Bana filleri anlat

10.01.2016 23:18:58
A+ A-

Arkadaşlık kurmak istediğim topluluklar var, ama yaşam biçimlerimiz epeyce farklı; beni aralarına alırlar mıydı, bilmiyorum!  Filler, rakunlar ve mirketlerden bahsediyorum... Hangisi daha hayran olunası karar verememekle birlikte, herhangi biriyle ilgili bir belgesele rastladığım zaman TV'ye yapışıyorum resmen. Normal bir belgesel izleyicisi olmaktan çıkıp, "sanatçı bu eserinde acaba neyi anlatmak istemiş" noktasına geliyorum. Hani bir resim sergisi geziyor olsan, tabloları belki bu denli dikkatle incelemezsin, öyle diyeyim. Bu arkadaşların bildiğin fanıyım yahu; hatta bir yerde kendilerine denk gelsem (nasıl olacaksa o?!),  "hocam sizi büyük hayranlıkla izliyorum, 'bi fotoğraf çekinebilir miyiz'?" bile diyebilirim!

Bana göre, evde beslenebilen türlere sunduğumuz iltifatların aynısını gerçekten hak ediyor bu arkadaşlar.

Özellikle fillerin haklarının biz insanlar tarafından yeterince verilmediği fikrindeyim. Gerek fizyolojileriyle olsun, gerekse yaşam stratejileri ve zekâlarıyla olsun, muhteşemler. Bir kere, fil ailelerine her zaman dişi bireyler liderlik ediyor, ki sadece bu bile fillere hayranlık duymak için yeterli sebeptir bence. Aile bağları oldukça gelişmiş olan fillerin, sosyal bağları da aynı ölçüde güçlüdür. Yavru fillerin büyütülmesinden ve korunmasından bütün aile birlikte sorumludur.

Ayrıca sadece insana has olduğunu düşündüğümüz (her önemli özelliğin sadece insanda var olabileceğine inanmaya ne kadar da hevesliyiz, kibrimize sağlık!) yardımlaşma, işbirliği, hüzün, öfke, neşe ve öğrenmeye yatkınlık gibi özellikler fillerde de fazlasıyla mevcuttur. Fillere dair hiçbir şey bilmeseniz de, hafızalarıyla ünlü oldukların mutlaka duymuşsunuzdur. Fillerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için o güçlü hafızaya son derece ihtiyaçları vardır zira. Besin ve su kaynaklarının nerede olduğundan tutun da, o kaynaklara ulaşan yollar ve muhtemel tehlikelere (yırtıcı hayvanlar, vb.) kadar her şeyi hafızalarına kazımaları ve bu bilgileri yeni yetişen yavrulara aktarmaları gereklidir.

Filler besin ve su kaynaklarına ulaşmak için sürekli yer değiştirmek zorundadırlar. Günde 80 km yol yürüyebildiklerini duymuştum, bir belgeselde. Bulundukları yerde besin bitti, haydi başka yeşillikli bölgelere; kuraklık başladı, su kalmadı, haydi su kaynağının bulunduğu diğer bölgeye derken, yürümekle yollar aşınıyor ama fillerin ayakları ve ruhu aşınmıyor efenim. Bu duruma bakınca, fillerin öyle yan gel yat şeklinde bir hayatları olmadığını gördüğümüz gibi, fil olmak zor zanaat desek de abartmış olmayız.

Tabii fizyolojileri ve anatomileri de bu yaşam şekline uyum sağlayacak niteliktedir. Örneğin ter bezleri bulunmayan filler, kulakları sayesinde serinlerler. Kulaklarını salladıkları zaman önce kulaklarındaki kanı, sonra da tüm vücutlarını serinletebilirler. Fillerin bir başka serinleme stratejisi de vücutlarını çamurlu suyla kaplamak. Bu çamurlu su, derilerindeki kırışıklıklar arasında birikir ve özellikle çok yüksek sıcaklık derecelerinde sıcaktan korunmalarını sağlar.  O çamur artık, güneş yağı misali güneş ışınlarının etkisini mi engelliyor, yoksa sıcakta yüzümüzü yıkamamız misali bir serinlik mi sağlıyor orasını tam bilemiyorum.

