Yenikapı kazılarında bulunan “ayped”

04.06.2014 15:10:26
A+ A-

Biraz geç farkettiğim, 5 Mayıs tarihli ve Orhan Fırat imzalı Zaman gazetesi haberi şu: “Tablet bilgisayarın atası Yenikapı’dan çıktı”. Haber aynı günün Hürriyet gazetesinde, “Marmaray'dan tabletlerin anası çıktı!” başlığıyla yer bulmuş. Aslında haberi farketmemi sağlayan 19 Mayıs tarihli bir Discovery News tviti: Rossella Lorenzi’nin “Byzantine ‘iPad’ Found in Ancient Shipwreck” [Antik batıkta Bizans iPad’i bulundu] haberi, 7 Mayıs tarihli Hürriyet Daily News gazetesini kaynak gösteriyor. Cihan haber ajansı kaynaklı olduğunu düşündüğüm haber, kopyala yapıştır metoduyla yayılmış belli ki; buluntuların bir bölümünü barındıran antik Theodosius Limanı, hemen hepsinde “Teheodasius Limanı” olarak geçiyor. Bahsi geçen haberler, varlığı epey bir süredir bilinen Yenikapı buluntularını, İÜ’den Doç. Dr. Ufuk Kocabaş ve Prof. Dr. Vedat Onar’ın açıklamalarıyla birlikte –tekrar- gündeme taşıdı. Öyle ya da böyle ne kadar sık gündeme gelseler o kadar iyi, buna hiçbir diyeceğim yok. Demeye çalışacaklarım gündeme geliş biçimleriyle ilgili: “Tablet bilgisayarın atası”, olmadı “anası”, “Bizans iPad’i”…

Olayları algılayış biçimimiz galiba haber dilini biçimlendiren. Ya da habere bakışımız ve sunuşumuz ta en başından sorunlu. O “ilk gazeteyi”, hatta “ilk gazeteciyi” suçlamak lazım belki. Bilemiyorum. Ama o “ilk” gazeteyi veya gazeteciyi şak diye bulmak, bilmek keşke mümkün olsaydı. Beynimiz, yiyeceklerimiz, giysilerimiz, teknolojimiz gibi, haber ve gazete anlayışımız da yıllar, dönemler içinde değişmiş, değişiyor. Ülkede olan biten, yeni yasalar, savaş sonuçları gibi resmi haberlere yer veren bir tür “gazete” Roma döneminde varmış mesela. Farklı coğrafyalarda yazının keşfiyle birlikte ortaya çıkan yazıtlar da bazılarının haber içeriğini düşünürsek aslında bir nevi gazete. Dolayısıyla bazı şeylerin (“şey” gayet faydalı bir kelime, ilk kim dediyse selam gönderiyorum) ilk nerede, ne zaman ortaya çıktığı çoğu zaman net değil. Bugün okuduğumuz kağıt gazetenin Almanya’da doğan “anası” da içeriği ve haber dili açısından son derece farklıydı muhtemelen. “İlk gazeteciyi” zaten geçtim.

İlk kredi kartı, ilk mikroskop, ilk şort, ilk yüzük, ilk tablet, hatta “tablet bilgisayarın atası” gibi şeyler bizler için çok mühim. İlk olan enteresan ve önemli kabul ediliyor çünkü. Arkeolojinin amacına, işlevine bakışımızı şekillendiren de biraz bu algı. Önemli olanın, ilk –yani en eski- olanın keşfi. Ve o keşfin bulunduğu coğrafyaya yüklediği anlam -ve tabii ki önem(!)

Konu ilkler alemine kaymışken: İmparatorluklardan ayrışarak kendi varlığını ilan eden ulus devletlerin kendi köklerini, kendi “ilklerini” bulması ve buldukları üzerinden “atalar”, “anayurtlar” yaratarak benliklerini kabul ettirme çabasıyla doğan bir bilim arkeoloji. En azından -kabaca 19. yüzyılda- ortaya çıkışında bu dürtünün etkisi büyük. Dolayısıyla -21. yüzyılda da hâlâ- herhangi bir arkeolojik kazının önemini belirleyen, genellikle o kazıda bulunanların ilkliği, büyüklüğü, görkemi ve tabii ki temsiliyeti oluyor.

