Cerattepe, HES ve yeşil Artvin

13.03.2016 18:49:26
A+ A-

İki binli yıllar, otuz yedi yıl bir ay çalışarak emekli olmuşum tanrı mesleği öğretmenlikten. Kısmet bu ya bir özel okuldayım bu kez. Önle teneffüsü olmuş yeni okulumun bahçesinde dinleniyorum. Ilık bir eylül ortasındayız.  Müdürümüzle takım elbiseli, kır saçlı, kravatlı bir bey çıkıyor okulun kapısından bahçeye. Selamlaşıyoruz. Müdürüm tanıştırıyor bizleri. “Müfettiş Şefik bey, hocam müfettişimizi tanıyorsunuz değil mi?” Tebessüm ediyorum. Sayın müfettişim arkadaşımız okulumuzda göreve yeni başladı. Almanya’da öğretmenlik deneyimi var, kendisi Artvinli…”diye beni övüyor. Özel okul ya…deneyimli öğretmenler çalıştıyoruz demek istiyor bir yerde müdürümüz.

Müfettiş bey anlatıyor: “Artvin halkı aydın bir halktır. Eğitim-öğretim sorunlarını yıllar önce çözmüş, okullaşma oranı en yüksek ilimizdir…”Diyor. Evet müfettişimiz bir realiteyi dillendiriyor.

Köyümüzde ilk kez ilkokul bin dokuz yüz yirmili yıllarda yapılmış. Annem uzun uzun anlatırdı, okulun yapılışına büyüklerimizin nasıl canla başla çalıştığını. İlkokula bu büyük beş sınıflı okulda başladım. İkinci sınıfa giderken daha güzel bir okul yapıldı köyümüzde, kalın taş duvarlı. Babalarımızın okulun taşını bir kayayı dinamitlerle patlatarak nasıl okul yerine taşıdığını anımsıyorum. 

Yalnız benim köyümde değil Artvin’in tüm köylerinde okullaşma olgusu genç cumhuriyetin kuruluş yıllarına denk gelir. Artvin halkı okuma seferberliğini kutsal vatan savunması gibi algılamış, kaleme kitaba sarılarak cehalete karşı verilen savaşta hep önlerde uğraşını sürdürmüş aydın bir halktır.

Artvin yurdun kuzey-doğu sınırında bir serhat kentidir. Livane-Çoruh adlarından sonra şimdiki adıyla Artvin ilimizin iki ilçesi Karadeniz kıyılarında kurulmuş, diğer ilçelerini Doğu Karadeniz Sıra Dağları’nın Ardahan, Erzurum illeri tarafında kurulmuş şirin ilçeler oluşturur. Arazi oldukça engebeli ve başta Çoruh Nehri vadisi olmak üzere derin vadilerle paramparça bir bölünme arzeder.

Artvin demek yeşillik demektir. Artvin demek bakir ormanlar, dupduru pınarlar demektir. Artvin demek yemyeşil vadiler içinde nazlı nazlı akan dere ve çaylar demektir. Artvin’in ulu dağlarını tanımak demek, İsviçre dağları ve Avrupa Alpleri’inden daha temiz havası, daha eşsiz güzeylikte manzaraları bünyesinde barındıran dağları görmek demektir. Böylesi tabii zenginlik kaynağa sahip bir ülke yurttaşı olmanın kıvancı içinde olmak demektir Artvin tanımak…Artvin demek Atatürk’ün adını verme şerefine nail olan Atabarı  demek. Artvin demek bir zamanlar dünyanın en hızlı akan nehirlerinden biri olan Çoruh nehri demek.

Şimdi Çoruh üzerinde üç adet dünyanın sayılı barajlarına denk baraj yapıldı. Daha da barajlar yapılıyor, yapılacak Çoruh vadisinde. Bu barajlardan elde edilen elektrik ülkem adına mutluluk kaynağı. Artvinli baraj yapımında ulaşımının zorlaşması, nehir kenarındaki yerleşim yerlerinin sular altında kalmasını normal karşılıyor ülkemizin kalkınması, refah düzeyimizin artması adına.

