Zürafalarda beyin kanamasını engelleyen mükemmel bir sistem vardır

03.03.2014 21:54:02
A+ A-

Zürafa 5 metreye varan boyuyla karada yaşayan hayavanların en büyüklerinden bir tanesidir. Dünya da bilinen en yüksek kan basınçına sahip hayvandır. Hayvanın yaşayabilmesi için 2 metre yukarıdaki beynine kan göndermesi şarttır. Bunun için ise ileri derecede güçlü bir kalpe ve pompalama sistemine sahip olması gerekir. Nitekim zürafa kalbinin kan pompalama sistemi 350 mmhg bir başınçla kan pompalayacak kadar gelişmiştir. Normalde bir insanı öldürebilecek kadar güçlü olan bu sistem, özel bir haznenin içinde bulunur. Hazne basıncın bu ölümcül etkisini kaldırabilmek için  etrafı küçük damarlar tarafından cevrilmiştir. Baştan kalbe giden bölümde yukarı giden ve aşağı inen damaraların oluşturduğu bir U sistemi vardır. Ters yönde akan kan damarları toplam basıncı sıfırlar. Böylece hayvan ani kanamalara neden olacak iç basınçtan kurtulmuş olur.

Kalpten aşağı seviyede kalan bacak ve ayakların da özel bir korumaya ihtiyacı vardır. Zürafanın ayaklarını saran derinin son derece kalın olması onu kan basınçının kötü etkilerinden korur. Ayrıca damarların içinde şiddetli kan akışını dengeleyerek basınçı kontrol altına alan kapakçıklardan oluşan bir sistem bulunur.

Asıl büyük tehlike hayvan su içmek için başını yere indirdiğinde ortaya çıkar. Normalde beyin kanaması geçirecek kadar şiddetli olan kan basınçı bu durumda cok daha artar. Ama zürafanın vücudun da bu tehlikeyi ortadan kaldıran kusursuz bir sistem vardır. Zürafa su içmek için başını yere indirdiğinde vücüt tarafından hemen SEFALORAŞİDİEN adlı sıvı üretilir ve bu sıvının devreye girmesi ile kan hacmini küçülterek pompalanan  kanı azaltır.

Öte yandan hayvanın boynunda başını aşağı eğdiğin de evreye giren özel kapakçıklar mevcuttur. Bu kapakcıklar bir frenleme sistemi gibi görev yaparak kanın akışını ve hızını büyük ölçüde azaltır. Ve böylece zürafa güvenli bir şekilde su içip tekrar başını yukarı kaldırabilir. Zürafanın kat kat olan damarlarının kalın olması da, yine yüksek basınç tehlikesine karşı alınmış bir tedbirdir.

Başka bir tehlike ise zürafaların başlarını yukarı kaldırıken baş dönmesi tehlikesidir. Zürafalarda baş dönmesini de ortadan kaldıran bir sitem vardır. Zürafalar başlarını aşağıdan yukarı kaldırmak için çok fazla zaman harcarlar. Onun için kanın beyne gitmesi için vücutlarında kanın beyne gitmesi için kusursuz bir sistem olması gerekir.

Bunun sonucunda zürafa başını kaldırdığında baştaki kan damarları neredeyse bütün kanı yanaklarına, diilerine ya da deri başın diğer bölümlerine aktaramaz, sadece beyne akması icin yönlendirir. Aynı zamanda hayvanın kalın derisi ve şah damarındaki mükmmel kas sistemi( damarların genellikle kası olmaz) kanı baştan kalbe geri taşıyan damara baskı yaparlar. Bunu sonucunda zürafalarda bayılması tehilkesi ortadan kalkar. Bayılma nöbetlerinden kurtulmuş olurlar. Sonuç olarak zürafalar insandakilerden cok daha iyi bir bayılmayı engelleyen sisteme sahip olarak yaratılmıştır.

Görüldüğü üzere zürafalarda mükmmele bir yaratılış örneği vardır. Uzun boyunun oluşturduğu bütün tehlikeki durumlar başka sistemlerle ortadam kaldırılmıştır. Hayatın devam etmesi için gereken bütün özellikler yaratılışında mevcuttur.

Sonuç olarak zürafanın yaşamını sürdürebilmesi için mutlaka 2 metre yukarı da olan beynine kanı ulaştırması için cok kuvvetli bir pompalama sistemine, eğildiğinde ani kan basıncını azaltacak sıvıya ve kapak sistemine ve başını kaldırdığında bayılmasını engelleyen damar sistemine aynı anda sahip olması gerekir. Bunlardan biri olmazsa veya tam çalışmazsa zürafanın yaşamını sürdürmesi imkansız hale gelir.

