Datça’da Neşrolunan “yarımada’nın sesi” Gazetesi Zaytung mudur?

25.05.2014 22:36:17
A+ A-

Efendim uzun süredir makalelerime ara vermiştim, zira memlekette bendenizin kalem oynatmasına müsait bir ortam mevcut değildi. Biliyorsunuz, ben daha ziyade eğlenceli mevzulara vakıf bir şahsiyetim. Ne yazık ki, memleket benim mevzumu aşan hüzün dolu günler yaşıyor, öldürülen gençler, Soma’da maden işçilerinin, sistemin katliamına uğraması gibi bir dizi adaletsizlikler.

Bu kara bulutların dolaştığı havalarda bendenizi kalem oynatmaya teşvik eden kasabamızda neşrolunan “yarımada’nın sesi” gazetesinin bir “haberi” oldu.

Bildiğiniz gibi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Datça-Bozburun için 1/25.000’lik bir plan revizyonu yapılarak Datça’nın koyları tarihi yerleri yapılaşma ve yerleşime açıldı. Bu durum karşısında hem datça’da hem de bütün yurtta, yurttaşlar tahribat tehdidine karşı seslerini yükseltmişlerdi. Datçalı yurttaşlardan Datça Dayanışması platformunda toplanan da, planın durdurulması için bir imza kampanyası başlatmışlar. Bu imza kampanyasında toplanan 27.000’i aşkın imzayı Berkin Elvan yontusu önünde yaptıkları basın açıklamasıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na iletilmek üzere Kaymakamlığa elden vermişler ve taleplerini duyurmak üzere de dilekçelerini TBMM’ye Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne, Muğla Valiliği’ne Datça Belediyesi’ne posta ile göndermişler.
Ben, bu konuyla ilgili bilgiyi hem ulusal basından hem de Datça’da yayınlanan diğer yerel basından edindim.Şimdi gelelim Datça “yarımada’nın sesi” gazetesinin acar gazeteciliğine ve de zaytungluğuna.evvela zaytung ne manaya gelir onu izah edeyim. Zeitung Almanca bir kelime olup gazete anlamına gelmektedir. Fakat bizim söz konusu gazeteye zaytung dememiz memleketimizde internet ortamında yayın yapan ve adı da zaytung olan neşriyattan dolayıdır. Bu neşriyat, vukubulan  hadiselere teşbih yaparak ve abartarak mizahlaştırır, böylelikle de okuyucusunu eğlendirir. Bendeniz zaytung haberlerinin müptelasıyımdır efendim.
Şimdi kasabamızda da “yarımada’nın sesi” gazetesi bu ekolün bir temsilcisi olmaya aday gibi geliyor bendenize. Bu da doğrusu epey bir hoşluk yaratacağa benzer.
Gazetemizin haberi şöyle:” Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan yeni 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’na yönelik tepkiler, Datça Belediye Başkanı CHP’li Şener Tokcan’ın planın iddia edildiği gibi talan ve yağma planı olmadığını, aksine Datça Yarımadası’nı koruma amaçlı bir plan olduğunu açıklamasına rağmen devam ediyor… Platformda şehir plancısı ve ya Datça halkından kimsenin yer almaması ise dikkat çekti. Platform adına basın açıklamasını ressam İbrahim Çiftçioğlu okudu.”

Efendim, birincisi şimdi adına iletişim fakülteleri diyorlar, hatta iletişim meslek liseleri de mevcut memleketimizde, bırakalım üniversiteyi, ilköğretimi bitirip, iletişim meslek lisesinin 1. Sınıfına başlayan öğrenciye öğretilen birinci gazetecilik alfabesi haber ve yorumun farklı kategoriler olduğudur. Haber hiçbir yoruma girmeden doğrudan olay neyse onu anlatmaktır. Habercinin görevi budur. Yorumcu ise olan olayları kendi dünya görüşüne göre yorumlar ve okuyucusuyla paylaşır. Kasabamızın “zaytung”u ise haberi yorumla karışık sunmakta. Evet AKP hükümetinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hazırlamış sunmuş planı CHP’li Belediye Başkanı’da savunuyor. Bunun böyle olması, planın doğayı ve tarihi değerleri tahrip edecek tehdit edici bir nitelikte olmadığını ispatlamaya yetmez ki. Şimdi bir hatırlatma yapayım efendim. Seneyi devriyesini idrak etmek üzere olduğumuz Haziran Gezi direnişine neden olan AKP’nin Taksim Gezi Parkını AVM’ler ve yapılaşmalarla yok etmesi planını da İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi oylamasında CHP’li meclis üyeleri de onaylamıştı. Hatırlanacağı gibi halkın doğanın tahrip edilmesine karşı yükselen tepkisiyle birlikte CHP’de bu yanlışından döndü, parkın yıkımına karşı durdu. Şimdi acaba Datça’da da tarih tekerrür mü ediyor? Tabii, şu da ilave edilmelidir. Daha 3 ay önce belediye seçimleri yapıldı. AKP ve CHP’nin planla ilgili görüşlerini biliyoruz. Peki Datça’da İlçe örgütleri olan ve seçimlerde bildirgeleriyle konuşmalarıyla yönetime aday olan MHP’nin, DP’nin, HDP’nin, DSP’nin, İP’in bu konuyla alakalı görüşlerini hiç duydunuz mu bir açıklama yapmışlar mı? Bendeniz hiç duymadım, yanlışım varsa düzeltelim.

