Bir Kentsel Dönüşüm zaferi

24.01.2015 10:21:42
A+ A-

“Sürekli söyledikleri halk istemezse yapmayız sözünün üstüne şunu söylemek istiyorum: Biz nerenin vatandaşıyız? Bu halk burada yaşamıyor mu? Türkiye vatandaşı değil miyiz biz? Halk derken kimi kastediyorlar? Bunu bir türlü çözemiyoruz.  Gerçekten samimilerse yine söylüyoruz: Biz hem halkız hem de hak sahibiyiz!”

Çayırova Belediyesi ve TOKİ işbirliği ile Emek ve İnönü Mahallerinde uygulanmak istenen kentsel dönüşüme karşı örgütlenen mahalleli 6 yıllık sürecin sonunda projeyi iptal ettirdiler. Eylemler yaptılar, gözaltına alındırlar, yok sayıldılar. Ama yine de evlerini yıktırtmadılar.  Kentsel Dönüşümle Mücadele Derneği Başkanı Murat Koca ile halkın zaferiyle sonuçlanan bu sürecin detaylarını konuştuk.

Buraya nasıl yerleştiniz? Buraya evlerinizi yaparken nasıl zorluklar yaşadınız?

Buraya 1992’de geldim. Buraya geldiğim zaman ne elektriğimiz vardı ne suyumuz vardı. 1994’de evlendim. Evlendiğimiz zaman bu derede köprü bile yoktu. Eşim buraya gelinlikle geldiği zaman suya girmesin diye tuttuk kucakta karşıya geçirdik.  Gelinlik kiralıktı o yüzden kirlenmesin diye kucakta karşıya geçirdi. Her birimiz Anadolu’nun ayrı yerlerinden geldik buraya. Her birimiz farklı zorluklar çektik. Varımızı yoğumuzu sattık ve burada bir yaşam alanı yarattık. Burası 1994’de ilk belediye olduğu zaman benzin parasını biz verdik, iş makinesini belediye başkanı verdi yol yapmak için. Elektrik direklerin Akse Köyünden gidip kendimiz getirip elektrikleri öyle döşedik. O zamana adar çok zor şartlarda buraları aldık. İnsanlar çoluğunun çocuğunun rızkını bu evlere yatırdılar.

Kentsel Dönüşüm süreci nasıl başladı?

2012’de sel felaketi oldu burada. Bu sel felaketinden dolayı ben defalarca dilekçe yazmama rağmen başka mahallelerin yolları yapılırken buranın yolları hep sorunluydu. Bizim yollarımız da yapılsın diye hem il hem ilçe belediyelerine dilekçe verip, telefonla da aramama rağmen bir gelişme olmadı. 2010’da İçişleri Bakanlığına dilekçe yazdım şahsım adına. Ve yazdığım bir dilekçe bana beş dilekçe olarak geri döndü. Çayırova Belediyesi 2012 için bizim yollarımızın yapılmasını planlamış. 2012’ye girdiğimiz zaman ben bir dilekçe yazdım, yollarımız yapılacaktı diye. Aldığımız cevap şuydu: Bölge kentsel dönüşüm planına dahil. 2009’da Kentsel dönüşüm kararı alınmış, bizim ise 2012’de haberimiz oluyor. Peki, bize sormadan neden böyle bir karar alınıyor diye sorduk. Devlet bunu sizin yararınıza yapıyor cevabını aldık.

Dernekleşme süreciniz nasıl gerçekleşti?

Bu gelişmelerin üzerine 17 kişi ile dernek kurduk. Sonraki aylarda elli altmış kişiye ulaştık. Derneğin kurulma fikri diğer kentsel dönüşüm bölgelerinde dernek kurulduğu ve yürüyüşler düzenlendiğini görünce ortaya çıktı. Hukukçularla konuştuk. Onlarda bir dernek oluşturursanız daha kolay mücadele edersiniz dediler.  Şu anda derneğe 400 kişi üye. Fakat kimi insanlar derneğe üye olmak istemiyorlar. Çünkü derneğin beş lira aidatı var. Bu ne kadar küçük bir rakam gibi gelse de buradaki insanlar için inanın çok önemli. Bir akşam misafirliğe gitseniz, önünüze peynir zeytinden başka bir şey koyamayacak insanlar. Zaten bizim evlerimizi bu şekilde elimizden alırlarsa bizi diri diri mezara koyarlar.

Belediyeden ve diğer yetkili kurumlardan talebiniz ne oldu?