Artvin’e Rize ilinden gidince Kara Deniz’in en koyu mavi rengini gözlemlersiniz Arhavi ve Hopa ilçeleri kıyılarında. Bir tarafta masmavi, koyu mavi Kara Deniz suları ve deniz kıyısından yükselen dağ yamaçları. Dağların dorukları koyu bulutlarla kaplı çoğu kez. Yamaçlar yeşillik ormanı. Ormanlar gür ve sık yayvan yapraklı ulu gürgenler, kestanelerle, ıhlamurlar…daha  nice ağaç çeşitlerini barındırıyor bünyesinde. Ormanların içine yürüyüş yaparsanız temiz hava ne demektir soluyarak gözlemlersiniz.

Cankurtaran geçidini aşıp Borçka’yı görürsünüz ak köpüklü bir çayın vadisinden yol alarak. Dik araziler ulu ağaçlardan oluşan ormanlarla kaplıdır dağların arka yüzlerinde de. Nihayet Çoruh nehri, Çoruh vadisinden Artvin’e varırsınız. Vadinin bir yamacına kurulmuş meyve bahçeli evleriyle Artvin şehri. Nazım’ın dediği gibi sofra kuracak bir düz alan bulamasınız şehrin kurulduğu yamaç arazide. Döne döne virajlı dar bir cadde ile varılır kentin merkezine.

Yol devam eder daha yukarılara. Ta tepelere, Kafkasör denen düzlüklere varılır ormanlar arasından. Kafkasör’de ilimize has bir barış festivali olan boğa güreşleri tertiplenir. Kadınlı erkekli Artvinliler yurt içi ve yurt dışından akın akın boğa güreşlerini izlemek için  bir araya gelirler.  Yerli ve yabancı turistlerle birlikte bora güreşlerini barış ve güzellikler içinde izlerler. Döner ve çağ kebaplarını yiyip soğuk ayranlarını içerler.

Artnvin’e Ardahan’dan gelenler Sahara iki bin dört yüzleri geçen yüksekliğiyle Sahara Dağı’nın düzlüklerinde il sınırlarımıza girip Şavşat ilçemize yaklaşırlar. Dağlardan kıvrıla kıvrıla geçen yollarla bir ulu ormanları ve Şavşat köylerini görürler uzaktan, yemyeşil iğne yapraklı ormanlar denizi içinde ada ada gözüken köylerimizi. Sağ tarafta Karaköy, Kirazlı Aşağı -Yukarı Koyunlu, daha ilerisinde Meşeli Köyü, Pınarlı, yoncalı, Gürcistan’a komşu Ilıca Köyü gözükür ta uzaklarda. Rakım binli metrelere düştüğünde Kocabey, Yavuzköy, şirin bir köy Düzenli’yi görürsünüz. Hele mevsim ilkbahar sonu yaz başlarıysa bin bir çeşit çiçekler, yemyeşil çimenler, pırıl pırıl bir güneş ve mavi bir gök görür şaşırırsınız. Bu güzellik içinde, dağlardan esen hafif ve serin bir rüzgâr ruhunuzu dinlendirir.  Yeşil çimenler içinde fazla değil otuz dakikalık karşıki dağları seyrederek temiz havayı ciğerlerinize çekerek bir kısa mola ile bile gerçekten dinlendiğinizi hissedersiniz. Adlarını anarsam bu yazının hacminin yetmeyeceği nice güzel köyleriniz var ilçemizde ve ilimizin diğer ilçelerinde.

Tarım, hayvancılık, meyve-sebze yetiştirme ve orman ürünlerinden kıt kanaat geçinmiş halkımız. Yetiştirdiği meyveleri, komşu köy ve illere götürüp pazarlamış. Hayvan yetiştirip yaylacık yapmış büyüklerimiz. Orman ürünlerinden balta, dirgen, tırmık sapı yapıp pazarlamış bazı köylülerimiz. Çömlekçilik yapanlar olmuş. Arıcık yapmış bazı insanlarımız. Ürünlerini su değirmenlerinde öğütmüş yıllarca barış ve dostluk içinde yaşamış halkımız. Düğünlerde coşmuş, kadınlı erkekli üç nesil bir arada horon tepmiş. Davul-zurna, tulum-kemençe, akordeon…benzeri çalgı aletlerinin sihirli melodileri eşliğinde. Birlikte gülmüş bayram günlerinde, ortak acılarını birlikte göğüslemiş. Uzun yaz günlerinde tarlada, bağda ter akıtırken oruçlarını tutmuş, dini bayramlarını huşu içinde karşılamış bir halktır Artvin halkı.

