Çevre Hakkı ve Hukuku

19.11.2014 09:05:03
A+ A-

Abdülhamit PEHLİVAN

http://www.hamitpehlivan.com

Çevre hakkı'nın tarihsel sürecine bir göz atacak olursak;

Birleşmiş Milletler tarafından Haziran 1972 Stockholm'de düzenlenen Çevre ve Kalkınma Konferansı'nda "İnsan, kendisine onurlu ve iyi bir yaşam sürmeye olanak veren nitelikli bir çevrede, özgürlük, eşitlik ve tatmin edici yaşam koşulları temel hakkına sahiptir." denilerek uluslararası bir belgede çevre hakkı'da bir insan hakkı olarak tanımlanmıştır. Bu ifade Türkiye'nin de taraf olduğu Stockholm Bildirgesinde yer almıştır. Daha sonra da Haziran 1992'de Rio Bildirgesi'nin ilk maddesinde ki "insanlar sürekli ve dengeli kalkınmanın merkezindedir. Doğa ile uyum içerisinde sağlıklı ve verimli yaşama hakları vardır" ifadeyle çevre hakkı altı çizilerek bir kez daha vurgulanmıştır. Yani Çevre hakkı için en açık tabiriyle Çevrenin korunması ve sürdürülmesi/geliştirilmesidir.

Çevrenin korunmasına ve sürdürülebilmesi için yapılması gereken çalışmalara yeteri önemin verilmemesiyle ortaya çıkan çevresel sorunların sonuçları yalnızca bireyleri değil küresel ölçekte birey topluluklarını etkileyebilmektedir. Bu da bize Çevre hakkının korunmasında ve argüman havuzunda, bireysel sorunların değil toplumların ve ülkelerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkartmış olduğu küresel değerlerin rol oynayacağını göstermektedir. Bunun en önemli unsurlarından birisi de gelecek kuşaklarında sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını korumak zorunda olmamızdır çünkü bu hakkın ihlalinden gelecek nesiller kesinlikle sorumlu tutulamaz.

Çevre hakkı kavramı ile Hukukta çevre hakkını koruma altına alan ve ihlallere karşı cezai müeyyideler yer almaya başladı. Türkiye'de ise bu ilk defa 1982 Anayasası'nın 3. bölümündeki, 56. maddede;

Herkes, sağlıklı ve düzenli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.

.Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.

Anayasanın bu maddesiyle Çevre hakkının tanınmasından sonra 1983 yılında 2872 Sayılı Çevre Kanunu çıkarılmıştır. Bu kanunun en temel yapı taşı olan "kirleten öder ilkesi" ile sürdürülebilir bir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda çevrenin korunmasını sağlar. Ayrıca Çevre ihlalleri kişilere karşı değil topluma ve kamuya karşı işlenmiş olduğundan yola çıkarak ceza hukukun müdahalesinin de olması gerekmektedir. Eski TCK'da Çevreye karşı belirtilen suçlarda "Yangın Çıkarmak, Halkın içeceği suları zehirleyerek veya bozarak umumun sıhhatini tehlikeye düşürmek, Yetkili makamın emir ve talimatlarına aykırı davranmak" gibi münferit hükümler vardı. Daha sonra ise Avrupa Birliği Konseyi'nin 27 Ocak 2003 tarihli "Çevrenin Ceza Hukuku Yoluyla Korunması Hakkında Yönerge" üye ve aday ülkeler tarafından iç hukuka alınmıştır. Bunun üzerine 2004 yılında 5237 Sayılı TCK ile Çevreye Karşı Suçlar başlığı altında "Çevrenin Kasten Kirletilmesi, Çevrenin Taksirle Kirletilmesi, Gürültüye Neden Olma" yer almıştır. Kanunun amacı kısmında da "kamu sağlığı ve çevrenin koruması" yer almıştır.

Yukarıda belirtilen kanunlar ile birlikte Çevre Hakkı ve Çevre Sağlığı korunma altına alınmaya çalışmıştır. Ayrıca 2872 Sayılı Çevre Kanunu'na bağlı olarak atıkları, kirliliğe sebebiyet verici faaliyetleri düzenleyici bir çok yönetmelik çıkartılmıştır. Ancak tüm bunlara rağmen sanayileşmede ki büyüme ve tüketim alışkanlıklarının günden güne artmasıyla kalkınma politikaları yapılırken de çevresel faktörler gözardı edilmeye başlanmıştır. Bu sebeple giderek artan çevre kirliliği küresel ölçülerde geri dönülmez bir yola girmek üzeredir. Bunun farkına varılmasıyla da uluslararası çalışmalar ile çevre kirliliğinin önlenmesi için faaliyetler başlatılmış olup bunun neticesinde tüm ülkele Çevre kirliliğinin engellenmesi amacıyla caydırıcı ve yapıcı bir çevre hukukun olması sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu hususta Türkiye'de uygulamada yapılan yanlışlar ve sebep olduğu sorunlar bir sonra ki yazımda yer alacaktır.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.