Aybastı-Kabataş, unutulmuş iki kardeş

31.07.2015 11:18:29
A+ A-

Kurultay, Türkçe`deki kurul ve yetkinlerin toplandığı mekân anlamı katan "-tey" ekinden türeyen "Kurulun toplandığı yer" anlamındaki sözcüktür. Asıl anlamıyla, bir konuda yetkin kimselerin bir araya geldiği mekân kurultay olarak anılsa da bugünkü kullanım anlamıyla bu etkinliğin kendisi de kurultay olarak anılmaktadır. Türkler için kurultayların önemi çok büyüktü. Boylar toplanır, istişareler yapılır, geçmiş değerlendirilir, geleceğin rotası çizilirdi.

Geçenlerde yıllardır devam etmekte olan ve 16.sı yapılan Aybastı Kabataş Kurultayına katılma fırsatı bulabildim. 25 Temmuz 2015 tarihinde Aybastı ve Kabataşlıların Katılımıyla Aybastı Fen Lisesi Konferans salonunda yapılan kurultayda genel olarak “Yörede Sağlık” konusu ele alındı. Sivil halkın yanı sıra bölgenin insanı olan akademisyenler, bölgede yaşayan kamu kurumlarında görev yapan, öğretmen, hekim, memurlarla beraber, bölge ilçelerinin eski ve yeni belediye başkanlarının katılımıyla hemen her kesimin temsilcisinin var olduğu söylenebilir. Kişiler, partiler ve günlük siyasetten ziyade toplumun sorunlarına kalıcı ve sağlıklı çözümler üretmekten başka amacı olmayan kurultay oldukça başarılı bir toplantı gerçekleştirdi. Kurultay, tarihi anlamından farklı bir formatta gerçekleştiğini söylememize gerek yok. Zira kurultaya katılanlar tavsiye kararı alıp uygulamalara ışık tutabilme yeteneğinin haricinde maddi yaptırım gücü olan yapılar değil. Dolayısıyla katılan akademisyenler, halk, kanaat önderleri sorunları tanımlayıp çözüm önerilerini dile getirdiler. Geleceğe ışık tutması açısından, birçok akılın bir problem üzerinde yoğunlaşmasının olumlu sonuçlar doğuracağı aşikâr. İstişare, kurultay Müslüman ve Türk gelenekleri olması sebebiyle hem dini bir vecibe, hem de milli bir görev, gelenek de bu şekilde ifa edilmiş oldu.Hayırlara vesile olması ufacık nüans farklarına rağmen tüm katılımcıların temenni ettiği ortak nokta olması sebebiyle de faydalı oldu.

Aybastı, Orta Asya'dan kopup gelen Türk Boyları İran toprakları üzerinde kurdukları Büyük Selçuklu Devleti'yle Bizans İmparatorluğu'na komşu büyük bir imparatorluk kurarak Anadolu'ya akınlar düzenlediler. 1054'te Van Gölü civarına gelen Sultan Tuğrul Bey ordularını üç bölüme ayırarak bir kolunu Kafkas DağlarıErzincan Yöresi ve Canik Ormanlarına yöneltti. Bu akınlara, 1071'de Malazgirt Muharebesi'nin kazanılmasıyla geriden gelen Türk kuvvetleri destek verdiler. Selçuklu sultanı Alpaslan'ın komutanlarından Artuk BeyAfşin, Kutalmış Oğlu Süleyman Şah gibi komutanlar yöreyi de içine geniş bir alanda fetih hareketlerine başladılar. Kutalmış oğlu Süleyman fethettiği toprakları kendine bağlayarak Anadolu Selçuklu Devleti'ni kurdu. Bu sırada Süleyman Şah'ın dayısı Danışmend Taylı Beyin oğlu Gümüştekin Ahmet Gazi Orta Anadolu’daSivasAmasyaTokat ve Niksar yörelerini fethederek Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Danişmentli Beyliği’ni kurdu. Selçukluların taht mücadelelerinden yararlanarak bağımsızlığını ilan etti. Selçuklular ile birlikte Haçlılar’a ve Anadolu Selçuklu Devleti’ne karşı çetin mücadeleler verdiler. Daha önce Sivas olan başkentlerini güvenlik nedeniyle Niksar’a taşıdılar. Ahmet Gazi’nin yerine geçen oğlu Melik Emir Gazi Beyliği’nin sınırlarını bilhassa sahile doğru genişletmek amacıyla Canik denilen bölgeye seferler düzenledi. İlk etapta doğuda Mesudiyeİskefsür ve Aybastı; Batı'da ise Ünye, Fatsa bölgeleri Danişmentlilerin eline geçti. Aybastı, Canik diye bilinen yörenin Niksar’a göre ilk bölümlerinden olması nedeniyle Türklerin eline geçen ilk yerlerdendir. Daha sonraki yıllarda bazı yerlerin Bizans’a geçmesi üzerine Danışmentli Melik Muhammed yöreye bir sefer daha düzenleyerek daha etkin hakimiyet sağladı. Danişmentli Hükümdarı Emir Nizamettin Yagıbasan 1157'de Ünye üzerine bir sefer düzenleyerek Ünye’den itibaren Bafra’ya kadar tüm sahili ele geçirdi, bir yıl sonra bu yerler antlaşma ile vergi karşılığı Bizans‘a terk edildi. 1175'te Emir Muhammed’in ölümü üzerine başlayan taht kavgalarına As Devleti Sultanı Kılıçaslan Danişmentli Beyliği’ne son vererek bölgeyi topraklarına kattı. İlçenin toprakları üzerinde, Kutlu Doğmuş Evliyası, Kümbet Evliyası etraflarında Danişmentliler devrinde yapılan savaşlarda şehit düşmüş asker ve komutanların mezarlarına rastlanmaktadır.