Fillerin bunlardan da öte ilginç özellikleri vardır. Örneğin, filler birbirleriyle sismik düzeyde de iletişim kurabilirler. Bir fil gürlediğinde, ortaya çıkan ses havada yayıldığı gibi aynı şekilde yerden de (sismik anlamda) yayılır. Bu sismik sinyalleri algılayıp, titreşimin geldiği yönü tespit edip, cevap verebildikleri yapılan çalışmalarla gösterilmiştir. Filler, hortumlarındaki ve ayaklarındaki titreşime duyarlı özel yapılar sayesinde bu titreşimleri algılarlar. Koku alma duyuları o kadar güçlü ki, millerce ötedeki suyun kokusunu dahi alabilirler. Kocaman bir ağaç kütüğünü kaldırabilecek kadar kuvvetli olan hortumları, bir yaprağı tutup yerden alabilecek kadar da hassastır. Yavru filler 6 aylık olana kadar, hortumlarını nasıl kullanmaları gerektiğini bilmezler ve bunu yetişkin fillerden öğrenirler. Daha hortumunun amacını çözememiş yavruların, ağaç dallarını tutmaya veya su içmeye çalışırkenki acemilikleri görülmeye değer bu arada.

Öğrenme yetenekleri de olan filler, matematiksel işlemleri %90 doğrulukla yapabilirler,  insanların ses ve lehçelerini bile ayırt edebilirler. Tehlikeli olarak gördükleri kabiledekilerin lehçesiyle, zararsız olarak gördükleri kabiledekilerin lehçesini birbirinden ayırt edebilirler. Hatta kadın ve çocuk seslerini de birbirinden ayırt edebilirler.

Böyle de şahane hayvanlar olan fillerin karşı karşıya kaldığı en büyük tehlike ne derseniz; tabii ki insanoğlu, yani fildişi avcıları. Vahşi yaşamdaki yırtıcısı olsun, timsahı olsun birleşse, yine de fildişi avcıları kadar zarar veremiyor fillere. İnsanoğlunun tüm dünyayı ve doğayı zapt edebileceği ve kendi egosu doğrultusunda kullanabileceğine dair bir küstahlığı (aslında daha farklı sıfatlar geliyor aklıma ama buraya yazmak uygun olmaz, mecburen küstahlık diyeyim bari) var malum. İşte bu küstahlığı ve bencilliğiyle çoğu hayvanın olduğu gibi, fillerin de neslini tehlikeye sokmaktadır. Her yıl fildişi avcılığı yüzünden yüzlerce fil öldürülmektedir. Ve bir filin öldürülmesi demek,  liderlik ettiği ailenin de hayatının tehlikeye girmesi demek. Çünkü yaşamsal deneyimleri onlara aktaracak kimse kalmıyor, besin ve su kaynaklarına ulaşmakta, yol bulmakta ciddi tehlikeler yaşıyorlar.

Bu noktada yapılması gereken en önemli şey, fildişi avcılığına çok büyük cezalar ve yaptırımlar getirilmesidir. Ve daha da önemlisi fildişi talebinin ortadan kalkması, ki bu da ancak insanların duyarlı olmasıyla sağlanabilir.  İnsanoğlu başka türlere göz dikmeyecek artık bir zahmet! O türler siz evinize süs yapın diye var değiller! Dünyayı güzelleştirmek ve doğal dengeyi sağlamak için varlar. Sen fildişi mobilyalarınla komşuna hava atacaksın diye, güzelim hayvanların niye nesli tükensin ya?!

Fillerin karşı karşıya olduğu bu tehlikeyle mücadele eden bir oluşum keşfettim. İzlediğim "Vahşi Yaşam" isimli bir belgeselde, "Filleri Kurtar" (Save the Elephants) adlı bir organizasyon olduğunu öğrendim. Kenya'daki fildişi avcılarıyla mücadele ediyorlar. Ayrıca insanlara fillerin neslinin tehlikede olduğunu ve önlem alınması gerektiğini anlatıyorlar. Yani filler için uğraş ve emek veren insanlar- ne güzel ki- var.

Filleri rahat bırakın efenim. Dediğim gibi, onlar dünyayı güzelleştirmek için varlar ve özetlemek gerekirse şunu diyebilirim ki; tanısanız çok seversiniz yav.

        Kaynak:

·       http://www.elephantvoices.org/elephant-sense-a-sociality-4/elephants-are-socially-complex.html

·       https://twitter.com/ste_kenya