Bizim öncelikli isteğimiz bize bilgi verilmesiydi. Biz süreçten haberdar olmayı istedikçe onlar kapıları yüzümüze kapattılar. Belediyelerle görüştüğümüzde sizinle ilgili protokol yok dediler. Sonra bizimle ilgili protokol hazırladıklarını gördük. Bizde 690 dilekçeyle bilgi edinme kanuna dayanarak 6 Mart 2013’te Çayırova Belediyesine dilekçe yazdık. Bize bir ay önce utanmadan sıkılmadan altında imzası olan protokolden habersiz gibi davranıp, bir ay sonra bize bu kararın Büyükşehir Belediyesinden geldiğini söylediler. Büyükşehir Belediyesi ile görüştük. Onlar da Çayırova Belediye başkanın onlara halkla birebir görüştüğünü ve bölgedeki halkın buna razı olduğunu söylemesi üzerine bu karar çıktı dediler. İki belediye arasında mekik dokuduk anlayacağınız. Belediyelerin görevi sosyal hizmet yapmaktır; bizim evlerimizi yıkıp yeniden bize satması değildir

Size bu süreçte nasıl bir teklifle geldiler?

Üç sene önce benim daireme 50 bin lira vereceklerini söylediler. Yeni dairelerin fiyatını sordum: 200 bin lira. Kalanı borç olarak bizim sırtımıza yüklüyorlar. Burada ruhsatı olmayan bir sürü insan var. Bu insanlar ne yapacaklar. Bu insanların hem evlerini yıkacaksınız hem de onları borçlandıracaksınız. Bu insanlar az önce söylediğim gibi 5 lira dernek aidatı ödeyemiyorlar.  Biz bunu kabul etmedik. Meclis toplantılarına katıldık, sıkıntılarımızı anlatırdık. Her seferinde halk istemezse yapmayız dediler. Biz de kapı kapı dolaştık. 490 dilekçe imzaladı insanlar bu projeyi istemiyoruz diye.

Peki dava kronolojik olarak nasıl ilerledi?

Bizi hukuk komisyonuna sev ettiler. Komisyonda derdimizi anlattık. Madem siz istemiyorsunuz biz de yapmayacağız dediler. Ama biz çıktıktan sonra komisyonda ağırlıklı olarak AKP’li üyeler olduğu için oy çokluğu ile bu projeyi komisyonda kabul ediyorlar.  Meclis salonunda 100 kişi, dışarıda 300 kişiydik. Çevik kuvvet getirdiler yine o zaman. Proje oy çokluğu ile geçince bunu mahkemeye sevk ettik. İdari mahkemesi uyuşmazlı olduğu için bilir kişi tayin etti. Bilirkişinin incelemesi sonunda bu projenin bu şekilde uygulanamayacağı oy birliği ile kararlaştırıp idari mahkemesine havale edildi. İdari mahkemesi projenin iptali için oy birliği ile karar aldı. Çayırova Belediyesi buna itiraz ederek, bir üst mahkemeye, Sakarya’ya temyiz etti. Sakarya’da belediyenin itirazını reddetti. Tekrar idari mahkemesine geldi ve idari mahkemesi bu projeyi iptal etti. Karar duruşmasına gelindi ve bu proje tamamen iptal edildi.

Artık proje tamamen iptal edildi. Tüm bu süreçte yaşadıklarınızı nasıl yorumluyorsun?

Yetkili kişiler bizim hayatlarımız üzerinden karar almadan önce kendileriyle bizi kıyaslasınlar. Bizim çocuklarımız nasıl okuyor, onların çocukları nasıl okuyor; bizim ailelerimiz nasıl yaşıyor, onların aileleri nasıl yaşıyor. Gelsinler iki ay burada yaşasınlar sonra bizim hakkımızda karar versinler. Biz çıktık bu yola asla dönmeyiz. 27 Ekimde Kocaeli Belediyesine gittiğimizde çevik kuvvet karşımızdaydı. Bizi göz altına aldılar. Benim 15 yaşında çocuğumu göz altına aldılar. İsterse bugün götürüp assınlar, kessinler. Biz emeğimizden de evimizden de vazgeçmeyeceğiz kesinlikle.

Yetki sahibi kişilerden destek aldınız mı? Halka verdikleri sözleri tuttular mı?