Moğolların Anadolu’yu işgali sonucu Anadolu Selçuklu Devleti yıkılınca ilçenin de içinde bulundğu topraklar İlhanlı DevletiEratna (İlhanlı) Beyliği, Kadı Burhanettin Beylikleri’nin topraklarında kaldı. Kadı Burhanettin ordusu ile İskefsür’e kadar gelmiştir. Aybastı ve yöresinin dağlık oluşu fetih sırasında Türkleri çok uğraştırmış, bu yüzden fetih uzun yıllar sürmüştür. Hatta Emir Melik Gazi’nin ilçemize düzenlediği bir sefer sırasında Kutlular’da Yaras mevkiinde yaralandığı, öteki komutanların askerlerine "Yarısını asın, yarısını kesin!" şeklinde emir verdiklerini, Emir'in acilen Niksar’a götürüldüğü sırada kanının damladığı yerlerin evliya olarak değerlendirildiği mahalle insanları tarafından anlatılmaktadır.(1)

Bölgenin genel olarak dağlık olması, hayvancılık ve niteliksiz toprakları sebebiyle tarım yapılamaması, birçok bölgede olan sorunun burada da tekrarlamasına neden oldu. Bu sorunun  adı da hepinizin tahmin edebileceği gibi “göç”. Göçler tüm Karadeniz Bölgesinin ortak sorunu olmasına rağmen iç kesimlerde daha da fazla olagelmiştir. Zira geçim kaynakları sınırlı, yollar bozuk, kamu kurumları memur gelmemesinden dolayı işlevsiz hale gelmiştir. Göçler, güçler dengeler tarafından kontrol edilen bir olgu olduğundan mevcut ve önceki yapılar bu şekilde olmasını bilerek veya bilmeyerek onaylamışlar, öyle ki her hanenin bazen tamamı, bazen de çoğu bölgeyi terk etmek zorunda kalmıştır. İstanbul’da yaşayan ve diğer şehirlerden İstanbul’a göç edenler arasında en büyük nüfusu Sivaslılardan sonra Orduluların oluşturması tesadüf değildir. “Özellikle İstanbul, Ankara'ya sosyal ve ekonomik nedenlerle göçenlerin sayısı oldukça fazladır. İşsizlik nedeniyle yurt dışında çalışma imkânları doğunca 1960 yılından itibaren İlk önce Almanya’ya başlayan işçi akımı Fransa, Avusturya ile devam etmiştir. 1996 yılından itibaren de işçilerin Türkî Cumhuriyetlere ve İsrail’e gittikleri görülmüştür.” (2)

Özellikle bölgedeki sivil toplum örgütlerinin bir çatı altına toplanması ve ortak kararlar almasının sağlanması amacıyla ortak bir yapı ve çatı görevi de görebilecek kurultayların devamının sağlanması bölge için elzem bir ihtiyaçtır. Büyük gelecekler, küçük ve günlük çıkarlara  kurban edilmemesi gerekir. Çalışmada emeği geçen tüm katılımcı ve ev sahibi kurumların ve de kişilerin emekleri zayi olmayacak, mutlaka değerini bulacaktır.

(1)https://tr.wikipedia.org/wiki/Aybast%C4%B1

(2) https://tr.wikipedia.org/wiki/Aybast%C4%B1

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.