Cerattepe Direnişi

23.02.2016 01:49:53
A+ A-

Artvin ve Cerattepe bölgesi günlerdir işgal altında... Çevre illerden getirilen güvenlik güçleri, Cerattepe'de nöbet tutan, doğayı, ekosistemi yani hayatı, insanlığın geleceğini savunan Artvinlilere plastik mermi ve gaz ile cevap veriyor. Ne uğruna? Belki 20 belki 30 yıl sürecek bir madencilik çalışması uğruna. Bölgeye madencilik amacıyla kurulacak şirketin yaratacağı ekolojik tahribatın (hemen burada Artvin'de 200'ü endemik olmak üzere 1900 bitki türünün yaşadığını ve bölgenin Doğal Hayatı Koruma Vakfı'nın raporuna göre dünya üzerindeki korunması gereken 200 bölgeden biri olduğunu belirtelim[1]) ve heyelan ve benzeri doğal afetlerin yanı sıra, şirket ekonomik kalkınma, gelir dağılımındaki adaletsizlikler veya istihdam yaratma gibi konularda da bir madencilik faaliyetinden beklenmesi gereken etkiyi yaratmaktan uzakta. Kısacası Cerattepe'de yapılmak istenen tesisin kamuya ve doğaya olumsuz etkilerinin ötesinde ülke ve bölge ekonomisine katkıda bulunacak bir girişim olmadığı da görülmekte.

Gelelim olayın hukuki boyutuna. Cerattepe'deki mücadelenin yaklaşık 20-25 yıllık bir tarihi olduğu biliniyor. YEŞİL Artvin Derneği öncülüğünde 2014 yılında açılan davada mahkeme tarafından daha önce bölgede madencilik yapılmasına yönelik çıkan ÇED olumlu kararının iptali, ve üzerine Danıştay'dan yürütmeyi durdurma kararı da çıkıyor. Fakat Cengiz Holding ve ortakları Haziran 2015'te yeni bir ÇED raporu alıyor ve dava içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Son verilen ÇED raporunun iptaline yönelik dava hala devam ediyor ve henüz bir karar alınmış değil. Yeşil Artvin Derneği'nden Avukar Bedrettin Kalın, mahkemenin keşif kararı verdiğini, inşaatın yapılacak keşiften sonra verilecek karara bağlı olarak başlayabileceğini belirtiyor[2]. Cengiz Holding mahkemenin kesin kararını beklemeden, yapılması gereken keşif bitmeden inşaata başlamak istiyor ve iş makinalarını Cerattepe'ye çıkarmaya başlıyor. Dolayısıyla direniş hukuken de haklı bir direniş. İnsanlar Artvin'in biyolojik çeşitliliğine, doğal güzelliklerine, ekosistemine sahip çıkmakla beraber mevcut hukuksuzluğa karşı da seslerini yükseltiyorlar. Cerattepe Davası'nın şimdiye kadar -yaklaşık 750 kişinin imzasıyla- açılmış en büyük çevre davası olduğu söyleniyor. Ancak Cengiz Holding daha önce verilmiş kararları ve devam eden mahkemeyi tanımayarak hukuku hiçe sayıyor ve bölgede inşaatı başlatmak uğruna Artvin halkına saldırıyor. Üstelik bunu yaparken yalnız değil, devletin kolluk kuvvetlerinin desteğiyle yapıyor.

Cerattepe'de yaşananlar Türkiye'nin geldiği noktayı birçok açıdan fazlasıyla anlatıyor. Sadece Cerattepe'nin bize uzattığı aynaya bakıp, ülkede yaşanan tüm eşitsizlikleri gözlemleyebiliriz. Cerattepe'de göz göre göre hukuksuz bir durum yaşanıyor, çünkü Türkiye'de de hukuk yok. Türkiye'de de hukukun bir bağlayıcılığı kalmadı. Cerattepe'de toprağın altı üstüne tercih ediliyor, güç, rant ve kısa vadeli kazançlar, doğal güzelliklere, korunması gereken bir çevreye, ormanlara, koca bir ekosisteme tercih ediliyor. Daha önce ülke genelinde onlarca örnekte görüldüğü gibi. Cerattepe'de yaşam hakkı için, çevre hakkı için ayağa kalkan insanlar kriminalize ediliyor, üstlerine gaz ve plastik mermi ile saldırılıyor. Orman ve Su işleri Bakanı Veysel Eroğlu, eylemcileri tespit edip gerekli cezayı vereceklerini söylüyor, İçişleri Bakanı Efkan Ala eylemciler için "vurun geçin" diyor. Tıpkı daha önce başta Gezi eylemlerinde olmak üzere Türkiye'nin bir çok yerinde anayasal hakkını kullanıp, çevre ve doğa tahribatına karşı ayaklanan insanlara yapıldığı gibi.

Cerattepe'de yaşananlar Türkiye'de son yıllarda yaşanan tüm hukuksuzlukların, çevre tahribatlarının, neoliberal ekonomi politikalarının küçük bir kopyasıdır. Dolayısıyla halkın direnişi hukuksuzluklara, ranta, talana, çevre tahribatına karşı haklı bir direniştir.

 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.