Bitkilerin de canı yok mu!

04.07.2014 22:36:12
A+ A-

Kendi türünü, farklı kimlik inanç ve politik sebeplerden ötürü rahatlıkla katleden Ortadoğu ve Anadolu coğrafyasındaki insan merkezli yaklaşıma, hayvan katliamı ve sömürüsüne karşı çıkan, ismi gibi sürekli yanlış bilgi ve anlayışlarla çarpışmak zorunda olan yeni bir mücadele alanı gelişip serpiliyor; Vejetaryenlik ve Hayvan Özgürlüğü mücadelesi. 40 yıllık bir mücadele geçmişi olan ALF'nin artık Türkiye'de de yaptığı eylemlikleri duyar olduk. Keza hayvan özgürlükçülerinin kurban bayramı eylemleri sirk protestoları da son zamanlarda sosyal medya da yer edinmeye başladı. Haberlerin altında ki küfür ve hakaretlerin yanında sirk protestolarında özel güvenlik ve sirk sahiplerinin de saldırıları da bu yolun zorlu olacağını gösteriyor.
Yukarda ki mücadele alanlarının yanında birebir tartışmalar da hayli yoğunlaşmış durumda.
 Çeşitli yaptırımlara ve etik kaygılara rağmen kendi türünü katletmekte bile sakınca görmeyen bu coğrafya insanına hayvan özgürlüğü mücadelesinden bahsetmek ve tartışmak hiç şüphesiz ki büyük bir sabır ve imanın yoğrulmasıyla katlanılabilir bir hale gelebilir. Bu tartışmaları her ne kadar yaşamın her alanında görmesek de bir avuç insandan bir kısmının arkadaşım olmasından kaynaklı ara ara bu tartışmaların birer izleyicisi bazen de katılımcısı durumunda oluyorum. Her ne kadar kendi iç tutarsızlığımdan hareketle vejetaryenlik yaşamım kesintilerle sürse de bu tartışmaların en gülünç noktalarından biri üzerine Dr. Steve Best'in yazdıklarına bakmakta fayda var: "Ama bitkilerin de canı yok mu?"

"Bu odadaki kaç vejetaryen bu argümanla karşılaştı? Kaç tanesi güya vejateryen ikiyüzlülüğünü kesin bir dille reddettiğine emin olan asık bir surata boş boş baktı?

Bu odadaki bitki katillerine yazıklar olsun! Buradaki her mide bir mezarlık, değil mi? Yanlış!

Elbette, bitki hayatı ile ilgili söylenenler aslında hayvanları öldürmek için transparan bir meşrulaştırma aracı, birden bire etçiller hayata değer vermeye başlıyorlar!

Burada söz konusu olan hayvanları ve bitkileri yemek arasında sanki önemli bir fark yokmuş gibi davranmak, sanki bir bitkiyi yemek o bitkiyi "öldürmek"miş gibi; hayvanları yemek bitkileri yemekten farklı olmadığına göre, o zaman hayvan yememizde bir sorun yok.

Bitkilerde bir derece duyarlık vardır; dokunma ve müzik gibi bazı uyarıcılara tepki verdikleri görülüyor; ama bütün gün müzik çalsa bitkilerimin büyüyeceğinden emin değilim açıkçası.

Bitkiler ve hayvanlar arasındaki farklar ve birini veya diğerini yemek konusunda net olalım.

Öncelikle, bitkiler hayvanlar gibi acı veya zevk hissetmezler; merkezi bir sinir sistemleri ya da beyinleri yoktur; bir kuzunun boğazını kesmekle, bir domuza elektroşok vererek öldürmekle ya da bir civcivin gagasını koparmakla bir elmayı dilimlemek aynı şey değildir.

İkincisi, bitkilerin ayakları yoktur, özgür dolaşma gereksinimi yoktur; bitkiyi bir kovaya koyduğumuzda onu bir şeyden yoksun bırakmış olmayız; bir hayvanı kafese tıkmakla aynı şey değildir.

Üçüncüsü, bitkiler kompleks sosyal bağları olan sosyal varlıklar değildir; bir bitkiyi hayvanların ailelerinden koparılıp yetiştirilmesi gibi izole şekilde büyütmek ona acı vermez.

Dördüncüsü ve en önemlisi, bitki-temelli bir beslenme biçimi ekolojik olarak doğru bir seçimdir oysa ete dayanan bir beslenme biçimi ekolojiye zarar verir; hayvan eti yemeye dayanan beslenme biçimi sayesinde küresel et kültürü toprağı, suyu, doğal kaynakları ve yağmur ormanlarını mideye indiriyor.

İkiyüzlü olanlar aslında etçiller; çünkü etçiller sadece hayvanları tüketmekle kalmıyor bir yandan da vejetaryenlerden daha fazla bitki tüketiyor; çünkü hayvanlar büyük oranlarda ot, tahıl ve tohum yiyorlar. Bir dönüm arazide vegan beslenme biçimiyle 20 kat fazla insan beslenebilir."

Geçenler de sol sosyalist bir haber sitesinde gördüğüm "vejetaryenlere kötü haber" başlığının altında yukarda ki argümanları sunup "bitkilerin de canı var" tezini destekler bir haber paylaşmaları Türkiye sosyalistlerinin de hayvan özgürlüğü ve vejetaryenliğe ne kadar sığ baktıklarının bir göstergesi. Yeni mücadele alanlarından olan homofobi ve cinsiyetçiliği anlama zamanları her ne kadar uzun sürdüyse de umarım hayvan özgürlüğü ve vejetaryenliği daha kısa süre de kavrarlar. 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.