BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM

03.07.2014 01:24:58
A+ A-

  İlkokul öğrencisi olduğum zamanlara gittim birden. Yemyeşil, cennet gibi bir vatana sahip olduğumu, üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemin dünyanın bütün ülkeleri tarafından  kıskanıldığını düşündüğümü hatırlıyorum. Herhalde kendi kendime düşünmemişimdir bütün bunları. Eğitim sistemi ve ailem  şekillendirmiştir düşüncelerimi.

  Yıllar sonra bunun gerçek olmadığını fark ettiğimde hayal kırıklığımla başbaşa kaldığımı hatırlıyorum. Gerçek, Dünya Sağlık Örgütü'nün açıkladığı gibi berrak ve bilimsel oysaki: Gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen yeşil alan ortalama 20 metrekare iken Türkiye'de 1-9 metrekare civarında değişmekte.

  İnşaat, inşaaat, inşaaat... Bina, bina, bina... Kesilen ağaçlar, yapılan AVM'ler, siteler, köprüler, havalimanları, oteller,rezidanslar, kentsel dönüşüm, çılgın projeler...  

  Ruhu olmayan beton kentler... Sürekli değişen, oksijeni azaltılan, nefes alamayan, kimliksizleşen kentler... İnsanların AVM'ye gitmek dışında fazla alternatifi olmadığı kentler...

  Lunaparklar şehrin simgelerindendir. Biz lunaparkları daha cazip yerler haline getireceğimize, ya lunaparkları kaldırıp yerine başka şeyler yapıyoruz ya da lunaparkları demode halleriyle başbaşa bırakıyoruz.

  Şehirlerdeki tarihi evleri, binaları, camileri, kiliseleri daha da güzel kılacak restorasyon çalışmaları yapmak yerine onları ya köhne halleriyle bırakıyoruz ya da tarihi yapıyı öyle bir restore ediyoruz ki yapının doğal güzelliğini, tarihi dokusunu hiçe sayıyoruz. Tarihi yapıların yanına yöresine yapılan rüküş, zevksiz, modern adı altında bize dayatılan binaları saymıyorum bile.

 Parklar, şehirlerin hem oksijen merkezleri, hem onurları, hem güzellikleridir. Beton yapıların arasındaki doğa nimetleridir ağaçlar, çiçekler. Dünyanın pek çok yerinde de, insanların ağaçların gölgesine sığındıkları yerlerdir parklar. Bizdeyse neredeyse parka gitmek demode oldu. AVM'ler dururken park da ne ola ki? Kışın ısınırsın, yazın serinlersin AVM'lerde. Medeniyet dediğin AVM olsa gerek. Onlar yokken biz  hiçmişiz mirim!

  Müzeler, kültürün taşıyıcısı, medeniyetin göstergesidir. Peki bizde müzeler nasıl, müzelere ilgi nasıl? Kime sorarsan sor sana Topkapı Sarayı Müzesi diyecektir. Başka? Bir ülkede, üstelik de kazılan her yerde tarihin fışkırdığı bir ülkede kaç müzemiz var? Sadece 295. ABD'de 17500, Almanya'da 6501,İngiltere'de 1850... Müzeye gitmek de ne ola ki? Ayy ne sıkıcı? Biz AVM'ye gidip alışveriş yapalım en iyisi.

 Tiyatrolar bir şehrin olmazsa olmazıdır. Medeni ülkelerde, sanılanın aksine, devlet tiyatrodan desteğini kesmez. Bizde  tiyatro salonları Batılı ülkelerle kıyaslanamayacak kadar az. Tiyatroya gidenlerin ne kadar az olduğunu söylemeye gerek var mı? Tiyatro mu, bale mi, opera mı? Bayar bizi. Biz en iyisi AVM içindeki bir sinemaya gidelim.Daha eğlenceli değil mi?

  Kütüphaneler gelişmiş ülkelerde çok önemli bir yere sahip. Hatta kütüphaneler dünyanın pek çok yerinde özel olarak tasarlanıyor. Kütüphane mi? Hangi devirde yaşıyoruz? İzbe, karanlık, kötü kokulu yerlere gidip de ne yapacağız? Ne kadar banal. Biz internetten aradığımız her şeyi buluruz. Yüzyıllardır saklanan kitapları görsek ne olur, görmesek ne olur?

  Bütün medeni ülkelerde sokaktadır yaşam. Sokaklar, meydanlar insanlarla dolup taşar. Bizde sokaklar ikinci plandadır. Sokak pis olabilir, evimiz pis olamaz; sokak çukurlarla dolu olabilir, daracık olabilir, çirkin görünebilir;evlerimiz geniş olmalı, güzel olmalı. Ayy, ruhumuz daraldı, bu ne biçim konu. Hadi AVM'mize gidelim.

  Zaten şehir dediğin AVM demektir. Hayat, alışveriş yapmak demektir. Ya para yoksa? O zaman da AVM'de vitrinlere bakarız. Bak ne çok alternatif var şehrimizde.

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.