçbiri.

Ey Musevi-kari, sen hangini seçtin, bakıim?

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.