ZÜRAFALARIN BAŞKA ÖZELLİKLERİ İSE ŞÖYLEDİR

Yemek borularında bir asansör sistemi vardır. Zürafaların boyunlarının uzun olması ağaçların en üst dallarına kadar uzanıp oradaki yaprakları ve bitkileri yiyebilmelerini sağlar. Ançak hiç çiğnemeden yuttukları bu dikenli bitkiler önce dört bölmeli midelerine gider. Zürfalar daha sonra bunları sindirmek için tekrar ağızlarına gönderir ve ağızlarında çiğnerler. En sonunda tekrar yutarak midelerinin bir başka bölmesine gönderirler. Ançak besinlerin mideye gidebilmesi için yuttukları bitkilerin bir kaç metre uzunluğunda olan boyunlarından yukarı doğru çıkması gerekir. Zürafaların besinleri yemek borusundan yukarı doğru çıkaracak asansör benzeri bir sistem vardır.

Ağız ve diş yapıları ihtiyaçlarına yöneliktir. Zürafaların dilleri 45 cm dışarı uzanabilir. Dişleri ise tarak gibi olduğu için sert akasya dallarının dikenlerini ve mineral gereksinimlerini karşılayan kemikleri rahatlıkla çiğneyebilirler.

Renkleri bulundukları ortama uygun olaraka yaratılmıştır. Zürafaların benekli derileri onları kamuflaj yapmalarına uygun olarak yaratılmıştır. Çünkü savan alanalarındaki ortamın rengi ile uyum içinde olmaları düşmanları tarafından fark edilmelerini zorlaştırır. Zürafaların vücutunda bulunan lekelerin birinci görevi kamuflaj olsada önemli bir göreve daha sahiptir. Her lekenin altında oldulça gelişmiş küçük bir kan sistemi vardır. Her lekenin altında oldukça büyük kan damarları vardır. Bu damarlar lekenin ortasına daha ince damarlara dağılıyor. Zürafalar gerek duyduğunda ısı kaybetmek için bu ince damaralara kan yolluyor. Böylece ısı lekenin etrafından çevreye dağılıyor. Lekeler vücut ısısını dengeliyor.

Vücutları hızlı koşmalarını sağlayacak şekilde yaratılmıştır. Zürafalar bir tehlike anında 50-70 km hıza ulaşabilirler. Koşmaya başladıklarından başlarını pompalar gibi gibi ileri getirirler ve kuyruklarını kıvırırlar. Koşarken diğer özellikleri ise diğer hayvanlar gibi ayaklarını çaprazlama atmamalarıdır. Önce ön ve arka sol, daha sonra ön ve arka sağ ayaklarını kullanarak koşarlar. Zürafaların bu koşma şekli onun vahşi hayvanlar tarafından yakalanmasını zorlaştırır.

Küçük gruplar halinde yaşayarak güvenli bir ortam oluştururlar. Zürafalar bütün yavrularına birlikte bakarlar. Yetişkin zürafalar dönüşümlü olarak yavrularının başında nöbet tutarak kendi içlerinde bir güvenlik sistemi oluşturmuşlardır. Bu güvenlik sistemi sayesinde diğer anneler rahatlıkla yavru zürafaları bırakıp kilometrelerce uzağa yiyecek aramaya gidebilirler.

Oturdukların da kalkmaları zor olduğundan boyunlarını arka gövdelerinin yanına uzatarak uyurlar. Bir kaç dakika bütün uykularını bu şekilde ayakta geçiriler. Ayrıce zürafalar hiç bir zaman aynı anda uyumazlar. Mutlaka aralarından biri nöbet tutar.

Kuşkusuz  zürafalar sahip oldukları tüm özellikleri kendi ihtiyaçlarına göre planlayarak kazanmış olamazlar. Bu önemli özelliklerin zaman içinde yavaş yavaş işleyen bir evrim süreci ile oluştuğunun söylenmesi de mümkün değildir. Çünkü bir zürafanın yaşamasını sürdürebilmesi için mutlaka beynine kanı ulaştıracak bir pompalama sistemine, eğildiğinde ani kan basıncını azaltacak kapak sistemine ve başını kaldırdığında bayılmasını engelleyen damar sistemine sahip olması şarttır. Bunlardan biri olmasa ve ya tam çalışmasa, zürafanın yaşamını sürdürmesi imkansız hale gelir.

Zürafalar Allah yaratmıştır yeryüzünde var olan diğer bütün canlılar gibi zürafalarının vücutlarında Allah' ın üstün yaratma sanatının pek çok tecellisi bulunur.  

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.