Yemyeşil derelerinde çocuklar çimmiş. Çayır bağ bahçe sulanmış yıllarca bu güzel derelerden akan duru sulardan. Su kenarlarında mini mini toprak parçalarında verimli meyve bahçeleri oluşturulmuş ilimde yıllarca. Mısır, patates, fasulye… benzeri ürünlerinin aromasının lezzeti dillere destan dadıyla işte bu dere ve çayların sularıyla sulanmış.

İki binli yıllarda bir ilginç proje yürütülmeye başlandı tüm kara deniz bölgesi dereleri için. HES projesi. Çevresine hayat veren derelerimiz kırk dokuz yıllığına yurttaşların hizmetinden çıkarılıyor, hiçbir kaynağına dokunmamacasına. Bu proje halka karşı bazı yerlerde uygulandı. Sular, çay ve derelerden alınıyor yüzlerce ağaç kesilerek ormanların içinden geçirilip bir minik santral oluşturuluyor. Kaçırılan kurbağaların yerini tutmuyor yapılan doğa kıyımı. Çayın, ayağına sözüm ona azıcık can suyu veriliyor. Gözlerimle gördüm. Suyu alınan dereler kurumuş, bir zamanlar yemyeşil olan bahçe ve meyve ağaçları ile birlikte. Halkımız canla başla HES projelerine karşı çıkıyor yerlerde sürüklenmelere, jop ve biber gazına karşı…mücadele devam ediyor doğayı koruma adına.

Artvin halkı şimdi yeni bir mücadele içinde Cerrattepe’de. Bir firma siyanürle altın çıkarmak istiyor doğayı katlederek. Kudretten büyüme çam ağaçlarını keserek işe başlamak istiyor. Doğaya tabii kaynaklarının heder olmasını istemeyen Artvinli ayakta günlerden beri. İldeki insanımız karşı siyanürle altın çıkarmaya. İstanbul’da, İzmir’de, Ankara’da, Bursa, Kocaeli Sakarya ve tüm illerimizde ve de yurt dışında yaşayan aydın, entelektüel tüm Artvinli ve duyarlı yurttaşlarımız karşı doğanın heder edilmesine. Hükümet ne diyor 21 Şubat günkü haberlerde yok efendim bakır çıkarılacakmış. Altından, siyanürden bahsedilmiyor. Artvinli üzgün aklıyla alay edilmesinden. Daha düne kadar altın çıkarılacak diye tüm medya organlarından dünyaya ilan edildi.

Oysa bu güzelim Ceratta ve benzeri eşsiz güzellikteki dağlarımıza modern yöntemlerle ulaşım sağlansa. Örneğin teleferiklerle ulaşım sağlanarak otel ve moteller yapılsa ne olur. Doğaya kıyılmadan bacasız fabrikalar hayat bulur turizm adına.

İşte Artvinli doğayı yeni kuşaklara bozulmadan bırakılsın istiyor. Artvinli barışsever bir halktır. Artvin hapishanelerinde sinek avlanıyor. Döğüş-kavga istemiyor Artvinli. Yanlış algı yaratılmasın. Yıllarca ülkeye en çok öğretmen, doktor, mühendis, hakim-savcı, avukat, ebe, hemşire, vali-kaymakam, üst düzey bürokrat, subay yetiştiren halktır Artvin halkı. Memleketimizi seviyoruz Edirne’den Hakkari’ye, Ardahan’dan Muğla’ya kadar en az Artvin’i sevdiğimiz kadar. İstiyoruz ki yüce dağlarımızda barış rüzgârları essin, ovalarımızda dostluk türküleri söylensin. Bir arada huzur içinde çağdaş uygarlık yolunda doğamızı bozmadan birlikte yürüyelim demokrasinin yaşam bulduğu ülkelerin halkları gibi…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.