Bafa Gölü ve Çevre Hassasiyetimiz

02.06.2014 16:17:12
A+ A-

Bundan tam 7 yıl önce Radikal gazetesinin o zamanlar çıkan Genç ekinde, Bafa Gölü üzerindeki tehditi ve önlem alınmazsa gölü yok edeceğini konu alan bir yazı yazmıştım. Yazıyı, o dönem medyaya yansıyan Bafa Gölündeki toplu balık ölümlerine dikkat çekmek için kaleme almıştım. Ancak görünen o ki aradan geçen 7 yıl, pek bir değişime neden olmamış. (Yazının bir kopyasını neyse ki hala saklıyormuşum)

Hatta o zaman göllerden ve su kaynaklatından sorumlu olan devlet kurumu (adını siz biliyorsunuz) bana aslında ne kadar da çevreci olduklarını anlatan bir itiraz maili göndermişti. Sanki bölgenin korunması görevi resmi olarak kendi işleri değilmiş gibi pişkin pişkin yazmışlardı bu maili. Ancak sonuç ortada. 

Ülkemizde çevre hassasiyeti, "ağaç dikmek" fiilinden öteye henüz geçemedi. Dikkat edin herkes çevreciliğini diktiği ağaç sayısıyla ölçeklendiriyor. Bakanından, başbakanına, müdüründen, profesörüne kadar herkesin çevreciliğinin ölçü birimi; dikilen ağaç sayısı! Ağaç dikmek tabii ki de güzeldir ancak bunu, bir ormanı talan ettikten sonra günah çıkarmak için yapıyorsanız bir çirkinlik abidesi yaratıyorsunuz benden söylemesi.

Örneğin ağaç dikene kadar çevrenizde yer alan herhangi bir doğal değeri koruma çabası içine girseniz doğaya katkınız kat be kat artacak. Aslında bu "koruma" algısı da bazen tehdit haline gelebiliyor. Çünkü koruyacağım diye doğal gen havuzlarına tecavüzde bulunan girişimleri allayıp pullayıp sunmak gibi bir yeteneğe sahibiz. Bakın ne kadar problemli bir doğa algımız var değil mi?

Bafa Gölü aslında bu problemli algının en önemli kurbanlarından biri. Benzer şekilde 10 adet daha ekosistem sayabilirim size. Ancak Bafa Gölünü önemli kılan şey; felaketin göstere göstere gelmesi. Çevresine kurulu zeytinyağı fabrikaları, drenaj kanalları, atıklar vs. bu saydıklarımın hepsini bir araya getirin, işte size bir felaketin resmi.

Problem algımız o kadar absürt ki, felaket gelmeden felaketin önlemini alma gibi bir düşünceye sahip olamıyoruz. Belki de her zamanki gibi bu da gelişmemizi ve büyümemizi engelleyen dış güçlerin bir oyunudur. Yoksa bu kadar aleni bir katliamı kim seyreder ki? 

Şimdi Bafa Gölünde, göllerin korkulu rüyası olan Ötrofikasyon olayı başlamış durumda. Önce yosun istilası ardından da çöküş. Bu aşamadan sonra Bafa Gölünü ne yazık ki tarihi bir değer olarak hatırlayacağız. 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.