Yenikapı’da ortaya çıkarılan, 9. yüzyıla ait “ayped” türünün ilk örneği değil elbette. Bulunan ilk örnek de değil. 1986’da Kaş’taki Uluburun Batığı kazılarında bulunarak Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmeye başlanan bir “ata” söz konusu. En azından şimdilik bilinen en eski “ayped” örneğimiz o. MÖ 14. yüzyıla ait olduğu söylenen bu balmumu defter, bulunduğu yıllarda ve sonrasında “ilk kitapçık”, “ilk not defteri” olarak gündeme gelmiş, hatta kaptanın not defteri olabileceği belirtilmişti. Fildişi menteşeli, açılıp kapanabilen iki şimşir levhadan oluşan bu yazı tabletlerinin iç tarafındaki balmumu zamanla eridiği için üzerine yazan metin de kaybolup gitmişti. Bilinen en eski gemi batığı olan Uluburun’dan çıkarılan pek çok buluntu hâlâ ilk ve özel, ama bu ayrı bir konu

Haberin baş kahramanı “Bizans aypedi” nasıl kullanılıyordu peki? Kabaca şöyle: Ağaçtan hazırlanan tabletlerin balmumlu yüzeylerine yazı yazılıyor, tekrar yazı yazmak gerektiğinde balmumu kaplı yüzey düzeltilerek eski yazılar siliniyor, yeni yazıya yer açılıyordu. Böylece tekrar kullanılabilen ahşap tabletler, hesap kitap, yazı çizi işleriyle uğraşan meslekler için birer “ayped” görevi görüyordu –diyelim ki, herkes anlasın.

Uzun çağlar boyunca kullanılan ahşap defterler genellikle balmumu kaplı yüzeyleri üstüste gelecek şekilde sicim ya da menteşelerle tutturuluyordu. Çift tabletten oluşanlarına diptikon (aslı “diptykhon deltion” olan Yunanca sözcük ikiye katlanmış tahta demekmiş), üç ya da daha fazla parçadan oluşan türlerine de triptikon ve poliptikon deniyordu.

Yenikapı’da bulunan ve birkaç sayfadan oluşan poliptikon’un bir de altında sürgülü bölümü var. Ufuk Kocabaş’ın tarifine göre, “sürgülü olan bölümünü çektiğiniz zaman da küçük ağırlıklar, kuyumcuların hassas terazi olarak kullandığı taşlar var. Küçücük bir terazi var.” Kocabaş’ın bahsettiği sürgülü bölüm, tariften ve fotoğraftan anlaşıldığına göre, bir “el abakusu” değil; hassas ölçümlerde kullanılan bir tür terazi veya ölçü seti olsa gerek.

Yenikapı buluntuları organik oluşlarıyla da çok özel bir yere sahip bilim dünyasında. Yine Kocabaş’ın tabiriyle: “Çünkü organik malzemeleri diğer kazılarda bulmanız pek mümkün olmaz.” Kolayca çürüyerek dağılan ahşap, deri, kumaş ve benzeri organik materyaller yıllara uzun süre dayanamıyor. Yenikapı’nın farklı kültür katmanlarında ele geçirilen gemi halatları, deri sandaletler, taraklar, fildişi ve kemik eserler bu açıdan türünün nadir örnekleri arasında sayılıyor. Ahşap ayped de bu grupta…

Gelecek yüzyıllara nasıl bir teknolojik çöplük bırakacağımızı kimbilir… Metalin, plastiğin çürüme yaşına bakılırsa büyük bir çöplük olacak. Aypedler, notbuklar, gugıl gözlükleri, akıllı veya akılsız telefonlar, bilgisayarlar… Gelecek yüzyıllarda toprak altından çıktıklarında her biri kendi eşdeğerinin adıyla anılacak belki de, insanlar özdeşlik kurabilsinler diye… Geleceğin icatları ve olası isimleri hakkında hayalgücümün en ufak bir fikri dahi yok.

 

görsel:

Yenikapı'da bulunan Bizans dönemine ait "ayped"

 

Not: Bu yazı 28 Mayıs 2014'te Bilgi Çağı’nda yayınlandı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.