Baz istasyonları ve çöp evler

22.05.2015 18:07:55
A+ A-

Öncelikle belirtmeliyim ki bu yazı Türkiye’ye özel yazılmış değildir; tüm dünya çapında yazılmış, genel, evrensel bir yazıdır; sağlık yazısı değildir ve genelde felsefe, özelde ise hukuk felsefesi yazısıdır.
 
İlk Çağ’da, Orta Çağ’da ilkel toplumlarda bile hukuk beş duyu üstüne yani algılanan şeyler üstüne kurulu olmuş olmasına karşın yine de herşeyi ve kesin adaleti; algılanan yani duyu organları ile kanıtlanan şeylere indirgememiş ve duyu organları ile algılanamayan doğa üstü varlıkları kapsamına, içeriğine ve amacına almıştır. Günümüzde yani sözde uygar, sözde çağdaş dünyada ise genel olarak hukuk; doğa üstü güçleri dışlamış ancak onların yerine felsefeyi, bilimi, düşünürleri, alimleri, bilgeleri de geçirmediği için yalnızca egemen ülke güçlerinin kapsamına, içeriğine ve amacına verilmiştir ve hukuk, mutlaklık özelliğini yitirmiştir ve yalnızca göreli, anlamsız, tutarsız, keyfi, rastlantısal bir emirler (buyuruklar) dizisi olmuştur. Çağdaş hukuka mutlaklığı felsefe, bilim, düşünürler, alimler, bilgeler verecektir; yoz siyasal demokrasiyi yok etmek pahasına da olsa. Tarih bunu gösterecektir çünkü bu böyle gitmez.
 
Televizyon haberlerinde görüyoruz; insanlar sokaklarındaki, semtlerindeki, mahallelerindeki baz istasyonlarından şikayetçi oluyorlar ancak tın yok.
 
İnsanları sevdikleri ile konuşturmayı, görüştürmeyi, buluşturmayı erdem olarak getiren Gsm şirketleri de anlaşılan ki insanların ve sevdiklerinin sağlıklı olarak buluşmalarını umursamıyorlar. Bir devlet tutarsız ise hükümetleri de tutarsız olur yani bilimsellik dışı ve vicdan dışı yani bilimden ve felsefeden ruh, mantık, duygu olarak uzak, yoksun olur. Bir devlet; felsefe, bilim, ahlak, vicdan, insanlık, evrensellik üstüne yani düşünürler, alimler, bilgeler üstüne kurulmamış ise tutarsız demektir. Tutarsız bir devletin hükümeti tutarsız, hükkümetinin yaptığı hukuklar, yasalar da tutarsız olur. Balık başdan(baştan) kokar, örneklemesi gibi yani.
 
Baz istasyonları, cep telefonları sağlığa yararlı mı, zararlı mı; bunu konuşmayacağım burada. Bu konuyu başka yazımda anlatacağım. Bu yazımın konusu felsefe ve hukuk.
 
Evet; yerleşim yerlerindeki baz istasyonlarının kaldırılmasını isteyen insanların bu isteklerini hiçe sayanlar ve hiçe sayan hukuklar neden ise; apartmanlarındaki ya da sokaklarındaki çöp evleri şikayet eden insanları hiç kırmıyorlar ve hemen isteklerini yerine getirip çöp evleri boşaltıyorlar.
 
İnsanlar çöp evlerden burunları yolu ile yani koku alma organları ile rahatsız oluyorlar diye çöp evleri boşaltanlar neden; akılları, bilgileri, kültürleri yani beyinleri yani ruhları yolu ile ve bedensel sağlık gerekçeleri ile baz istasyonlarından şikayetçi olduklarında hukuk, adalet, yetkililer neden gereğini yapıp yerleşim yerlerindeki baz istasyonlarını boşaltmıyorlar? Çöp evlerden para kazanılmadığı ve baz istasyonlarından yüksek paralar elde edildiği için mi? Yani duyu organları yerine akıl ile şikayetçi olmak; hukuka uygun değil mi? Hukuk dışı mı?
 
Öyle ise çöp evlere de dokunmayın kardeşim, değil mi? Yani burada bir yöntem sorunu sorunu yani felsefe sorunu var. Bunu siyasetçiler ve yoz demokrasiler görmezden gelseler de hiçbir gerçek hukuk ve hiçbir bilim görmezden gelemez. Tavşan kaç, tilki tut; yoz siyasetde, yoz demokrasi de olsa da gerçek hukukda ve bilimde olmaz. İşte hep bu yüzden diyorum ki ülkeleri siyasetçiler değil bilim, felsefe, düşünürler, alimler, bilgeler yönetsin. Halkın oyu; üniversite, bilim, felsefe, adalet değildir. Bu göz boyamaya, bu aldatmacaya bilim, vicdan ve insanlık adına bir son verilmeli artık; tıpkı Orta Çağ’a son verildiği gibi.
 
Evet; çöp ev-baz istasyonu ilişkisi; mutlak olmayan, mutlaklık yani felsefe, bilim, vicdan özelliği bulunmayan hukuk ilişkisine, hukuka ve demokrasiye yani sözde demorasiye somut bir örnektir.
 
Ülkelerin, hukukların, yetkililerin ve sözde demokrasilerin bu konu düşünmelerini isterim.
 
Hukuk; ‘Ben yaptım, oldu’ demek ile olmaz; mutlaklık ile yani felsefe, bilim ile yaratılmak ile olur. Ona bakılır ise en zalim hükümdarların bile hukuku vardır.
 
Telefon ile görüşelim ancak sağlımızı yitirmeden ve ülkelerdeki sağlık bakanlığılarının (bakanlıklarının) neden kurulduklarını düşünüp.
 
Necdet Gürçiftçi
Patentsiz, dinsiz, yerli üretim bir Türk-Türkiye bilgesi
İnternetde yayınlandığı zaman: 20 mart 2013/07.00