Esas “zaytung”laşmaya gelince o da şu; Datça halkından kimse yokmuş ve de şehir plancısı yok imiş. Bendeniz fotoğraflara baktım, 27.000 imzayı temsilen orada bulunan doğaya ve tarihe duyarlı insanlar her daim Datça’da aşina olduğum simalar. Her şeyden önce de insanlar… “zaytung” onların uzaydan gelmiş tuhaf yaratıklar olduğunu düşünmüyordur herhalde. Hem sonra efendim Datçamız dünyanın  doğasıyla, tarihiyle en nadide köşelerinden biri değil midir? Elbette bütün dünyalıların ona sahip çıkması gerekmez mi? Daha da sonra efendim, bir başka mevzuda şu, planla yerleşime açılan Kızlanaltı mevki diye sözü edilen Eski Knidos tarihi sit alanında vurulacak kazmalarla mezarlarında uyuyan Knidoslular mezarlarından kalkıp esas Datçalı biziz derse ne olacak? Bir daha düşünelim Dünyalı olmanın en iyi erdem olduğunu zihnimize nakşedelim.

Gelelim şehir plancısının olmadığı basın açıklamasını eksik bulan editörün zihniyet dünyasına. İşte burada “zaytung”un Datça şubesiyle müşerref olduğuma iyice kani oldum ve de pek keyiflendim. Neden mi? Çünkü Datçamızda plana karşı duracak veya planı savunacak bir şehir plancısı yok da ondan. Amma velakin Türkiye’de ki bütün şehir plancıları bu plana karşı, çünkü, Şehir Plancıları Odası planın Datça’nın doğal ve tarihi dokusunu tahrip edeceğini açıklayarak ilgili mercilere itirazını yapmış durumda. “yarımada’nın sesi” gazetesinde bu haberi yapan muhterem okusun da bilgilensin diye aşağıya Şehir Plancıları Odasının açıklamasını da ekliyorum.

Sevgili Uğur Mumcu’nun şu sözleri kulaklara her daim kulaklara küpe olmalı “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olanlar”

Şimdi haberde yer alan Mehmet Akçaoğlu ismindeki kişinin planı savunarak 27.000 imzayı temsilen orada bulunanlara söylediği sözlere. Şöyle dediğini yazıyor gazete:” Size katılmıyorum. Yanlış düşünüyorsunuz. Bu plan ile bütün tarım arazileri koruma altına alınmıştır, diye bağırdı. Mühendis olduğunu ve söz konusu imar planı hakkında çok iyi bilgi sahibi olduğunu”
Doğrusu ben bu şahsı tanımam ne mühendisi olduğunu da bilmem, ancak konunun uzmanı olan Şehir Plancıları Odası planı tahrip edici bulurken bu şahsın bu derece heyecanla planı savunması dikkatimi çekti. Efendim daha sonra bir Datçalı yurttaş konuyu merak ettiğimi görünce bana şunları söyledi: “Bu şahsın planla yerleşime açılacak Kızlanaltı- Eski Knidos tarihi sit alanında da arazileri var.” Ben duyduğumu iletiyorum eğer böyle değilse iletsin, yalnızca planı beğendiğinden bu tutumu aldığını da yazarız efendim. Ama zaten büyük toprak sahiplerinin bu planla keyiflendiği aşikar değil midir? Doğa, tarih ne gam efendim.
Şimdi yukarıdaki fotoğrafa dikkatlice bakın sevgili okurlarım. Bu fotoğraf 1/25.000’lik plandan sonra Bodrum’un düştüğü acınası durumdur. Eğer biz Datçalılar ve tüm dünyalılar bu planı durduramazsak, planın kıyıya kadar yerleşime açtığı Kargı koyunun da bu fotoğraftaki gibi olacağını bilelim.

 

*                                   *                                      *

BASIN AÇIKLAMASI

       07 Mayıs 2014

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI‘NDAN

BASINA VE KAMUOYUNA

  

     Muğla ili, datça-bozburun özel çevre koruma bölgesi 1/25000 ölçekli çevre düzeni planı revizyonu şehircilik ilkeleri ve kamu yararına aykırıdır.

Ülke ve dünya ölçeğinde ekolojik öneme sahip, çevre kirlenmeleri ve bozulmalarına duyarlı toprak ve su alanlarını içeren, sahip olduğu biyolojik çeşitliliğin, doğal kaynakların ve bunlarla ilgili kültürel kaynakların gelecek kuşaklara ulaşmasını emniyet altına almak üzere Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilen Datça-Bozburun bölgesi, korumakla, gelecek kuşaklara taşımakla yükümlü Bakanlık eliyle yok edilmek istenmektedir.

