Yıldız böceğinin cep fenerinden

06.02.2016 00:14:07
A+ A-

Gündüzün güneşinde elinde mum ışığı ile yolunu aydınlatmaya çalışan, daha doğrusu aydınlattığını düşünen adamın hali ne aciptir...

Yıldız böceği" veya diğer adıyla "ateş böceği" deyip geçmeyelim. Kâinat Sultanı Cenâb-ı Hakk'ın her biri bir mu'cize eseri olan ve hiçbiri diğerine benzemeyen, belki dünyanın iki kutbu arasına yazılacak rakamlara sığışmayacak sayıdaki maddî ve manevî varlıklardan biridir yıldız böceği.
Yıldız böceği deyip geçmeyelim: Edison'un, Cenâb-ı Allah'ın kâinatta koyduğu sırlar ve hikmetlerle elektriği keşfetmesinden, belki de binlerce yıl önce, ürettikleri enerji ile çalışan küçücük cep fenerleriyle dolaşan sevimli varlıklardı onlar. 
Madem konu açıldı bu muhteşem varlıkları kısaca bir tanıyalım:
Ateş böceği, ateş böceğigiller (Lampyridae) familyasını oluşturan bahar ve yaz aylarında geceleri uçarken yanıp sönen ışıkları ile tanınan, kılkanatlılar takımından bir böcek türüdür. Işık organları karın bölümünün son kısmında bulunur. Saydam bir kütikula tabakası ile örtülüdür. İç kısmı fotojenik hücreler ve otomobil farları gibi ışığı yansıtıcı bir tabakadan müteşekkildir
Kur'ân ve hadislerden ilhamla Kâinat kitabı ve içindekileri ve onların yaratılış gayelerini fen ve din ilimlerinin imtizacıyla(birleştirilmesiyle) anlatıp bu asrın ve gelecek asırların istifadesine sunan Büyük Kur'ân Müfessiri Bediüzzaman, bu yüksek hakikatleri anlatırken, "yıldız böceği" misalini Risale-i Nurların bir çok mevzuunda kullanır.
Aslında bu misallerdeki yıldız böceği yaratılmışların fâni âlemdeki mânây-ı ismine yönelik kendi adına onlara bakış anlamını temsil ederken, onun güneşe nispet edilip mukayesesinde ise güneş, varlık âlemindeki her bir varlığın Yaratıcı ve sanatkarına bakan ve bâki olan hakikî yüzünün anlamını temsil eder.
Meselâ, Kur'ân ve hakikatlerinin icazı anlatılırken Allah kelâmı olan Kur'ân'ın beşer kelâmına olan nispetinin, Güneşin yıldız böceğine nispeti gibi olduğu ifade edilir. Varlık âlemi ve içindekilere bakan bir kozmografyacının varlıklara kendi adlarına bakışını ise yıldız böceği nispetinde olan kafa fenerinin ışığıyla yapılan dar ve sathi bir bakış olarak tavsif eder. Halbuki bu adam varlıklara yıldız böceği misali akıl feneriyle bakma yerine, Kur'ân hakikatleriyle bakabilseydi, Güneş gibi aydınlatan bir bakış açısıyla bakıp hakikati bulmuş olacaktı. 
Kendi küçücük fener ve ışığını güneşe nispet ederek "ben de günéş gibiyim" diyen yıldız böceğinin, güneşin kaybolmasıyla birlikte karanlıklar içine gark olması, güneşin doğmasıyla ise güneşin her yeri kaplayan parlak ışıkları altında kaybolup gitmesi, düşünen akıllar için ne yüksek ve ibretamiz bir misaldir.
Hem, yüksek ve ebedî hakikatlere gözünü kapayarak, güneş karşısında  yıldız böceği olma halindeki israr, nefsin ve insanın içinde bulunabileceği en kötü haldir. 
Evet ey nefsim! Kur'ân ve hakikatlerine bakmada yıldız böceginin güneşe bakıp kendini ona nispet etmesi gibi bakma ; sonra karanlıklar içinde boğulur gidersin.
Kur'ân'ın hakikatlerini anlama ve insaniyette yıldız böceği yerine bal arası gibi ol ki, Kur'ân güneşinin hakikat çiceklerinin cennetvârî tadlarını al ve her iki âlemde de mesut ve bahtiyar ol!


YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.