Üç tane parti var Çayırova Belediyesi Meclisinde: 3 SP, 7 CHP, 21 tanesi AKP’nin üyeleri. Biz 2014 Belediye seçimleri öncesi bütün başkan adaylarını bu projeyi yapmayacaklarına dair bir taahhütname imzalatmak için davet ettik. AKP’nin adayı gelmedi. Daha sonra seçim öncesi derneğimize geldi ve halkın istemediği taktirde bu projeyi hayata geçirmeyeceğini söyledi. Bizim bildiğimiz söz namustur. Geldi söz verdi yapmayacağım dedi. AKP’nin adayı Şevki Demirci seçildikten sonra bir çiçek alıp hayırlı olsuna gittik. Ve bu proje yürütülürken yapılan yanlışlara bir son verelim. Bu projeye dair hakkımız olan bilgileri edinelim. Ama orada da söz vermesine rağmen yine sözlerini yerine getirmediler. Oylamaya sundukları şey hukuksuz dahi olsa oy çokluğu ile geçiriyorlar. Sürekli söyledikleri halk istemezse yapmayız sözünün üstüne şunu söylemek istiyorum: Biz nerenin vatandaşıyız? Bu halk burada yaşamıyor mu? Türkiye vatandaşı değil miyiz biz? Halk derken kimi kastediyorlar? Bunu bir türlü çözemiyoruz.  Gerçekten samimilerse yine söylüyoruz: Biz hem halkız hem de hak sahibiyiz!

Gazi Kılıçınoğlulları diye bir yer var bölgemizde. On yedi dönümlük bir arazi. Burası için de kentsel dönüşüm kararı vardı. Tek dilekçe ile kentsel dönüşüm ile çıkardı. 730 kişi biz ha sahibi olarak iki sefer üç sefer dilekçe yazdık. 730 kişi bir kişi yapmıyoruz demek ki. O kişinin 17 dönümlük yeri var, bizim 310 dönümlük yerimiz var. Yani bu hukuk nasıl işliyor gerçekten merak ediyorum.

Dernekleşme sürecinde nasıl sıkıntılar yaşadınız? Mücadelenizi baltalamak isteyenler olmuştur mutlaka…

Dernekleşme ve örgütlenme sürecimizde sürekli bir taraf olduğumuza dair suçlamalarla geldiler. İllegal olduğumuzu söylediler. Hükümet karşıtı olduğumuzu söylediler. Oysa biz yaşam alanlarımızın gasp edilmesine karşıydık. Biz hiçbir partinin ya da kurumun yanında ya da karşısında değiliz. Buradaki insanlara da söyledik: Gidin bu projeyi yapmak isteyen insanlara sorun bizim elimize ne geçecek diye. Eğer tatmin eden bir cevap alırsanız gelin bu derneği kapatalım. Sizinle birlikte buna imza atalım. Ama belediyeye giden herkes tatmin olmadığı için dönüp derneğe üye oldu.  Kararlı olduğumuzu gösterdik. İnsanların güvenini kazandık. Zamanlama insanlar derneği kabullendiler ve birlikten güç doğacağını gördüler. Biraz da insanları korkutmuşlar.  Bir yürüyüşten bile çekiniyorlar ki; su sıkarlar üstümüze, göz altına alırlar, cop vururlar. Bir belediye başkanı bizi karşısına alıp dinlemiyor bile. Ama bizim karşımıza istedikleri anda beş yüz tane bin tane polisi dikebiliyor. İşte bunu anlamıyorum.

Dava halkın lehine sonuçlandı. Sizce bundan sonra ayak direrler mi?

Ve bu mahkeme sonucunda davayı kazandık. Bunu kutlamak için bir yemek organizasyonumuz var.

Şimdi belediyenin bir ay içinde danıştaya gitme hakları var. Ama dört mahkemeden sonra hala diretirlerse artık hiçbir iyi niyetlerinin olmadığı iyice ortaya çıkacak. Halk şu an kazandı, emek kazandı. Olur, da danıştay bunu bozarsa, tekrar buraya bu projeyi yapmaya kalkarlarsa; ben mahkemede de söyledim: bunu anca benim mezarım üzerine yaparlar. Mal meraklısı değiliz. Emeğimizi koyduk biz evlere. Emek demek namus demektir. Namus da öyle kadının üzerine yüklenen namustan söz etmiyorum. Namus emektir, evindir, ahlaklı çalışmaktır. Onlar yaşam alanlarımıza saldırdıkça,  geleceğimizi tehdit eden yaklaşımlarda bulundukça biz daha sıkı savunacağız kendimizi. Göze alıyorlarsa tekrar danıştaya gitsinler. Biz yine mücadele edeceğiz, yine kazanacağız ve yine böyle zaferimizi ve birlikteliğimizi kutlayacağız.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.