CED Raporu sürecinin Çevre Etki Değerlendirmesi de yapıldı

13.01.2015 10:59:13
A+ A-

Endüstriyel işletmelerin kuruluşu için alınması gereken en önemli ‘izin’ ÇED raporunun sonucunda verilmektedir.  Bu rapor, işletmenin planlanan yapısını, üretim süreçlerini ve bu süreçler sonunda ortaya çıkacak etkilerin çevre ile ilişkisini açıklayan kapsamlı tanımları içermesi gereken önemli bir belgedir.

Faaliyetleri hakkında ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) raporu alınan işletmeler çevreye zarar vermeyeceğini taahhüt etmiş olmaz!  Bu rapora sahip olmak, o işletmenin çevreyi kirletmediği anlamına da gelmiyor.

Eğer böyle bir anlam çıkacak olsaydı; ÇED sürecinin uygulandığı hiçbir işletmenin çevreyi kirlettiğinden yada kötü etkiler ürettiğinden söz edilemezdi.  Aksine, çevremizi saran endüstriyel işletmelerin neredeyse hepsinde bir ÇED raporu bulunduğu halde, çevre kirleniyor ve bu işletmelerin kötü etkileri, hem çalışanları hem de yakın çevresinden başlayarak tüm toplum, hatta bütün varlıklar üzerinde zararlar vermekte!

Öyleyse ÇED raporu sağlıklı bir işletmeyim demek için tescil aracı değil ama etkilerin en aza indirilmesi açısından ‘kötünün iyisi’ sayılabilecek bir uygulama.

* * *

ÇED, işletmelerin süreçlerini iyileştirmek için işleyen bir süreç ama birinin ona da ‘iyilik’ yapmasında fayda var: ÇED raporlarının alınmasını da bir süreç olarak ÇED raporu alması gereken bir işletme gibi düşünmeliyiz.  Bu süreci nasıl iyileştirebiliriz.

İşletme proseslerinin oluşturulması, proseslerin ürettiği değerlerin belirlenmesi, rapor başvuru dosyasının hazırlanması, görüşlerin incelenmesi, inceleme sonuçlarının tebliğ edilmesi, ilanlar, postalanan tebligatların yerine ulaşması, bilgilendirme toplantıları, itirazlar, bilirkişi incelemeleri, rapor için gerekli diğer belgelerin toplanması, nihai raporun ortaya çıkması ve ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ‘Bakanlık Onayı’nın verilmesi.

İşte bunların hepsini; hem vatandaşın, hem de ilgili kurumların takip edebilmesinde fayda var.  ÇED sürecini takip ettiğim bazı işletmelerde ilgili kurumlar ile görüşmelerimde ne kadar sorunlu bir iletişim yaşandığının bizzat şahidiyim.  Bu iletişimsizliği ve ‘kişisel inisiyatifler’ ile bazı belgelerin erişimine engel olunmasını çözmenin en kolay yolu, ÇED raporlaması işinin tümüyle İNTERNET ORTAMINDA yapılmasıdır.

TARIM ALANLARI MODERN YAŞAMIN KAYNAĞIDIR!
Eğer insan, bir yaban hayvanı gibi dağ tepe dolaşıp av beşinde koşmuyorsa bunun tek sebebi tarımdır. Tarım alanları yok edildiğinde azalan gıda kapasitesinin insan davranışlarında oluşturacağı en önemli etki SALDIRGANLIK olacaktır!

8 Ocak 2015 tarihinde Tekirdağ Büyük Şehir Belediyesi tarım konulu bir danışma toplantısı düzenledi. Bu toplantıda tarımsal üretimin belediyece desteklenmesi, verimi yükseltme çalışmaları yapılması, katma değeri yüksek ürünlerden seracılığa kadar çeşitli konular ele alındı.

ARTIRMAK ile ilgili çok şey konuşuldu ama EN ÖNEMLİ konu olan tarım alanlarının AZALMANIN önüne nasıl geçileceği konuşulmadı. Aradan 45-50 yıl geçti, o yıllarda tarım alanlarının ortasında sanayi bölgesi kurmak gibi bir absürtlüğü proje diye sunup alkış alanlar ya öldü, yahut emekliliklerinin sıkıntısı ile bulmaca çözüyor. Onlar bulmaca çözüyor ama önümüzde çözümü imkansız bir garabet var ve her geçen gün büyüyor! Çerkezköy – Çorlu – Lüleburgaz üçgeninde, Muratlı’ya ve Marmara Ereğlisi’ne kadar uzanan bir coğrafyada yoğunlaşan, Trakya’yı, Marmara’yı ve daha ötesinde ulaştığı her yeri kirleten çarpık sanayileşme İMAR PLANLARINDA ONAY VERENLER eli ile tarım topraklarını yağmalamaya devam ediyor! Bu yağmayı önceleri sadece belediyeler yapıyordu diyebiliriz ama Çevre ve Şehircilik Bakanlığını kuran hükümet de 17 Ağustos 2011 tarihli 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ruhsat izni verme hakkına ortak oldu. Böylece yağmanın sorumluluğunu belediye ve bakanlık paylaşmış oldu! Uyanık girişimciler de siyasi hizip kültürünün çürümüş çarklarının arasında yolunu daha rahat bulduğu bir yapı oluşturdular.

Siyasetçilerin rantın ve yağmanın acentaları gibi davrandığı bu çarpık düzende izin meselesini fazla takmayın, belediye vermezse bakanlık nasıl olsa verir mantığı hakim oldu.

Bu karamsar ortamda Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu, Kırklareli Barosu işbirliği ile Kırklareli ilinde uzun soluklu bir toplantı yapıldı. CED süreçleri masaya yatırıldı. Bu toplantıda CED’İN CED’İNİ YAPTIK. (Bu konuyu bir sonraki yazıda ayrıntıları ile aktaracağım)

ÇED RAPORLARI ELEKTRONİK ORTAMA TAŞINMALI:
Böyle bir süreç; hem ŞEFFAFLIK açısından, hem ilgili kurum ve işletme sahipleri açısından, hem de işletmenin etkilerini RAHATÇA SORGULANMASI ile ilgilenen kişi ve kurumlar açısından çok daha faydalı olur.  İşletmeci de yaptığı işi ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi’ açısında herkese açıklayabilir.  (Yada açıklamak zorunda kalacağı için çok daha titiz bir proje çalışması yapar.)

Elektronik ortama geçilmesinin ÇEVRESEL bir avantajı da; posta ve kargo servisleri eliyle şehirden şehre gezen binlerce sayfalık kağıt yığınlarının ortadan kalkması olacaktır.

İNSAN DEVLETTEN ELEKTRONİK DEVLETE:
E-DEVLET; hem yönetim aşamalarını, hem de bürokrasiyi; insandan kurtarıp, makineye teslim etme sürecinde önemli bir adımdır.  Bilgisayar, bu tür işleri insana göre çok daha iyi yapar.

Türkiye böylece, “ÇED raporu” almış bir ÇED sürecine de sahip olur.
Hep sevgi ile kalın.

Murat SEVGİ
www.twitter.com/MuratSevgi

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.