Akkuyu Nükleer Santrali’nin inşaatı başladı mı?

01.02.2014 04:35:58
A+ A-

Türkiye’nin hâlihazırda iki nükleer santral projesi bulunuyor. Biri Mersin Akkuyu’da, diğeri ise Sinop’ta. Akkuyu’daki 12 Mayıs 2010’da Rusya ile imzalanan anlaşma doğrultusunda inşa edilecek. Santralin maliyeti 20 milyar dolar. Yedi buçuk milyar dolarlık bölümü Türk şirketlerince karşılanacak. [1]

Rus şirket ROSATOM’un yapıp işleteceği santralin ürettiği elektrik 15 yıl alım garantisiyle Türkiye’ye satılacak. Bu sayede Türkiye’nin elektrik üretiminin yüzde 6’lık kısmının karşılanması hedefleniyor. “Anlaşmaya istinaden Mersin Akkuyu Sahası’nda 4.800 MW toplam kurulu güce sahip VVER 1200 tipi 4 reaktör kurulacak.” [2] Santralin 2020 yılında faaliyete geçmesi bekleniyor.

Sinop’ta yapılacak santral için ise geçen yıl Japonya ile anlaşılmıştı. Türkiye’nin ikinci nükleer santralinin inşasına 2017’de başlanacak. 2023’te faaliyete geçmesi planlanan santralin maliyeti 22 milyar dolar. Başbakan Erdoğan’ın belirttiğine göre santrali Japon Mitsubishi yapacak. İşletmesini ise Fransız Areva firması. Santral 1100 MWe’lik 4 reaktör ünitesiyle 4.480 MW toplam kurulu güce sahip olacak.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız Sinop’ta kurulacak olan santralde Türk şirketlerinin de yer alacağını şöyle ifade ediyor: “515 bin parçadan oluşan ve 22 milyar dolara mal olacak bir nükleer santralin yapımında 8 milyar dolara kadar olan kısmını Türk sanayi şirketleri yapabilecek.” [3]

Nükleer çözüm mü?

Her şey iyi güzel, anlaşmalar imzalanıyor, nükleer ile enerji ihtiyacının giderileceği sanılıyor. Sanılıyor da Türkiye gerçekten nükleer santrale hazır mı? Ve nükleer santral enerji ihtiyacının karşılanmasında bir çözüm olarak görülse bile nükleer gerçekten iyi bir yöntem midir? Dahası 1986’da Ukrayna’nın Çernobil kentinde meydana gelen nükleer felaket bilinirken nükleer inşa etmek ne derece doğru?

Soruları çoğaltabiliriz: Sadece Çernobil değil, 2011’de Japonya’da meydana gelen deprem ve tsunami sonrası Fukuşima Nükleer Santrali’ndeki nükleer sızıntının dünyanın yarısını tehdit ettiği ve bunun olası bir radyoaktif serpinti ile büyük bir felakete neden olabileceği uzmanlar tarafından belirtilmişken nükleer nükleer diye yırtınmak niye?

Nükleer santral sorgulanmaya başlandı

Bilindiği gibi Japon’yadaki nükleer kazadan sonra enerji üretiminde nükleer santral dünyada sorgulanmaya başlanmıştı. Bununla birlikte Almanya eski santrallerini geçici olarak kapatma kararı almış, İsviçre eski santrallerini kapatacağını yenilerinin onayının ise askıya alınacağını duyurmuştu. 58 reaktör ile ABD’den sonra en fazla nükleer santrale sahip olan Fransa’da da Yeşiller Partisi, Japonya depremi sonrasında nükleer enerjiden vazgeçilmesi için kampanya başlatmış ve “Avrupa Parlamentosu Yeşiller grubu eşbaşkanı Daniel Cohn-Bendit, Fransız sol partilerini, ‘nükleerden vazgeçilmesi için referandum düzenlenmesini’ savunmaya ve bu projeyi seçim programlarına eklemeye çağırmıştı.” ABD’li senatör Joe Lieberman ise “Nükleer kalkınmaya mola” diyerek konuya dikkat çekmişti. [4]

Nükleere karşı mücadele

Öte yandan küresel ve yerel sivil toplum kuruluşlarının nükleere karşı verdiği mücadeleyle nükleer santral dolayısıyla meydana gelen ölümcül kazalara dikkat çekiliyor. Örneğin 2022’ye kadar tüm nükleer santrallerini kapatacağı belirtilen Almanya’da “35 yıllık mücadele sonucu çiftçiler, Gorlebon’a yeni bir nükleer santral yapımını ve atıklar için yeniden işletim deposu yapılmasını engellemişler.” [5]

“Nükleere hayır”

Fakat yalnızca dikkat çekmekle kalmayıp “nükleere hayır” mottosuyla kampanyalar düzenleniyor; nükleerin güvensiz, insan sağlığını birinci dereceden tehdit eden bir enerji üretim şekli olduğu konusunda kamuoyu bilgilendiriliyor.

Greenpeace bunların başında gelen uluslararası bir sivil toplum kuruluşu. 1972’de kurulan Greenpeace, nükleer, küresel ısınma, ormanların yok olması, aşırı avlanma gibi pek çok sorun için kampanyalar yürüten bir kuruluş. Türkiye’de de bir ofisi bulunuyor.