Muğla İli, Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi 1/25000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonu, yangından mal kaçırırcasına 30 Mart yerel seçimleri öncesinde onanarak askıya çıkarıldığı günlerden beri kamuoyunda infiale yol açmıştır.

Datça-Bozburun‘da yapılaşma yasağı olan kıyı bandı ve çevresinde yapılaşmanın önünü açan ve duyarlı kamuoyu tepkisine rağmen, hiçbir kurum görüşü alınmadan oluşturulan Çevre Düzeni Plan Revizyonu, Odamızın Muğla Temsilciliği ve İzmir Şubesi‘nce incelenmiş, planın tarım alanlarında, doğal ve arkeolojik alanlarda korumadan uzak kararlar içerdiği ve bu alanlarda yapılaşmanın önünü açtığı gerekçeleri ile; Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü‘ne 29.04.2014 tarihinde, yasal süresi içinde kapsamlı bir şekilde itirazlarımız iletilmiştir.

Bu doğrultuda;

  • Muğla-Aydın-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarının Danıştay 6. Dairesince nüfus ve sektörel projeksiyonlar açısından yürütmesi kısmen durdurulmuş iken, itiraza konu planın Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisindeki nüfus ve sektörel projeksiyonlarının hangi kriterler dahilinde yapıldığının anlaşılamadığı,
  • Doğal ve arkeolojik sit derecelerinde değişiklik yapılarak bu alanlarda turizm alanları, yerleşim alanları, günübirlik alanlar ve kamping alanları planlanarak yapılaşmaya açıldığı,
  • Mesire yerlerinde yapılaşma koşulları konusunda belirsizlikler olduğu, son dönem yapılan düzenlemelerle yapılaşma riski taşıdığı,
  • Mera Kanunu ve Uygulama Yönetmeliğindeki hükümler nedeniyle sözkonusu plan değişikliği ile belirlenen kullanım kararlarıyla bölgenin imara açıldığı, yapılaşma yönünde baskı oluşturacağı,
  • Agro Turizm adı altında, tarım alanlarının, 2. konut benzeri uygulamaya dönüştürülmesine imkan veren ve hiçbir mevzuatta yer almayan bir biçimde tanımsal gösterim ve kararlarla yapılaşmaya açıldığı,
  • Koruma kararları doğrultusunda sit paftalarında 1. derece doğal sit alanı olarak belirlenmiş koylarda kamping alanları oluşturularak doğal yapıya zarar verileceği,
  • Günübirlik  kullanım önerilen alanlarda yüksek yapı yoğunluğu verildiği,  
  • Geleceğimizin garantisi olan “özel çevre koruma bölgeleri, doğal sit alanları, muhafaza ormanları, gen koruma alanları, tohum meşcereleri ile endemik ve korunması gereken nadir ekosistem alanları” madencilik faaliyetlerine teslim edilirken, ” hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıkları” için çöplüğe dönüştürüleceği,
  • Maden ocakları işletme ve rezerv alanları planda gösterim olarak işaretlenmiş olmakla birlikte bu konuda verilmiş ruhsat ve izinlerden bahsedilmediği gibi, orman alanında gösterilen maden alanlarının ne kadarlık alana yayılacağı konusunun belirsiz olduğu,
  • Fiilen kaçak durumdaki yapılaşmaların yasallaşmasına olanak sağlayan plan kararları getirilmiş bir plan olduğu, 

temel gerekçeleri ile yapılan itirazla, planın kamu yararından uzak kararlar içerdiği tespitlerimiz onay kurumuna iletilmiştir.

Muğla bölgesinde uzun zamandır devam eden, bütüncül planlama anlayışından uzak, parçacı yaklaşımla, yapılaşmaya açılması düşünülen alanları kapsayan, tarihi ve doğal çevre, kültür ve yaşamsal öneme sahip değerler gözetilmeden, kamu yararı taşımayan tamamen ranta yönelik yapılaşmaları yönlendirmek amaçlı, alanın Özel Çevre Koruma Bölgesi ilanının gerekçesi olan uluslar arası sözleşmelere aykırı bu plan değişikliğinin şehircilik ilkeleri ve kamu yararına aykırı olduğunu ilan ediyoruz.

Bu nedenle, Doğal, tarihi ve yöresel birçok özelliğe sahip Datça-Bozburun bölgesinin, salt turizm planlaması anlayışı ile değil, koruma öğelerini içeren geniş kapsamlı düzenlemelerin parçası olarak ele alınması gerektiğini bir kez daha dile getiriyor ulusal ve uluslar arası nitelikte doğal, tarihi ve kültürel değerlere sahip bir bölgede onanan Muğla İli, Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi 1/25000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonunun bir an önce durdurulmasını talep ediyoruz.

Basınımıza ve Kamuoyunun bilgilerine saygı ile sunarız.

  

Orhan SARIALTUN

TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.