Yüksek tansiyon kuramım ve çözüm kuramım

14.02.2016 12:43:40
A+ A-

Herşeyden önce söylemeliyim ki bu bir kuramdır yani araştırma sunan bir konu.
 
Felsefe demek Batı felsefesi tarihi vakvaklığı ya da cikcikliği yapmak değildir; felsefe insanlığı ilgilendiren ve ilgilendirmeyen her konuda yani her konuda düşünmek ve kuram üretmektir. bu nedenle felsefeci asla olanaksızlıktan, koşulların yetersizliğinden söz edemez çünkü felsefeci bir kalem ve kağıt ile çalışan kişidir ve en önemli laboratuarı beyinidir(beynidir); örneğin ancak 10 yılda kanıtlanabilen Einstein'in bir kuramını Einstein bir masabaşında, bir kalem, bir kağıtla yaratmıştır. Aya gidilebileceğini yazan Jules Verne de bunu kafasında üretdi(üretti). Felsefe ve felsefeci ya herşeyden anlamaktır ya herşeyden azçok anlamaktır ya da herşeyi anlamaya çalışmaktır ya da herşeyi azçok anlamaya çalışmaktır; okullarda ezberletildiği gibi Batı felsefe tarihini ezberlemek, vakvaklık, cikciklik yapmak değil.
 
Tıb(Tıp) eğitimi almadım ancak felsefecinin herşeye meraklı olması gerektiği için kitaplığımda tıb fakültesi kitaplarının çoğu var. Kaldı ki olmasa da olurdu çünkü demin dediğim gibi felsefeci kafasıyla çalışır, olanaklarla değil. Kaldı ki tıb kitapları pahalı kitaplar ve o kitapları da eskicilerden ve çöp toplayanlardan aldım yani ülkemizde çöplükleri izleyip de güzel, iyi bir eğitim alınabilir yani o kadar aydın ve değerli bir ülkeyiz ki kitapları, eğitimi ve üniversiteli olmayı çöpe atabiliyoruz, yalnızca çerçöp atmak yerine.
 
Yüksek tansiyon konusunda internetten öğrendiğim iki veriye sahibim: 
1- Yüksek tansiyon ilaçının(ilacının) damarları yani damar kaslarını genişlettiği bilgisi.
2- Sıpor(Spor) yapmanın yüksek tansiyona karşı iyi olduğu bilgisi
3- Hareketsizliğin yüksek tansiyon olasılığını ve olanağını arttırdığı bilgisi ki hareketsizlik gerçekte insandaki iki sinir sistemi arasındaki ilişkiyi de azaltabilir ya da en aza indirebilir bence.
 
Bu arada kuşkusuz ki damar tıkanması sorununa bağlı yüksek tansiyon durumu bu konunun oldukça dışındadır ancak ona da yararı olabilir yani bu durum daha çok 'Sinirsel' denilen yüksek tansiyon hastalığı ile ilgilidir.
 
Bu verilerden oluşturduğum kuramıma göre:
1- Sinirsel yüksek tansiyon; kas sisteminin(kümesinin) zayıflaması, gerilemesi, güçsüzleşmesi ile kas kümesi ile sinir kümesi arasındaki ilişkinin, bağın, koşullanmanın(şartlanmanın) zayıflaması ya da yok olması sonuçu(sonucu) mu oluşmaktadır yani bedendeki iki sinir sistemi arasındaki uyumsuzluktan ya da dengesizlikten ya da sinir kümesi ile kas kümesi arasındaki gevşeklikten, koşullanmanın zayıflamasından ya da kalkmasından mı kaynaklanmaktadır?
2- Bu durumda; bedendeki kas kümesini etkileyen, diri tutan, güçlü tutan ve sinir kümesi ile sıkı bağlı tutan, kas kümesini sinir kümesi üzerinde etkinleştiren bir kimyasal ya da elektırik(elektrik) üreten bir cihazla bedendeki kas kümesi bedenin biryerinden ya da beyinden aniden etkilenip kas kümesinin sinir kümesi üzerindeki egemenliğini yeniden kurması sağlanırsa yüksek tansiyon hemen düşebilir mi yani beyindeki kas merkezini etkileyen bir ilaç ve cihaz yapılabilir mi?
3- Biliniyor ki erkeklik hormonu kasları sert, diri ve güçlü tutar ve sıpor da ister bayan olsun ister bay olsun erkeklik hormonunu yükseltir ve sıpor da yüksek tansiyona karşı yararlıdır; bu durumda erkeklik hormonu yüksek tansiyon hastalığına karşı kullanılabilir mi?
4- Eğer sinirsel yüksek tansiyon bir damar ve sinir sorunu değil de kas ve kas merkezi ile ilgili bir sorunsa kalp kası zayıflaması ile kalp hastalıklarının da habercisi midir?
 
Yani sinirsel yüksek tansiyon hastalığı bir tansiyon yani damar sorunu değil de gerçekte beyindeki kas merkezi ile ve iki sinir sistemi arasındaki uyumsuzlukla ilgili bir beyin sorunu mudur?
 
Evet, bu konuda bir araştırma varsa sorun yok ancak eğer yoksa araştırılması iyi olur bence.
 
Evet vatandaşlarım; felsefe oturup Batı felsefesi tarihi geyiği yapmak; Marx, Nietzsche, Voltaire, Platon, Goethe, Hegel konuşmak, oraya buraya Avrupalı felsefecilerden güzel sözler yazmak değil işe yaramaktır. İşte bu gerçek henüz anlaşılamadığı için ki ülkemizde felsefe dersi ve yüzlerce felsefe bölümü mezunu olmasına karşın tek bir düşünür(filozof) yok.
 
Felsefe herşeyle ilgilenmektir ve felsefe ile uğraşan da herşeyle ilgilenmeli. Yok öyle üç lagalugaya felsefe demek.
 
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk/Türkiye bilgesi
İnternette yayınlandığı zaman: 14.2.16/12.33