ÇED raporu açıklanmış değil

Geçen gün Greenpeace Akdeniz, Akkuyu’da yapılacak olan nükleer santralle ilgili görüntülere ulaştı. Basında da yer alan bu görüntülere göre santralin inşa edileceği alandaki hummalı çalışma gözden kaçmıyor. Oysa Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED Genel Müdürlüğü’ne sunulan 3 bin sayfalık Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun sonucu açıklanmış değil! Eğer onay verilirse 2015’te lisanslar alınacak ve inşaat 2016’da başlayacak. Ama buna rağmen çalışmalar başlamış gibi. [6]

İşlemi gerçekleştiren Akkuyu NGS yetkilileri alınan lisans ve izinlere istinaden yangın emniyet yolları ve güvenlik yollarının oluşturulmasına yönelik malzemelerin temini için taş ocağı işletilmekte olduğunu söylüyor.

Çalışmalar başladı mı?

Ancak Greenpeace, Mersin Nükleer Karşıtı Platformu ve Mersin Barosu yetkilileri inşaatın başladığını öne sürüyor. Greenpeace, Çernobil felaketinin sorumlusu olarak bilinen ve sicili skandallarla dolu olduğunu belirttiği santrali inşa edecek firma ROSATOM’un henüz izinlerini almadığı halde Akkuyu’da inşaat çalışmalarına başladığını belirttiği bir kampanya yürütüyor. Greenpeace, kampanya metninde ROSATOM’un daha önce hazırladığı iki ÇED raporunun Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanmadığına da vurgu yapıyor. Mersin Nükleer Karşıtı Platformu ve Mersin Barosu ise ÇED süreci tamamlanmadan inşaatın başladığı gerekçesiyle Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuş. [7]

Atık deposu yok

Dünyada henüz nihai atık deposunun bulunmaması nedeniyle de eleştirilen nükleer santralin, Türkiye’de de bu sorunu gündeme geliyor. Çünkü bu konuda kesin bir çözüm yok! “Türkiye’nin Mersin Akkuyu’da kurmayı planladığı santralin atıkları için nasıl bir planı olduğu bilinmiyor. Atıkların Rusya’ya gönderilme ya da Türkiye’nin talebi doğrultusunda Rusya’dan satın alınma ihtimali var.” [8]

Nükleerin zararları

Nükleer reaktörlerin çalışması sonucu ortaya çıkan ve 250 yıl doğada bulunan Plütonyum ve başka bir radyoaktif madde olan 280 yıl ömürlü Stronsiyum maddelerinin üst düzeyden zehirlenmelere ve kansere; besin yoluyla vücuda giren Sezyum adlı maddenin ise Troid bezi kanserine, genetik bozukluklara, çocuklarda büyüme aksaklıklarına neden olduğu biliniyor. Bu da nükleerin can alıcı yanı.

Halkın yüzde 40’ı ikna edilecek

Yapılan anketlere göre Türkiye halkının yüzde 70’i nükleere karşı. Mersinliler de... İşte bundan dolayı Rusya Nükleer Enerji Ajansı ROSATOM’un Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin yapımı ve işletilmesi için kurduğu Akkuyu NGS, ihale şartnamesine Mersin halkının yüzde 40’ın ikna edilmesi hedefini koymuş. Bu hedefinde de epeyi bonkör davranarak 5 milyon TL’ye bir halkla ilişkiler firmasıyla 1 yıl süreli bir anlaşma yapmış. Sözde halkın yüzde 40’ı ikna edilecek. [9]

Nükleer bir manzara

Daha böyle bir santrale sahip değilken, İstanbul İkitelli’de 1999’da meydana gelen olayla [10] “dünyanın en önemli 20 radyoaktif kazası” listesine girmeyi başaran Türkiye’den işte nükleer bir manzara. Herhalde durum Başbakan Erdoğan’ın “Riski olmayan hiçbir yatırım yok. Yani o zaman evinize Aygaz tüpü de koymamak gerekir” ifadesinde nükleer santral ile mutfak tüpünü aynı kefeye koymasından çok daha ciddi. Hatta vahim.

 


[1] http://www.akkunpp.com/nukleerde-yerli-payi-75-milyar-dolara-cikacak

[2] http://www.nukleer.gov.tr/index.php/nukleer-santral-projeleri

[3] http://www.zaman.com.tr/ekonomi_japonlar-sinopta-turk-sirketleriyle-ortak-olmak-istiyor_2191914.html

[4] http://www.ntvmsnbc.com/id/25192468/#storyContinued

[5] http://bianet.org/bianet/ekoloji/144618-santraller-kapaniyor-atiklar-ne-olacak

[6] http://webtv.hurriyet.com.tr/2/60087/0/1/akkuyu-nukleer-santralinin-baslatildigi-iddiasi.aspx

[7] http://www.radikal.com.tr/cevre/akkuyu_icin_ikinci_suc_duyurusu-1172881

[8] http://bianet.org/bianet/ekoloji/144618-santraller-kapaniyor-atiklar-ne-olacak

[9] http://birgun.net/haber/nukleere-ikna-operasyonu-10624.html

[10] http://www.haberturk.com/dunya/haber/611217-nukleer-santralsiz-kaza-listesindeyiz

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.